Sermayedar gazetecilik

Sermayedar gazetecilik

Ben gazeteciliğin ne olduğunu Uğur Mumcu ile öğrendim. Çocukluğumdan kalma hayallerde, kalabalıkların “Uğurlar Olsun” türküsü eşliğinde mum yaktığı karlı kış günlerini hala anımsıyorum. Üniversite yıllarıma kadar her gazeteciye ve her gazeteye saygı duydum ve imrendim. Ben de bilmiyorum neden olduğunu ama bugün bir gazeteci değilim ve olmaktan da uzağım.

Buna rağmen zaman geçtikçe ve Türkiye’nin siyasi tarihi yeniden şekillendikçe görüşlerimde ciddi değişiklikler yaşandı. Önceleri kuşku duyduğum olaylar bir süre sonra düşüncelerimi allak bullak eden bir yaraya dönüştü. Nihayetinde gazeteciliğe olan saygım tamamen tükendi.

Gazeteciliğin öldüğünü, belki de hiç yaşayamadığını kabul etmek sizin için zor olmalı. Benim için de öyleydi. Nitekim Uğur Mumcu aklıma geldiğinde hala ürperirim. O‘nun gücünden, zekasından ve cesaretinden ötürü ürperirim. Onun mesleğinin yaşamasının imkansızlığını bilmek ne yazık ki daha büyük bir boşluk doğuruyor.

Peki nedir gazeteciliği bu kadar imkansız kılan? İnsanların karaktersiz olması mı? Kesinlikle değil. Tarih boyunca öyle dehalar ve cesur insanlar doğmuş ki bu topraklarda, benim bunları anlatmaya cümlelerim yetmez. Ama ne kadar cesur olursanız olun ve ne kadar doğrunun peşinden koşarsanız koşun dünya üzerinde değiştiremediğimiz paranın gücü gerçeği var. Gazetecilik tarihine bakın, yüzyıllar öncesine kadar gideceksiniz. Savaş haberleri ile canlanan gazetecilik, kirli dolaplara ve sömürü tezgahlarının deşifre edilmesine kadar uzanmıştır. Fakat edinilen tüm bilgilerin halka ulaştırılamaması maalesef gazeteciliği reel manada imkansızlaştırıyor.

Önceleri bir gazetenin yayınlanması için gerekli bütçeyi okurlar gazeteyi satın alarak sağlarken, şimdi bu bütçe gazetelere yetmemektedir. Daha da büyük düşündüğümüzde TV kanallarına kadar uzayan haber ulaştırma sürecinde, reklamlar ve sponsorlar tüm bütçenin çekirdeğini oluşturmaktadır. Yani doğruların söylenmesi için gerekli asgari bütçe sermaye sahipleri tarafından sağlanmaktadır. Gazetecilerin amacı halka doğru haberleri ulaştırmak olsa da, medya patronların amacı bu değildir. Her sermaye sahibinin olduğu gibi sadece para kazanmaktır. Bu nedenle yayınlanacak doğru bir haber eğer ki patronlara para kazandıran bir reklam verene zarar veriyorsa, o haber muhtemelen yayınlanmaz. Denklem bu kadar adi ve bu kadar da acıdır. Dolayısıyla basın, sponsorların reklamları için doğru haber safsatası altında sermayelere sermaye katmak, kasaları daha da doldurmak için vardır.

Biz bunu toplum olarak ancak Gezi sürecinde öğrenebildik. Ancak bunu öyle bir öğrendik ki; basına karşı olan tutumlarda garip bir kutuplaşma oldu. Aslında çıkarları uymayan iki sermaye kolunun, karşı karalama kampanyaları oluşturması garip de değildir. Dahası, Kürt sorunu da yıllarca bu sistem üzerinden anlatıldı. Kim bilir yapılan ya da yapılmayan haberlerle kimlerin sermayesi kaymak bağlamış, kaç kişinin ölümü üzerinden kaç milyon dolar kazanılmıştır.

Bu nedenle kişisel olarak artık amacı para kazanmak olan hiçbir kuruluşa güvenmiyorum. Doğru haber, hatta doğru yorum alabilmek için maddi çıkarı olmayan kişilerin fikirleri çok daha değerlidir. Sermaye için var olan bir kuruluşu takip etmektense, Twitter kullanıcılarını takip etmek çok daha mantıklıdır.

Özgür Adem IşıklıÖzgür Adem Işıklı: 1988 yılında İstanbul'da doğdu. Profesyonel mesleği Bilişim Öğretmenliği olmasına rağmen Yazılım Uzmanı olarak çalışmaktadır. Toplumsal meseleler, hukuk ve demokrasi ilgi alanları içerisindedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular