Siyaset, vatan için çalışmaktır!

Siyaset, vatan için çalışmaktır!

Geçtiğimiz haftalarda, cumhurbaşkanımız Suriye’deki savaşa edeceğimiz etkinin nasıl olacağını anlattı. Söylediğine göre, bunu bir yöntem ile yapacakmışız. Bu yöntemin adı da Eğit-Donat‘mış.

Sanırım hepimiz ABD’nin Irak’a girişini biliyoruzdur. ABD, Irak’ta nasıl bir politika izledi? ABD, Irak’ta kendi askerlerinden ziyade; Irak halkını kullandı. Onları para ile, makam ile kendi tarafına çekti. Tabii “onları” derken, tüm aşireti kastediyorum. Belli aşiretlerin belli insanlarını kendi safına katarak o aşiretleri ele geçirdi. Ve Irak halkına karşı, Irak halkını kullandı.

ABD’nin bu yaptıkları da planlı programlı değildi. Bunları, sadece kendi askerleri ile Irak’a hakim olamayacağını anlayınca uyguladı. Bakın dikkatinizi çekerim; hiçbir zaman çıkarlarına aykırı davranmayan Amerika Birleşik Devletleri, Irak topraklarında yaptığı yanlışı anlayıp, o yanlıştan döndü. Döndü ve kendince doğru olanı yaptı, Irak halkı için ne kadar acıklı olsa da. Bugün Irak konusunda Amerika’nın geldiği durum ortada. Bu adımı attıktan sonra, Irak’ta istediklerini aldılar. Şu son birkaç yıldır da çekilme sürecindeler. Tabii o ayrı bir konu.

Demek ki; ister Amerika Birleşik Devletleri, ister Nahçivan Özerk Topluluğu olalım, kendi çıkarlarımıza aykırı davranmamalıyız. Bakın, Irak’taki burjuva, ülkesinin çıkarlarına ters düştüğü an nasıl da her şeyini kaybetti. Yani çıkarlarınıza uygun davranmanız için devlet olmanıza da gerek yok. Dünya üzerinde bulunan herhangi bir birey bile her zaman çıkarlarına göre hareket eder.

Peki kendi devletimize, yani Türkiye Cumhuriyeti’ne bakalım. Sanki her alanda, her zaman, her yerde kendi çıkarlarımıza ters düşmeye çalışıyormuş gibi bir halimiz var. Hayır, bunu sırf eleştiri olsun diye söylemiyorum.

Bir bakıyorsunuz, ülkeye sıcak para akıtan, ülke ekonomisine dolaylı yoldan katkı sağlayan işadamlarına sayıp sövülüyor.

Bir bakıyorsunuz, ortak çıkarlarımız doğrultusunda ilişkiler kurduğumuz ülkeler ile ilişkilerimiz sıfır noktasında.

Bir bakıyorsunuz, “komşular ile sıfır sorun” politikası, yerini “nerede Komşu, orada kavga”ya bırakmış.

Bir bakıyorsunuz, Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Döneminde ortaya çıkan, Cumhuriyet dönemi ile en üst düzeye gelen “İlericilik” hareketi, yerini “Orta Doğu ülkesi olma” politikasına bırakmış.

Bir bakıyorsunuz, Suriye konusunda, Libya konusunda, Mısır konusunda neredeyse dünyanın diğer devletleri ile ters konuma gelmişiz.

Ve daha niceleri…

Özetlemek gerekirse; Türkiye, dış politikada bağımlılığı bırakmalı, artık çıkarlarına göre hareket etmeye başlamalıdır. Suriye’deki savaşa, Eğit-Donat gibi hiçbir işe yaramayacak bir formül, etki bile etmez. Çünkü bir ulusun kaderini değiştirmek, dünyanın en zor işlerinden biridir.

Bunun yanı sıra, bir ülkede yapılan siyaset, mantıklı olmalıdır. Hatta mantıklı olmasını bir tarafa koyalım; bir ülkede yapılan siyaset, o ülkenin çıkarlarını gözetmek için, o ülkeyi bulunduğundan daha iyi bir konuma getirmek için yapılmaz mı? Evet, onun için yapılır.

Peki, gözleri ülkemize çevirdiğimizde ne görüyoruz? Sürekli eften püften sebepler yüzünden birbirine girmiş siyasetçiler. İlla ki birilerinin çıkıp dur demesi mi gerekiyor? Yukarıda bahsettiğim gibi, ülkenin çıkarları söz konusu olduğunda siyasilerin birbiri ile anlaşıp, ona göre adımlar atması gerekir. Ancak kendi adıma konuşmam gerekirse; şu hâlde, ülkemizdeki siyasetçilerin bu olgunluğa eriştiğini zannetmiyorum.

Egemen Arda ÖlmezEgemen Arda Ölmez: Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi. Profesyonel olarak siyaset ile uğraşıyor.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular