Sosyal demokrasi ve milliyetçilik

Sosyal demokrasi ve milliyetçilik

Son dönemlerde etrafımdaki değişik siyasi yapılanmalara baktığımda, birkaç değişim fark ediyorum. Ancak bu değişim sağ yapılanmalara etki etmemiş. Sağ partiler veya eğitim kurumları (!) yıllar önce ne ise, şimdi de o. Tabii cesaretlerinden biraz ödün vermiş gözüküyorlar; ancak bu, konumuz dahilinde değil.

Bu değişim, gözlemlediğim kadarı ile genel olarak sol örgütlerde yer almış. Peki, nedir bu değişim? Bildiğimiz kadarıyla, “sol” yıllardır kendi içinde fraksiyonlara ayrılıyor. Eskiden bu fraksiyonlar, birbirlerini devlet uzantısı olmak ile suçlarlardı. İşte can alıcı noktaya geldik; şu anda ise bu fraksiyonlar, birbirlerini faşizm ile suçluyorlar. Peki nedir bu faşizm?

Faşizm, sanılanın aksine; “söyleme yasağı” değil, “belli şeyleri söyleme zorunluluğu”dur. İlhamını, milliyetçi işçi hareketlerinden almıştır. Yani damarlarında akan kan, milliyetçiliktir. İşte bu sol örgütlerin birbirine hakaret ettikleri nokta budur: milliyetçilik.

Peki, milliyetçilik bir ayıp mıdır? Solun içinde milliyetçilik olamaz mı? Pekala olabilir. En güzel ve eski örneklerinden bir tanesi de Sultan Galiyev’dir.

Peki, milliyetçilik sosyal demokrasilerde olmalı mıdır? İşte şimdi bu sorunun yanıtını arayacağız.

Bana göre, tüm ideolojik akımlar, bulunduğu ülkenin koşullarına göre tekrar gözden geçirilmeli, o ülkenin hamuru ile yoğurulmalıdır. Misal, siz kapitalizmin en vahşi dönemlerini geçirmiş ve teknolojinin en gelişmiş dönemlerini yaşayan günümüz Türkiye’sinde, Küba tipi sosyalizmi uygulayamazsınız. Veya Çin’de de Sovyetler tipi sosyalizmi.

Aynı şekilde, sosyal demokrasi de ülkelere göre tekrar dizayn edilmelidir. Ve ülkemizin koşullarına göre, bu sosyal demokrasinin içinde, milliyetçilik de olmalıdır. Asla yanlış anlaşılmasın: Milliyetçilik derken, ırkçılığı kastetmiyorum. Benim milliyetçilik anlayışım, vatanseverliktir. Tıpkı Mustafa Kemal’in milliyetçilik anlayışı gibi.

Sosyal demokrasinin ülkemize göre dizaynına gelirsek; bunun en güzel örneğini, 70’li yıllarda Bülent Ecevit gerçekleştirmiştir. CHP’nin parti tüzüğüne, Altı İlke’nin yanına, sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini de yazdırmıştır. Böylece CHP, 70’li yıllardan itibaren, tüzüğünde hem milliyetçilik, hem de sosyal demokrasiyi barındırmıştır.

Ve şunu da eklemeden geçemeyeceğim: Bana göre, sosyal demokrasinin ilkeleri ve milliyetçiliğin aynı anda uygulandığı bir toplum, tam bir ütopyadır.

Birbirlerine “Devlet Fraksiyonu” diye hakaret eden sol partiler:

Birbirlerini dinlemeye bile tahammül edemeyen sol örgütler (videonun altındaki yorumları da okumanızı öneririm):

Egemen Arda ÖlmezEgemen Arda Ölmez: Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi. Profesyonel olarak siyaset ile uğraşıyor.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular