Tahrik adaleti

Tahrik adaleti

Kadın şiddetinin anavatanı Türkiye. Kadın cinayetleri bütün küfürlerin, namus arayışlarının başrolünde olan kadınların uğradığı değersizleştirmenin nefessiz hali. İnsan olanı çaresizce öfkelendiren, üzen şey, maalesef bunu sürekli yaşıyor olmamız. Namuslu geçinen ama aslında özgüvensiz olan pezevenklerin her cezasını bir kadının hayatıyla ödediği boktan dünya, ülkem ve bu saçmalıklarla dolu olan düzen. Artık herkes kanıksadı bunu. Herkes için sıradan bir haber oldu kadın cinayetleri. Keyfimiz kaçmasın diye okumadığımız, göz ardı ettiğimiz, istatistiki birer rakam oldu kadınlar.

Bu yazıda kadın cinayetleri kadar üzücü bir durumun üzerinde yoğunlaşacağım. Kadına yapılan şiddetin sonucu olarak zorunlu hale gelen yargı süreci. Tahrik adaleti. Ataerkil bir toplum geleneğine sahibiz, ancak bu durum evrensel kültüre, insan haklarına, eşitliğe karşı olabiliyor bazen. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan’ın kadın-erken eşitliğine inanmadığı gibi.

Erzurum’da boşanma davası sürerken işini bıçaklayan kişiye altı yıl üç ay hapis cezası veren mahkeme, kadının tayt gitmiş olmasını tahrik saydı. Yanlış okumadınız. Bu tartışma yaratan karar bizin adalet sistemimizde ilk değil. Kadına yönelik erkek şiddetine verilen cezalarda yıllardır uygulanan tahrik indirimi kadın cinayetlerine davet çıkarmıyor mu?

Örnekler vererek konuyu irdeleyelim. Boşanmak istediği eşi tarafından başından vurulan kadının ölümüne ilişkin davada ailenin avukatlığını üstlenen Meriç Eyüpoğlu’na göre, kadın cinayeti davalarından sanıkların tahrik indirimi alabilmek için ortaya attıkları ilk iddia aldatıldıkları, ikincisi de erkeklik gururuna hakaret edildiği yönünde.

alıntı – “Kadın cinayetlerinde erkekler tahrik indirimlerinden cesaret almaktadırlar. Bu indirimler cinayetleri özendirmektedir. Artık mahkemelerin kadın cinayetlerine erkek indirimi yapmamalarını istiyoruz.” -alıntı

Malatya’da eşini Facebook sayfasında evli olduğunu yazmadığı ve kızlık soyadını kullandığı için 20 Şubat 2010’da öldüren kişiye verilen müebbet hapis cezası haksız tahrik ve iyi hal indirimi uygulanarak 16 yıla düşürüldü.

Bursa’da 2009 yılında boşandıktan sonra tekrar birlikte yaşamaya başladığı kadını, internette izlediği porno filmindeki kadına benzettiği için 22 yerinden bıçaklayarak öldüren kişi, tahrik indiriminden yararlanarak 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İzmir’de 2009 yılında eşinin boğazını keserek öldürdüğü için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan kişi, eşinin kendisine küfür ettiği ve tahrik ettiğini söyleyerek ağır tahrik indirimlerinden yararlandı ve 17 yıl 6 ay hapse mahkum edildi.

Antalya’da cinsel ilişkiye girmek istemeyen eşini 2 Mart 2010’da boğarak öldüren emekli imam, eşinin kendisine “sen artık erkek değilsin” dediği iddiasıyla ağır tahrik indiriminden yararlandı. Mahkeme cezasını sekiz yıl dokuz ay hapse düşürdü.

Samsun’da 2010 yılında eşini 44 yerinden bıçaklayarak öldüren kişi, “Eşim bana ‘başka kadınlara git, seni başkalarıyla aldatacağım’ dedi ve beni tahrik etti.” diyerek tahrik indiriminde yararlandı. Cezası 18 yıl 4 aya düştü. Yargıtay’ın kararı bozmasının ardından yeniden yargılandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

İzmir’de 2006 yılında eşini öldürüp cesedini buzdolabında saklayan kişinin yargılandığı davada mahkeme, kadının piercing yaptırması ve çantasında doğum kontrol hapı çıkmasını tahrik sebebi saydı, müebbet hapis cezasını 20 yıla indirdi.

Adana’da 2007 yılında nikahsız yaşadığı 17 yaşındaki kadını bıçaklayarak öldüren kişiye ağırlaştırılmış ömür boyu hapse mahkum eden mahkeme, sanığın “Evime gidip bahçe kapısını açtığımda yüzünü tam göremediğim bir şahsın kaçtığını gördüm. Eşimin alt kısmında beyaz tayt, üstünde de beyaz tişört vardı.” sözlerinden ötürü tahrik gerekçesiyle cezayı 22 yıla indirdi.

Kadın cinayetlerinde haksız tahrik indirimi uygulaması erkek egemenliğinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Kadınların boşanmak istemesini, tartışırken kendini ifade etmesini, istediği kıyafetle gezmesini, sevişmek istememesini… tahrik sebebi olarak değerlendirmek; kadınların aile içinde erkeklere itaat etmesi gerektiğini varsaymaktır. Dolayısıyla bu, kadınları ölüme kadar götüren erkek egemenliği ve erkek şiddetini pekiştiriyor.

Kadınların iradelerini ve erkek egemenliğine direnişlerini cinayetin gerekçesi olarak kabul ederek erkek şiddetini ve cinsiyetçiliği meşrulaştıran “haksız tahrik indirimi” uygulamasının kadın cinayeti davalarında devre dışı bırakılmasını erkek egemenliğine karşı mücadelemizde bir köşe taşı olarak değerlendiriyoruz. Biliyoruz ki kadının tayt giymesini, sevişmek istememesini cinayet için tahrik unsuru olarak görmek; kadınların kıyafetleri, cinsellikleri, iradeleri üzerinde erkek denetimini ve erkek şiddetini meşru sayar.

Kubilay Yalçın GerboğaKubilay Yalçın Gerboğa: Gazeteci, sosyolog ve fotomuhabirdir. Toplum, insan ve siyaset üzerine düşünür. Yerel gazetelerde muhabir, fotomuhabir ve köşeci olarak görev almıştır. Serbest Bölge Fanzin'i çıkarmaktadır.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular