Terör Saldırıları Neden Üstlenilmiyor?

Terör Saldırıları Neden Üstlenilmiyor?

imtols-logo

Oysa Atatürk Havalimanındaki katliamı üstlenen olmadı. Başbakandan, CIA şefine kadar herkes IŞİD’i suçluyor ama IŞİD sessiz. Tıpkı Suruç, Ankara, Sultanahmet, İstiklal’deki gibi.

Bir terör örgütü, neden onca kaynak harcadığı “başarılı” bir saldırıyı üstlenmez?

Bu Türkiye’ye özel bir durum mu yoksa başka örnekleri var mı?

Atatürk Havalimanı Saldırısı

IŞİD’in diğer yerlerdeki terör eylemleri bir pazarlama çalışmasıyken, Türkiye’deki eylemleri daha “rasyonel” iki amaca hizmet ediyor:

Foreign Policy’e göre ilki, kendilerini satan hükümetin meşruiyetini baltalamak. Zaten uzun vadedeki planları her türlü devletin meşruiyetini baltalamak. Ankara saldırısının sorumlusunun laptopında 26 hedef çıkmıştı ve bazı yorumlara göre bu hedefler Alevi-Sünni ve Türk-Kürt ayrımcılığını körüklemek için seçilmişlerdi. “Yönetilebilir kaos” bir dereceye kadar AKP’nin de işine geliyor ama ötesi artık herkese zarar.

[Burada bir paradoks var gerçi: Bu tip bir kaosun çıkması için gerekli olan “büyük oyunu görme içgüdüsü” (saldırıların ihalesini ABD’ye, İsrail’e, Kürtlere ve tabii ki “kalitesiz muhalefete” yıkarak hedef şaşırtmak), aynı zamanda devletin kurumlarından terörün hesabının sorulmasını da ihanet olarak görüyor. Yani millet kutuplaşıyor ama AKP’nin meşruiyeti azalmıyor.]

IŞİD’in ikinci amacıysa daha direkt: “Suriye sınırındaki geçiş noktalarımızı kapıyor, elemanlarımızı tutukluyorsunuz, bizi bırakıp Haçlı İttifakı’na katıldınız, yol yakınken geri dönün”.

Bu iki amaca ulaşmak için de eylemlerin üstlenilmemesi mantıklı: Hem mesajını veriyor, hem hükümete bir “face-saving” çıkış yolu veya ayak direme imkanı sağlıyor, hem PKK’nın önüne geçmiyor, hem de potansiyel üye olan radikal Türkleri kaybetmiyor.

Fakat artık hükümetin anında ve açıkça IŞİD’i suçlaması, bu stratejiyi etkisiz kılıyor. Zaten radikal Türklerin de “kafir yuvası” havalimanlarına yapılan saldırıdan sonra “ya bu IŞİD de önceleri iyiydi, sonra çok bozdu” diyeceklerini sanmıyorum. Bu kapılar geçen sene kapandı. Sorun şu ki, kapanana kadar da giren girdi…

“Blowback”

Türkiye’nin geçen seneye kadarki IŞİD politikasının mantıklı bir izahı yok: ABD’yi mi vazgeçireceklerdi Kürtlerle ittifaklarından, Rusya-İran-Esad blokunu mu dağıtacaklardı? Bu hayaller yolunda edindiğimiz koz, aldığımız riske değecek cinsten değildi.

Nitekim Türkiye kumarını kaybetti, hem de iki büyük gücü de kızdırmayı becererek. Eli mahkum IŞİD’e sırtını döndü ve şu anda klasik birblowback yaşıyor. CIA‘in zamanında yaptığı hatalardan ders almamanın bedeli bu. Radikal İslamcılarla stratejik ortaklığa girmeyeceksin!

En azından CIA işini uzakta görüyor, yediği kaba pislemiyordu, Türkiye ise sınırlarını açtı ve virüsü kendine bulaştırdı. Radikal İslamcılar işin bitince kovabileceğin, aran bozulunca ilişkini kesebileceğin tipler değiller. Bu adamlar FARC gibi, IRA gibi, PKK gibi, FKÖ gibi bir takım dünyevi amaçları olan tipler değiller. Asimetrik savaşın dehşetini, katlanılması gereken bir zorunluluk (a necessary evil) olarak görmüyorlar. Başka herkes için bir strateji olan terör, radikal İslam için bir ideoloji. Kıyameti getirmek isteyen adamlarla nasıl uzlaşabilirsin ki?

Global Terör ve PR

Bu yazıyı yazmadan önce, terör saldırılarının üstlenilmemesinin sıradışı olduğunu varsayıyordum. Sonuçta terör bir stratejiyse, amaç da korku salarak istediklerini elde etmek olmalı. O yüzden IŞİD-Türkiye ilişkisinde sıradışı etmenler aradım. Fakat araştırdıkça anladım ki asıl norm, saldırıyı üstlenmemek.

Bazen bunun bariz nedenleri oluyor. Mesela saldırı başarısız olmuşsa, örgütlerin “marka”larını zarardan korumak istemeleri normal. 2010’daki başarısız Times Meydanında bombalamasının arkasında Pakistan Talibanı olduğu biliniyordu ama onlar bunu sonuna kadar reddettiler: “Arkadaşın başarılarının devamını dileriz ama bizimle ilgisi yoktur”. Yahut amatör gruplar, yerlerini ve kimliklerini belli etmekten korktukları için üstlenme riskine girmiyorlar.

Fakat organize örgütlerin yaptığı başarılı saldırıların da çoğu üstlenilmiyor: Hizbullah, arkasında olduğu saldırıların sadece yarısını üstlendi. Özellikle İsrail ordusu dışındaki hedeflerde bu oran düşük.

Daha genel bakarsak, Global Terrorism Database‘ine göre, 1998’den beri gerçekleşen 45000 terör saldırısının sadece %14’ü üstlenilmiş (ham verileri içeren excel datasheet, bu da yorumlama kılavuzu. @chloriafloria sağolsun). En sofistike saldırılar olan havaalanlarına ve uçaklara yapılan saldırıların dahi çoğunluğu üstlenilmemiş.

Biraz düşününce, bu o kadar da sıradışı bir sonuç değil. Dünya’daki silahlı çatışmaların çoğunluğu tarafların birinin ezici galibiyetiyle değil, bir uzlaşmayla sonuçlanıyor. Fakat uzlaşmak için bir manevra alanı lazım. Hiçbir politikacı “teröristlere boyun eğdi” diye anılmak istemez, “barış getirdi” diye kendini pazarlamak ister. Üstlenen her terör saldırısı bu manevra alanını daraltıyor.

Acziyet ve Belirsizlik

En ilginç bulduğum şey ise, saldırıyı üstlenmemenin makro ölçekteki siyasi sebepleri değil, insanlar üstündeki psikolojik etkisi (bunun hakkında detaylı bir okuma yapmadım, sadece kendi teorilerim).

1998’den beri Hindistan’daki seçim bürolarına 38 saldırı olmuş. Hiçbiri üstlenilmemiş. Muhtemelen herkes kimin yaptığını biliyordur ve mesajı almıştır. İşte bu daha korkutucu: “Kim olduğumuzu söylemeye gerek bile duymuyoruz”. Övünmeye, böbürlenmeye, pazarlamaya ihtiyacı olmayan ama gerekli kabiliyet ve motivasyona sahip olanların uyguladığı şiddet, insanda derin bir güçsüzlük hissi uyandırmalı.

Bir diğer korkunç etki de belirsizlikten kaynaklı: İnsan düşmanının bir ismi, suratı, amacı olmasını istiyor, aksi müthiş derecede rahatsız edici.

11 Eylül ile Bin Laden arasındaki ilişki o kadar otomatik ki, eminim çoğumuz tarihin en büyük terör saldırısının tam iki ay boyunca kimse tarafından üstlenmediğini unutmuştur. Propagandadan başka bir amacı olamayacak bir saldırıyı, Bin Laden’in taa Ekim sonunda üstlenmesinin nedeni belki de bu belirsizlik etkisinden faydalanmaktı.

Yeterince zaman geçerse, insan en sevdiklerinin hastalıktan, savaştan, ihmalden, kazadan, hatta soykırımdan ölmesini bile kabullenebilir ama ne olduğunu bilmediği bir şeyden ölmesini kabullenemez.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular