Beyn Bülteni #10 — İstanbul, Çorapçık, disiplin, Aurelius

Onuncu Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 79 kişiye teşekkür ederek başlayayım bültene. Bu hafta Kadınlar Günü’nü kutlayıp Jim Carrey’nin yasını tutarken, dünyanın nasıl işlediğini anlatan bir çocuk şarkısını dinleyip Sinan Canan’la disiplin konusunu işleyecek, Substack’ten güzel yazılar okuyup Marcus Aurelius’un bir sözü üzerine düşüneceğiz.

Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım! Yazının her bölümünde ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.

🗨️ İç dökümü

🔸 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun! Sömürülen işçi sınıfı kadınlarının 8 Mart 1857’de ABD’de başlattığı grevlerle doğan bu özel günü, hayatın her alanında ezilen ve sömürülen kadınların anıldığı ve takdir edildiği bir güne dönüştürdük; klişe olacak ama yalnızca bugün anmayı da kendimize hak gördük. Böylesine taşlaşmış bir sorun nasıl çözülür bilmiyorum ama her neslin bu konuda biraz daha ilerleme kat ettiğini de görüyorum: X kuşağı boomer’lardan, Y kuşağı X’ten, Z kuşağı Y’den daha bilinçli. Alfa kuşağına da güveniyoruz.

🔸 WhatsApp’ta not gruplarım var: Genel notlarımı ayrı bir grupta, Beyn’le ilgili notlarımı ayrı bir grupta, AI, spor ve ekonomi/finans notlarımı ayrı ayrı gruplarda tutuyorum. Gruplarda yalnızca ben varım, eşimi ekleyerek açtığım gruplarda eşimi gruplardan atarak bu küçük not krallığımı kurmuştum. En büyük sorunum, herkesle sohbet ederken not gruplarımın aşağılarda kalması ve dolayısıyla bütün not gruplarıma erişimin zorlaşmasıydı. “Notlarım — Genel” ve “Notlarım — Beyn” gruplarını sabitledim ama diğerlerini de sabitlesem WhatsApp ana ekranında yer kalmayacaktı. Şöyle bir çözüm buldum: WhatsApp’ın yeni “listeler” özelliğini kullanarak not gruplarımı “Notlar” listesinde topladım. Böylece ana ekranın en tepesindeki “Tümü — Okunmamış — Favoriler — Gruplar” sekmelerinin en başına “Notlar” sekmesi eklenmiş oldu. Artık AI ile ilgili notlarıma üç tuşla (WhatsApp’ı aç, Notlar sekmesine geç, “Notlarım — AI” grubunu aç) erişebiliyorum. Böyle ufak tefek manyaklıklarım vardır.

🔸 Jim Carrey için gazeteye vefat ilanı verip bir veda yazısı yazmak istiyorum. Hollywood’daki düzeni ve hatta dünya üzerindeki gerçeklik algısını reddeden Jim Carrey gitmiş, bütün vücuduna botoks yaptırıp Hollywood düzenini öven bir klon gelmiş. Haftalardır Jim Carrey’nin bu olanaksız değişimi konuşuluyor. Cıvık komedilerden müthiş dramlara birçok filmde oynayan bu müthiş oyuncu, severek takip ettiğim bir kanaat önderine dönüşme sürecindeydi… sonra beynine botoks falan kaçtı herhalde. Neyse; Jim Carrey’nin gerçeklik algılarımızın mahvoluşunu hicvettiği bir performansını izliyoruzdur inşallah.

🔸 Substack yazarları olarak geçen hafta Ankara’da toplanmıştık, bu hafta da İstanbul’da toplandık! Yine çok güzel insanlarla tanışıldı, çok güzel sohbetler edildi, çok iyi podcast’ler önerildi, çok büyük kararlar alındı (Substack’in Türkiye’deki buluşmaları için). Katılan herkese çok çok teşekkürler! ❤️ (Katılanları görüp takip etmek isteyenleri buraya alalım.)

📺 İzlenesi

Haftanın filmi; çocuklarını medeniyetten uzak ama bilime, ahlâka yakın yetiştiren fantastik bir babanın öyküsü: Captain Fantastic.

“Hayallerle yaşayanı gerçeklerle üzerler” temalı bu filmde; sistemin dayattığı sosyal düzeni reddeden hippi Aragorn’un, eşinin yasını tutarken çocuklarını neoliberal kapitalist dünyaya kaptırmamak için elinden geleni yapışını, bir noktadan sonra dünyanın gerçeklerine seve seve uyumlanışını izliyoruz. Gömdüğüm kadar sığ bir yaklaşımı yok elbette ama filmin sonunda babanın taviz verdiğini, düzenin taviz vermediğini ve güya “orta noktada” buluşulduğunu görünce filmin bir Hollywood filmi olduğunu tekrar hatırlıyoruz. Into the Wild filminin sonunda “evet yhaa toplum gerekliymiş” notunu düşüp ölen gerzek Alexander Supertramp’in hikâyesinden daha sağlam bir anlatısı olduğu kesin. Kaliteli, düşündürücü, küfürlü bir aile filmi.

İzlenesi video bölümünde, 2021 yılından şeker mi şeker bir çocuk şarkısı paylaşmak istiyorum. Bo Burnham’ın (tamamını Netflix’ten izleyebileceğiniz) Inside isimli komedi şovundan bir kesit olan bu şarkıyla dünyanın nasıl işlediğini öğreniyoruz.

Sözlerinin iyi bir Türkçe çevirisini bulamadığım için, Çorapçık’ın söylediklerinin bir kısmını ben çevireyim dedim:

Tarih derslerindeki anlatı, açıkça yanlış ve pedagojik olarak sınıfçı
Bilmez misin ki dünya kan, soykırım ve sömürüyle inşa edilmiştir
Küresel sermaye ağının işlevi, esasen işçiyi üretim araçlarından ayırmaktır
Bu arada Martin Luther King’i FBI öldürdü!
Özel mülkiyet doğası gereği hırsızlıktır ve neoliberal faşistler solu yok ediyor
Ve her politikacı, sokaktaki her polis, şirket dünyasının pedofil elitlerinin çıkarlarını korur

Bu tatlı ve ponçik çocuk şarkısının gerçekleri ağır geldiyse, neoliberal kapitalist dünya düzenine yeniden uyumlamak için aşağıdaki kısa videoyu izleyebilirsiniz: https://instagram.com/p/DPsr_RKjAXR

Cat-cam’lere bayılıyorum yav! 😍 Yerim senin konuşmalarını Ros.

🎧 Dinlenesi

Bu hafta dinlenesi şarkı yok, dinlenesi albüm var! Gorillaz’ın yeni albümü The Mountain, bana uzun süredir ilk defa bu kadar huzur veren bir alt-rock-elektro-hip-hop albümü oldu. Albümü YouTube’dan dinleyebilir (veya istediğiniz müzik platformundan bulabilir), albümün üç parçasını içeren klibi lezzetli kısa filmi aşağıdan izleyebilirsiniz.

Yürürken dinlemelik podcast bölümünde yine Sinan Canan’la Mustafa Can’ı konuk etmek istiyorum:

Benim yıllardır dert edindiğim, %50 başarı sağladığım disiplin konusu üzerine yarım saatlik güzel bir konuşma.

📗 Okunası

Bu hafta okunası yazıların başında, değerli Gizem Şahin‘in kemoterapi süreçlerini anlattığı yazısı geliyor:

🔸 “Ama Eteklerimi Hep Savurdum 💃🏼” — Gizem Şahin

Hemen ardından Substack İstanbul organizatörü Semih Y. abimizin tarayıcısındaki yüzlerce yer imi arasından seçtiklerini okuyoruz:

🔸 “Her Alanda Hayat Kurtaran Faydalı Siteler Listesi“ — Semih Yaman

Son olarak, geleceğin ünlü düşünürlerinden Elif Ayşen Benli, bloğundaki “siyasi düşünürler” serisinin üçüncü parçasında bize Sun-Tzu isimli generali tanıtıyor:

🔸”Sun-Tzu” — Elif Ayşen Benli

Üç yazar arkadaşımın da ellerine, kollarına, kalemlerine, klavyelerine sağlık!

🤔 Düşünülesi

Haftanın düşünülesi sözü, Ryan Holiday’in Engel Yolun Kendisidir kitabında okuduğum bir özlü söz:

“Eylemlerimiz engellerle karşılaşabilir… ancak maksat ve tabiatımız asla engellenemez. Çünkü, uzlaşabilir ve uyum sağlayabiliriz. Akıl, eylemlerimize engel olan şeyi dönüştürerek kendi amacına uygun hale getirir. Hareketin ömrünü tıkayan, hareketi ileri götürür. Yolu kapatan neyse, yol o olur.“ — Marcus Aurelius

Marcus Aurelius, döneminde dünyanın en güçlü insanı olmasına rağmen güçle delirmeyen, insanlığını ve hakkaniyetini muhafaza etmeyi başarmış bir antik Roma hükümdarı. Kendine yaptığı hatırlatmalarla dolu günlüğü (dünya bu günlüğü “Meditations” yani “Kendime Düşünceler” ismiyle tanıdı) stoacı felsefe meraklılarının başucu kitaplarındandır.

❓ Sorulası

İstanbul Substack buluşmasında sorduğum soruyu burada da sormak istiyorum:

Beğendiğiniz, tavsiye edebileceğiniz podcast kanalları var mı?

Siz paylaşın, biz dinleyelim!

Bültenin başında rica ettiğim gibi notlar aldıysanız ve yazının altında yorum olarak paylaşmaya karar verdiyseniz, şimdiden beni çok mutlu ettiniz ❤️ Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
08 Mart 2026

Yazıyı beğendiniz mi? Beğendiyseniz, Beyn'de yeni bir yazı yayınlandığında eposta kutunuz içinden okumak için beyn.substack.com adresinden Beyn'e abone olabilirsiniz.