Beyn Bülteni #7 — Keanu Reeves, kırmızı et, Mercan Dede, nostalji

Yedinci Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 39 kişiye teşekkür ederek başlayayım bültene. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım! Yazıyı okurken ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.

(Yapay zekâya yazının özetini simgeleyen bir görsel ürettirmek yerine, Pexels’ten bulduğum güzel bir resmi yazı görseli olarak belirledim. Nasıl fikir?)

🗨️ İç dökümü

🔸 Yılın başında kendime “her hafta bir blog yazısı, bir haftalık bülten” hedefi koymuştum, yılın sonunda 100 yazı barajını geçeyim diye. Bu hafta da tembellik ettim, blog yazısı yayınlamadım, barajı geçme işini şimdiden zorlaştırdım, aferin bana. Her gün yazacağım (böylece bir yazıyı birden fazla oturuşta bitirebileceğim) bir düzen oturtmam şart.

🔸 Uğettu pappa? / Dimmoğettu pappa?

🔸 Keanu Reeves’in rol yapabildiğini sanmıyorum. Bir şekilde yakışıklılığıyla, sesiyle, karizmasıyla, aurasıyla hepimizi etkileyerek yıllardır bizi yiyor.

🔸 San mem duvar lü pağle / İsessö ki ne va pa.

🔸 Kolajen kullanmaya başlayacağımdan bahsetmiştim, geç oldu ama güç olmadı: Sabahları kahveme bir ölçek kolajen ekleyerek kolajen dünyasına girmiş oldum, hayırlısı. Çok sıcak kahveye eklemenin kolajeni “öldürdüğünü” söyleyenler var ama ardında kanıt bulamadım; zaten ben de sıcakken değil biraz ılıttıktan sonra ekliyorum. Tadını beğendim (glisin de ekliyorum), 450 gramlık birinci paketi (kovayı?) böyle böyle bitiririm.

🔸 Ah sakre pappa / Dimmo vettü kaşşe?

🔸 Sosyal medyada üzerine çok konuşmasam da, sıkı bir futbol izleyicisi ve Galatasaray taraftarıyım. Çocukken “çocuk taraftar”lardandım, sonra izlemeyi bıraktım ama 10 yıl önce can sıkıntısından futbol maçlarını düzenli takip etmeye başladım. O zamandan beri hem futbolun “eşzamanlı stratejisine”, hem “spor yöneticiliği” tarafına çok ilgi duymaya başladım. Üzerine bir yazı yazmaya kalksam okur musunuz, kızar mısınız, kızsanız da okur musunuz?

🔸 Seğ dva, feğro man mil fa kö je / Konte me dğa / HEY!

🔸 Belli etmemeye çalışıyorum ama iki haftadır Papaoutai şarkısının yeni “Afro Soul” cover’ına her denk gelişimde gün boyu şarkı kafamda dönüp duruyor. Arada kendimi şarkıyı söylerken buluyorum (ki Fransızcam sıfır), inşallah olmadık yerlerde ağzımdan kaçırmam. AI üretimi olduğu için link paylaşmayacağım ama yüksek ihtimalle çoktan dinlemişsinizdir (baştan sona olmasa da kısa videoların arka plan müziği olarak).

🔸 Uğte, pappa uğte? / Uğte, pappa uğte? / Uğte, pappa uğte? / Uğte uğte, upappa uğte?

📺 İzlenesi

Bu hafta izlenesi bir film önerim yok ama izlenmeyesice bir film olarak Good Fortune’ı not alabilirsiniz. Keanu Reeves’in oyunculuğu beceremediğini düşündürmesinin (veya hatırlatmasının) yanında, komedyenlerin senaryo yazımında düştüğü en büyük hatanın da tekrarlandığı bir film olmuş: Aklına gelen 150 tane espriyi “ben bunlardan film yaparım” diye birleştiremezsin Cem abi kıymetli Aziz Ansari kardeşim.

Haftanın videosuna geçeyim: Kırmızı et Türkiye’de neden bu kadar pahalı?

Kırmızı et üzerinden gitmişler (ve epey detaya girmişler) ama kırmızı eti bu kadar pahalandıran “taktiklerin” birçok temel gıda ve ihtiyaç kategorisinde de kullanıldığını biliyoruz. Bizi üzdüğünüz için teşekkürler Aposto.

Kısa video olarak da bir minik skeç atacağım: https://instagram.com/p/DUYebuJjBRd

Oyunculuk 10 üzerinden 4, çekimler 10 üzerinden 6, Türk usulü kapitalist sömürü düzenine getirilen eleştiri 10 üzerinden 27. Instagram’da telefonunun kamerası iyi olan herkesin skeçler çekmesine karşıyım ama bu arkadaşlar çeksin.

🎧 Dinlenesi

Haftanın şarkısı olarak yukarıda bahsettiğim Papaoutai’yi paylaşabilirdim ama arşivimden daha iyi bir eser buldum:

Mercan Dede’yi 20 yıldır dinlerim, harika bir elektronik müzik ve ney (evet ney) sanatçısıdır. Türkiye’de ve dünyada onlarca farklı sanatçıyla da birlikte çalışmalar yapmıştır; bu eserinde Sabahat Akkiraz’la çalışmış. Elektronik müziğin spiritüalizmle harmanlanması hoşunuza gittiyse, şaka yapmıyorum, Mercan Dede’nin en eski albümünden başlayarak müthiş ve upuzun bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Yürürken dinlemelik podcast olarak bu hafta yine Can ile Canan’ı seçtim. Konumuz nostalji:

“Nostalji” kelimesinin kökenini öğrenerek başlıyoruz videoya (kelimelerin kökenlerini öğrenmeyi çok seven birisi olarak video daha en başından beni tatmin etti), sonra da geçmişe neden bu kadar özlem duyduğumuz üzerine bir tartışma dinliyoruz. Akşamüstü yürüyüşe çıkarken açmalık.

📗 Okunası

Bu hafta okumanızı istediğim birinci yazı, Müge Yarımbatman’dan bir kitabın (ve bir müzenin) inceleme yazısı:

🔸 “Masumiyet Müzesi gerçekten masum mu?” — karalama defteri

Politik görüşleri yüzünden Orhan Pamuk’tan uzak dururdum, buna rağmen incelemeyi okuduktan sonra kitabı almaya karar verdim. Bana bu kararı verdiren Müge’nin de daha fazla yazı yazmasını isterdim: Hem uzun, hem akıcı yazmak kolay iş değil. Geçen ayı üç yazıyla kapatmış, umarım bu ayı da en az üç yazıyla bitirir.

İkinci yazı da Gülüş Türkmen’den geliyor. “Otodidakt” bir birey olarak yaşadığı hayatın kısa bir özetini verip, başlıkta bahsettiği “gayriresmî uzmanlık” üzerine yorumlarını yazmış:

🔸 “Gayriresmî uzmanlık” — Gülüş Türkmen

“Yöntemsiz”, “uyumsuz”, “sorunlu”… Bu kelimeler üzdü.

Haftanın kitabı olarak da Factfulness’ı seçiyorum:

Biz ne kadar kötü görürsek görelim, geniş açıdan baktığımızda dünyanın iyiye gittiğini anlatan, verilerle ispatlayan bir kitap. 2018’de yayınlanan bu kitabı bugün yazması daha da zor olurdu ama kitabın ana argümanı yine geçerli olurdu. Nur içinde yat Hans Rosling.

🤔 Düşünülesi

Haftanın alıntısı, Mark Twain’den:

“Bir tecrübeden, yalnızca içinde barındırdığı kadar bilgelik kazanabileceğimizi unutursak, sıcak sobaya oturan kediye benzeriz: Kedi bir daha asla sıcak sobaya oturmaz (ki bu doğrudur) ama bir daha asla soğuk sobaya da oturmaz.” — Mark Twain

Sevdiğim yazarlardan Rolf Dobelli’nin “Doğru Düşünme Sanatı”nda denk geldiğim bu alıntı, kitapta anlatılan “ilişkilendirme eğilimi” konusunu çok iyi bir biçimde özetliyor.

❓ Sorulası

Geçen haftanın bülteninde sorduğum soru tahminimden daha fazla yanıt aldı, çok sevindim. Bu haftanın bültenini de benzer bir soruyla kapatmak istiyorum:

Zihninizi canlı tutmak için düzenli olarak yaptığınız en önemli şey nedir?

Bültenin başında rica ettiğim gibi notlar aldıysanız ve yazının altında yorum olarak paylaşacaksanız, şimdiden beni çok mutlu ettiniz ❤️ ama almadıysanız bile yukarıdaki soruya yanıtlarınızı bekliyorum.

Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
15 Şubat 2026

Yazıyı beğendiniz mi? Beğendiyseniz, Beyn'de yeni bir yazı yayınlandığında eposta kutunuz içinden okumak için beyn.substack.com adresinden Beyn'e abone olabilirsiniz.