Bugün benim doğum günüm. Hem sarho… yok yok, bilgisayar başına oturdum, yazı yazıyorum işte. “37 yılda aldığım 37 ders” gibi daha kallavi bir yazı yazmak istedim ama hayatımdan o kadar fazla ders çıkarmamış olabilirim. Onun yerine geçtiğimiz 365 günde yaşadıklarım üzerine 11 kısa not yazmaya karar verdim. Madem 37 yaşı bitirdim, niye 37 paragraf yazmıyorum? Çünkü zor arkadaşlar. Yazması zaten zor ama okuması da kolay olmaz.
🕯️ BİR: Neredeyse geçen yılki doğum günümden beri düzenli olarak spor salonuna gidiyorum. (Orta yaş krizine daha birkaç yılım var, o bağlantıyı şimdi kurmayın.) Müthiş bir özgüvenle söyleyebilirim ki, fiziksel görüntü açısından hayatımın en iyi dönemindeyim. İdeal yağ oranıma yakınım ama biraz daha sıkı çalışmam ve yediklerime daha fazla dikkat etmem gerekiyor. İkisini de istemiyorum.
🕯️ İKİ: Diğer yandan, sağlık açısından “orta yaşlı” olduğumu iliklerime kadar hissettiğim bir yıl oldu. Spor yaparken göğsümü incittim (hâlâ bilmiyorum nasıl becerdiğimi), midem ve bağırsaklarım ikişer defa beni hastanelik etti, kırklı yaşlarda yaşanan plantar fasiit isimli pis bir ayak ağrısı çekmeye başladım falan… Daha dikkatli yürüyen, daha dikkatli yiyen bir adama dönüştüm. Ühü.
🕯️ ÜÇ: Para konusunda yıl boyunca kafamda iki fikir çarpıştı durdu—aslında birkaç yıldır çarpışıyor ama bu yıl üzerine daha fazla düşündüm: Kazandığım para yetiyorsa daha fazla kazanmak için kendimi zorlamalı mıyım, yoksa emekliliğimde varacağım rahatlığı şimdi yaşayabiliyorken böyle devam mı etmeliyim? Yıl boyu düşündükten sonra vardığım sonuç şu: Eşimle henüz enerjimiz varken kazanabileceğimiz parayı kazanıp, o parayı değerlendirerek emekliliğin tadını çıkarmamız gerekiyor. Seneye aynı soruyu bir daha yanıtlayabilirim.
🕯️ DÖRT: Sosyal medyadan bıktım. Özellikle Twitter’dan bıktım. Bu konuda üç yazı birden yazdım (“Twitter hesabımı nasıl batırdım?“, “Twitter detoksumdan aldığım dersler“, “Algoritmalar ve sosyal medyanın ölümü“), tekrara düşmek istemiyorum ama anlatmak istediğim daha çok şey var. Hatta bu konuda bir şeyler yapmayı bile istiyorum.
🕯️ BEŞ: Bu yıl Beyn’e daha az vakit ayırıp daha az yazı yazdım ama yazdığım yazılar içime daha çok sindi. Önümüzdeki yıl Beyn’in de 20. yılı bitiyor, yeni fikirlerim ve bir-iki sürprizim olacak. Birini zaten Substack’teki chat ekranına girenler biliyor, konuştuk:

Beyn’in ikinci 20 yılı üzerine planlarımı anlattığım bir yazı da yolda, haftaya geliyor.
🕯️ ALTI: Siyasete olan inancım müthiş sarsıldı bu yıl. İmamoğlu’nun iddianamesiz, davasız, hükümsüz tutuklanması… Yıllarca umutla desteklediğim Kılıçdaroğlu’nun AKP’nin has adamı gibi davranması… Muhalif görünümlü partilerin ve siyasetçilerin Erdoğan’a “başkanım beni al” dercesine tavırlar göstermeleri… Koskoca devlet yönetiminin teröristbaşının ayağına gidecek olması… Ülke gündemi bu yıl beynimi yordu, kalbimi ağrıttı. CHP’nin güncel yönetimi, kelimenin tam manasıyla “son kale” diyebileceğim tek umudum—milyonların umudu olduğu gibi. İnşallah onlar yollarını değiştirmez, hedeflerine ulaşır ve derin bir nefes alırız artık.
🕯️ YEDİ: Neden bilmiyorum, iki yıldır daha az kitap okuyorum. “Az olsun, öz olsun” mantığıyla gittiğim için okuduğum kitapların kalitesi yükseldi ama sanırım aynı mantık beni “kitap okumaya çok da gerek yok” kararına götürdü. Diğer yandan çılgınlar gibi YouTube içerikleri tüketmeye başladım; geçen yıl yürürken güzel şarkılar, albümler dinlerken bu yıl yürüyüşlerimde yorum videoları ve podcast’lere çok ağırlık verdim. Haftada 20 saatin üzerinde içerik tükettiğimi tahmin ediyorum (çoğunu 1.5x veya 2x hızda dinlediğim için gerçek süre daha az olmalı). Çok faydalı içerikler de tüketiyorum, çok faydasız şeyler de tüketiyorum ama neticede çoğunu unutuyorum. Çağımızın hastalığı.
🕯️ SEKİZ: İşim batıyor arkadaşlar. Bilmeyenler için özetleyeyim: Yurt dışında internet sitesi sahipleri için, sitelerinin hızlarını optimize ettiğim bir hizmetim var, adı Optimocha. Artık benim verdiğim hizmetin en az yarısını yapay zekâ yönlendirebildiği için, bu yıl yeni müşterileri geçtim, yeni müşteri adayları (epostayla ulaşanlar) bile azaldı. Önümüzdeki sene ya işimin kapsamını genişleteceğim, ya farklı bir alana yöneleceğim, ya da kepenk kapatacağım. Hayırlısı.
🕯️ DOKUZ: “Yaşım geldi” diye sonunda ehliyet aldım. Geçen yıl yine kasım ayı sonunda sürücü kursuna kaydolmuştum, bu yılın başında eğitimler başladı, bitti, teorik sınavdan sonra bir de uygulama sınavına girdim, kaldım, ikinci sınava girmedim, üçüncü sınava kadar biraz daha çalıştım, geçtim.
🕯️ ON: Yalnızca para kazanacağım bir iş değil, topluma faydalı olabileceğim bir iş daha düşünüyorum. Burada (Beyn’de) artık siyasi yazılar çok ilgi görmüyor ama gündem hakkında yazmayı da çok istiyorum; dolayısıyla başkalarıyla birlikte siyaset yazabileceğim bir platform (blog, bülten vb.) kurmayı düşünebilirim. İlgilenen olursa yazışalım.
🕯️ ON BİR: Fiziksel olarak yetişkinliğimi iliklerime kadar hissetsem de (bkz. ikinci not), mental açıdan kendime “yetişkin” diyemiyorum hâlâ. Bunun üzerine düşünmekle kalmadım, araştırdım ve hatta soruşturdum, şu sonuca vardım: Kimse kendini gerçek anlamda yetişkin gibi görmüyor, göremiyor. Ruhu yaşlı olanlar veya askeri bir disiplinle yaşayanlar bile çocuk gibi, genç gibi düşünmeyi seviyor, öyle olmayı arzuluyor. Ha, hepimiz başkalarına karşı yetişkin gibi davranıyoruz, o ayrı.
Ekşicilerin tabiriyle eyyorlamam bu kadar. Yukarıdaki on bir nota ek olarak, yıl içerisinde “kendime not” başlığıyla yazdığım dört yazımı da okuyabilirsiniz:
- Kendime not: Yazmadan yazamazsın!
- Kendime not: Dalgalı denizler değerlidir.
- Kendime not: Sürece dayanamayacaksan sonucu dileme.
- Kendime not: Umutsuzluk, reddimirastır.
Yazıyı beğendiyseniz, doğum günü hediyesi niyetine bu yazıya bir beğeni bırakabilir ve/veya sosyal medyada paylaşabilirsiniz. Teşekkürler, sevgiler.






