İkinci duruşmamdaki savunmam
Davamın, 27 Eylül 2011 tarihinde gerçekleşen ikinci duruşmamda hiç konuşmadım – daha doğrusu konuşmama gerek kalmadı. Yazılı savunmamı verdim, avukatım gereken açıklamaları yaptı ve dava bir kez daha ertelendi…
Kafamdaki her şeyin bileşkesi!
Davamın, 27 Eylül 2011 tarihinde gerçekleşen ikinci duruşmamda hiç konuşmadım – daha doğrusu konuşmama gerek kalmadı. Yazılı savunmamı verdim, avukatım gereken açıklamaları yaptı ve dava bir kez daha ertelendi…
Dün, bu referandumun ilk yıl dönümüydü. Bu 1 yıl içerisinde neler değişti peki? Referandumda değişeceği iddia edilenlere bakarak cevaplayalım. (Başlıkları; Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün yayınladığı ve Zaman gazetesinin dağıttığı 27 sayfalık kitapçıktan derleyeceğim.)
Bize, Mustafa Kemal Atatürk‘ün isminin hikayesi olarak ne öğretildi? “Atatürk askeri okuldayken, matematik öğretmeni ‘Senin de adın Mustafa, benim de adım Mustafa. Sana bundan sonra Mustafa Kemal diyelim.’ demiş ve Atatürk’e Kemal ismini takmış.” Biraz “çocukça” da olsa, bu hikaye genellikle kabul gören bir hikayedir. Halbuki işin aslı hiç böyle değilmiş. Aylar önce arkadaşım, gazeteci …
Dün akşam saatlerinde gelen bir e-postayla başlayan kısa ama yorucu bir konuşmaya girdim; keşke girmeseymişim. Yorum yapmadan ekliyorum – zaten yorumu son e-posta trafiğinde de yaptım.
Daha önce herhangi bir kokuyu aldıktan sonra aklınıza o kokuyu duyduğunuz başka bir yer/zaman geldi mi hiç? Sanıyorum gelmiştir. Sizin hafızanızı tetikleyen kokular neler?