Beyn Bülteni #2 — Obskürantizm, gümüş, yeni dünya düzeni ve hamak

İkinci Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Bu bülteni yazmak öncekine göre daha kolay oldu; sanırım bültenleri yazdıkça daha da kolaylaşacak. Umarım siz de keyifle okursunuz! Lütfen yazının sonunda (içinizden gelirse) yorum yazmayı unutmayın ❤️

Not: Önceki bülteni okumadıysanız buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

🗨️ İç dökümü

🔸 Kolajen konusunu araştırıyorum. Normalde asla ihtiyaç duymayacağım, saçma bir “moda” gibi gördüğüm bu takviye meğer benim kas ve kemik ağrılarımın çaresi olabilirmiş. Üstelik “daha doğal” diye gördüğüm alternatifler olan jelatin ve paça çorbası (ki hiç sevmem) kolajen takviyelerine göre daha düşük emilime sahipmiş. Önümüzdeki hafta başlarım herhalde.

🔸 Bu arada spor yaptıkça, vücudumu geliştirip güçlendirdikçe yaşadığım ağrıların artması da çok çirkin bir ironi be. 37 yaşından sonra vücut gelişmeyi çok iyi kaldıramıyor, takviyeye ihtiyaç duyuyor. Doğru beslenmek önemli (ben de %80 doğru beslendiğimi düşünüyorum) ama doğru beslenmek bile yetmiyor gibi.

🔸 Dün yazılarımdan birine yapılan şu yorum ciddi anlamda duygulandırdı beni. Birinin hayatına ucundan kıyısından dokunabilmek kadar mutlu eden çok az şey var.

🔸 Gibi dizisini özledim. Çok doğru bir zamanda final yaptılar, devam etseler bozacaklardı ki bunu Feyyaz Yiğit de söylüyor, ona kesinlikle sözüm yok. Ama Gibi gibi Türkiye için (belki dünya için) özgün bir komedi bittikten sonra, onun yarattığı koskocaman boşluğu birilerinin bir şekilde doldurması gerekiyor.

🔸 Türkiye’de türünü nasıl tanımlayacağımı bilemediğim bir müzik türü var; “üçüncü yeniler“ ismiyle tanınıyorlar. Severek dinliyorum: Yüzyüzeyken Konuşuruz, Can Kazaz, Hedonutopia, Sena Şener ve Adamlar gibi müzisyenlerin ve müzik gruplarının Spotify favorilerimde önemli yeri vardır. “Üçüncü yeniler” tabiri de “ikinci yeni” şiir hareketine gönderme olarak çıkmış… ama keyifle dinlememe rağmen yazılan sözleri anlayamıyorum, anlamlandıramıyorum, bazen de uyuz oluyorum sözlere. Bunun gibi “özellikle karmaşıklaştırma” çabasını eleştirmek için kullanılan bir kelime var, bilir misiniz? Obskürantizm. Sallamıyorum, gerçekten bu anlamda kullanılıyor.

🔸 Parantez kullanımımı azalttım! Kalıcı olur inşallah.

📺 İzlenesi

Bu hafta film önermek yerine hep YouTube videolarından gideceğim.

Birinci video, vücut geliştirme üzerine. Spor salonunda haftada 3 defa yapılacak bir “tüm vücut egzersizi” ile ihtiyacınız olan bütün gelişimi sağlıyorsunuz:

Jeremy Ethier’i çok severim ve videolarına özellikle güvenirim çünkü işin bilimine o kadar sadık ve o kadar vakıf ki, kendi yaptığı/yaptırdığı akademik çalışmalar var. Yalnız bu videoyu önermemin tek sebebi egzersizin kalitesi değil; videonun yapım kalitesi de inanılmaz iyi. İngilizce bilmiyorsanız bile beğenerek izleyebilir ve hatta egzersiz programını baştan sona takip edebilirsiniz diye düşünüyorum.

İkinci video, ekonominin gidişatı üzerine. İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Şant Manukyan, 2026 yılında Türkiye’de ve dünyada para ve emtiaların nereye gideceği üzerine konuşmuş:

Bizim anne-babalarımızın zamanında ekonomiyi bu kadar takip etmeye gerek yoktu, biz (Y ve Z kuşakları) ekonomide en azından giriş seviyesi bilgiye sahip olmak ve verileri düzenli olarak takip etmek zorundayız. 20 dakikanızı ayırın derim.

Üçüncü video da bir film fragmanı. (Hani film önerisi yok demiştim?) A24’dan yine orijinal bir iş geliyor:

Sinemada korku türünün yükselişte olduğu yıllardayız. Undertone filmi de özgün bir fikirle bize bir “işitsel korku” tecrübesi vadediyor. Gelsin de izleyelim aman dinleyelim.

🎧 Dinlenesi

Önceki bültendeki gibi bir şarkı, bir podcast yayını paylaşacağım.

Şanışer’le başlayayım:

Şanışer, benim son zamanlarda dinlediğim en iyi Türkçe rap sanatçısı diyebilirim (ve linç yiyebilirim çünkü Türkçe rap konusunda dünyada aynı fikre sahip iki kişi bulamazsınız). Yeni işler üretirken, bir yandan da eski işlerini çevresindeki başka müzisyenlerle yeniden yorumluyor, çok da keyifli oluyor.

Emrah Safa Gürkan’la devam edeyim:

ESG’nin yaptığı çoğu işi seven biri olarak, “yeni dünya düzeni” üzerine komplo teorisi içermeyen bir şeyler dinlemek de iyi geldi diyebilirim. Yürürken dinlemelik güzel bir yayın olmuş.

📗 Okunası

Bu hafta kitap önerim yok, üç tane yazı önerim var.

Birincisi, torpilli olduğum için benden 😂 Birkaç yıl önce yazdığım, edindiğimiz bilgileri sorgulamak, teyitlemek, benimsemek ve reddetmek üzerine bir yazı:

🔸 Beş maymun deneyi ve sorgulamak üzerine — Beyn.org

İkincisi, tanıdığım en iyi yazılımcılardan biri olan Burak Demirtaş’ın çalışmalarında yapay zekâdan nasıl faydalandığı üzerine yazdığı yazısı:

🔸 yazılım geliştirirken yapay zeka’dan nasıl faydalanıyorum? — Buki.dev

Üçüncüsü de, Substack’te gördüğüm başarılı yazarlardan birinin, kendini başkalarıyla kıyaslama ve aşağılık kompleksi üzerine yazdığı yazısı:

🔸 aşağılık kompleksi ile yaşamak — Sevgili Günlük

Bir de, bu hafta yazdığım yazıyı aşağıya bırakıyorum—torpilli olduğumu söylemiş miydim?

🤔 Düşünülesi

Bu hafta da, geçen hafta olduğu gibi iki alıntım var.

İlk alıntı, geçen hafta da alıntıladığım Ahlak Mektupları kitabından ama bu sefer Seneca’dan değil, Seneca’nın da alıntıladığı Aufidius Bassus’tan bir söz paylaşacağım:

“Yaşlılıktan korkmak kadar ölümden korkmak da budalaca bir iş. Çünkü yaşlılık nasıl gençliğin ardından geliyorsa, ölüm de ihtiyarlığın ardından gelir. Ölmeyi istemeyen insan, yaşamayı da istemiyor demektir. Çünkü hayat, ölüm koşuluyla verilmiştir insana; bu hayattan ölüme gidilir. Ölümden korkmak çılgınlıktır; çünkü insanlar belirli olanı beklerler, müphem olandan korkarlar.” — Aufidius Bassus

Ölüm korkusunun anlamsızlığı, saçmalığı üzerine iyi bir argüman olarak okudum. Elbette bunu rahat koltuğumuzda kahvemizi içerken değil, ölümle burun buruna geldiğimizde hatırlamamız gerekiyor.

İkinci alıntı, çok sevdiğim komedyenlerden biri olan Brennan Lee Mulligan’ın bir “nerd” sohbetinden:

“Bir hamak kurmayı bilmiyorsanız, hamakta keyif yapamazsınız.” — Brennan Lee Mulligan

Elbette hamak kurmayı bilmeden de hamakta keyif yapmak mümkün ama videonun bağlamıyla söz daha fazla anlam kazanıyor: “Rahat” (“chill”) biri olmak için, diyor Brennan, umursamaz veya kontrolsüz biri olmak doğru bir yol değil. O rahatlığa ulaşmak için bir raddeye kadar kontrol sahibi olmak, planlı olmak gerekiyor. Halbuki fazla planlı, fazla kontrollü birinin rahat olduğunu düşünmeyiz, değil mi?

❓ Sorulası

Bültenimizin sonuna geldik! Haftanın sorusu şu:

Ekran sürenizi azaltmak için yaptığınız, işinize yarayan bir şey var mı?

Unutmayın ki yanıtlarınız, soruyu okuyan başkalarına da faydalı olabilir.

Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
11 Ocak 2026

Yazıyı beğendiniz mi? Beğendiyseniz, yeni yazılardan epostayla haberdar olmak için aşağıdaki formu doldurarak Beyn'in eposta abonesi olabilirsiniz.