Altıncı Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 37 kişiye teşekkür ederek başlayayım bültene. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım!
(Yazıyı okurken ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı çok isterim.)
🗨️ İç dökümü
🔸 Pazar günü haftalık bülten yayınlamak güzel ama haftalık bültenlerini pazar günleri yayınlayan çok yazar var. Çok sayıda yazar takip edenlerin canını ne kadar sıktığını merak ettim. Pazar günleri üçten fazla bülten okuyorsanız bu durumdan hoşnut olup olmadığınızı yazabilir misiniz?
🔸 Substack’te geçen gün yazdığım notumu buradan da paylaşayım: Twitter’dan kurtuluyorum gibi!
🔸 Shut Up & Write Ankara etkinliğindeydim dün. Yazmaya vakit ayıramayanlar veya odaklanamayanlar için, haftada bir buluşup yazma etkinliği. Ben yine haftada iki yazıyorum falan ama yazdığım uzun öyküye vakit ayırmıyorum, o yüzden oraya gidip yazmak çok iyi geliyor. Bu hafta üç İngiliz, altı Türk buluştuk, canımız ne istediyse onu yazdık. Her cumartesi öğleden önce buluşuyoruz, gelmek isterseniz etkinliklere bu sayfadan kaydolabilirsiniz.
🔸 Etkinlik demişken… Türkiye’deki ilk Substack etkinliğine hazır mısınız? 🤩 Hafta içi detayları paylaşacağım. (Bu arada Türkiye’de başka bir Substack etkinliği yapıldıysa kaçırdığım için özür dilerim, lütfen beni bilgilendirin.)
🔸 Bazen aklıma bir yazı fikri geliyor ama üzerine iki-üç paragraftan fazla yazacağım bir şey olmuyor. Mesela hayatın farklı alanlarında farklı nesillerin kafa yapısına sahip olabileceğimize dair bir yazı yazacağım ama taş çatlasa üç paragraf çıkar, ben çatlasam dördüncü de çıkar ama normal uzunlukta bir yazı çıkmaz. Onları ara ara bültenlere koyayım istiyorum, ne dersiniz?
🔸 Kitap kulüpleri her ne kadar güzel olsa da iyi hazırlık gerektiriyor ve yeterli katılım olmadığında sönük geçme ihtimali var. Bu sebeple sanırım kitap kulübü toplantılarını yapmayacağım. Sohbet kulüplerine devam! Ayın sonlarına doğru yapacağımız Beyn Sohbet Kulübü toplantısı için konu arayışına girdim, önerilere açığım. Haftaya karar verip duyurusunu bültende yapacağım.
📺 İzlenesi
En az bilinen Jim Carrey filmlerinden biri, bu haftanın film önerisi olsun:
1970’lere damgasını vuran komedyen Andy Kaufman’ın biyografisi olan Man on the Moon’u izlemesi kolay değil: Hem hiçbir yayın platformunda yok, hem de izlerken tansiyonunuz biraz yükselebiliyor. (Eşim Burcu filmi bu yüzden sevmediğini özellikle belirtmemi istedi! 😂) Bugünün tabiriyle “troll’lük” müessesesinin mucidi olduğunu anladığım Kaufman’ı canlandıran Jim Carrey de öyle başarılı bir iş çıkarmış ki, filmin çekimleri boyunca Kaufman’ın eskiden yaptığı gibi Carrey de çalışma arkadaşlarını ciddi anlamda rahatsız etmiş. Filmin yapım süreçleri üzerine çekilen Jim and Andy isimli Netflix belgeselinde, Andy Kaufman’ın birlikte çalıştığı insanları dinleme ve hatta Man on the Moon’da yeniden canlandırılan eski, orijinal görüntüleri de izleme şansınız oluyor.
Komediyle devam edelim—günümüzün en ünlü (ve ününü de en çok hak eden) Türk komedyenlerinden biri olan Feyyaz Yiğit’in Kafa TV videosunu ekte gönderiyorum:
Ölümlü Dünya filminin sahnelerini izleyip yorumladığı, üzerine başka şeylerin de konuşulduğu video kırk dakikayı kıkır kıkır izletiyor. Seviyorum bu adamı yav.
🎧 Dinlenesi
Dupduru bir sesle başlamak istiyorum:
Son yıllarda dinlemeyi en çok sevdiğim Ayşegül Aykaç, sakin, berrak sesiyle durduk yere hüzünlendirebiliyor ve (“ama” değil) muazzam bir keyif veriyor yorumlarıyla. Hangi parçasını paylaşsam bilemedim—”Yine mi Çiçek” dışında “Aldatıldık” ve “Kimseye Etmem Şikayet” yorumları da çok başarılı. 5 yılda yalnızca 9 parçası yayınlanmış (keşke daha sık parça yayınlasa), onun dışında kitlesini Instagram’da ürettiği içeriklerle büyütüyor. Takip edin, ettirin.
Yürürken dinlemelik podcast olarak da, Dr. Hakan Özerol’un altın üzerine yaptığı programı atmak istiyorum:
Gönül isterdi ki ekonomiyle bu kadar içli dışlı olmayalım… ama paramızın değerini korumak ülkemizde yaşamanın temel şartlarından biri olduğu için, geçen bültenlerden birinde dediğim gibi, alternatif yatırım ve birikim yöntemlerini öğrenmek zorundayız.
🎮 Oynanası
Nadiren yayınlayacağım dediğim “Oynanası” bölümü, sadece iki hafta sonra, yeni bir oyunla, düzeltiyorum, bir oyun sitesiyle yeniden karşınızda! DOS Zone isimli internet sitesinde 90’lardan ve 2000’lerin başlarından YÜZLERCE bilgisayar oyununa ulaşabilir ve bilgisayarınıza indirmeden, tarayıcı içinden oynayabilirsiniz!

DOOM’la başladım, eski favorilerimden Heroes of Might and Magic II ile devam ettim, arada bir-iki el TankWars attım, sonra “bu kadar nostalji yeterli” deyip kapattım ama ara ara buraya girip oynayacağım onlarca oyun var, eminim.
📗 Okunası
Bu hafta, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük felaketi olan 6 Şubat Depremleri’ni andık. Okunası ilk yazıyı, “Anne Gözüyle” isimli blogdan paylaşmak istiyorum:
“Deprem” — Ayşen B.
İkinci yazı, benim depremden 1 yıl sonra yazdığım yazı olsun:
“6 Şubat’ı unutmayacağım.” — Barış Ünver
Kitap önerisi depremle ilgili olmasın dedim, mutluluğu tanımlamak ve anlamlandırmak isteyen depresif bir psikoloğun dünyayı gezmesini anlatan bir kitabı önermek istedim: François Lelord’dan Hector’un Mutluluk Arayışı.

Kısacık ve çok akıcı, durup durup düşündüren güzel bir kitap. Filmi de var, başrolde Simon Pegg oynuyor, onu da tavsiye ederim.
🤔 Düşünülesi
Haftanın alıntısı, çok sevdiğim bir yazar olan Derek Sivers’tan:
“‘Meşgul’ benim için ‘kontrolü kaybetmeyi’ ima ediyor. ‘Aman tanrım, çok meşgulüm. Bu saçmalığa ayıracak vaktim yok!’ gibi bir şey. Bu bana hayatını kontrol edemeyen birinin isyanı gibi geliyor.” — Derek Sivers
Ta 10 yıl önce “Meşguliyet erdem değildir” başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıda meşgul olduğundan yakınan kişinin bencilliğinden yakınmıştım. Derek Sivers buna bir alternatif getiriyor; bencilliğin dışında hayat üzerindeki kontrolün zayıflığının da meşguliyetin bir sebebi olabileceğini açıklıyor. İki durumda da meşguliyeti bir erdem olarak görmememiz gerekiyor.
❓ Sorulası
Bülteni, önemsiz gibi görünen önemli bir soruyla kapatmak istiyorum:
Bedeninizi diri tutmak için her gün yaptığınız en önemli şey nedir?
Yorumlarınızı bekliyorum. Haftaya görüşürüz!






