Ailemden aldığım güzellikler
Kötü yanlarımızın sorumluluğunu ailemize yıkarken iyi yanlarımızı kişisel başarılarımız gibi anlatmaya meyilliyiz. Halbuki bizi yetiştiren insanlar, iki yanımızdan da sorumlu.
Kafamdaki her şeyin bileşkesi!
Kötü yanlarımızın sorumluluğunu ailemize yıkarken iyi yanlarımızı kişisel başarılarımız gibi anlatmaya meyilliyiz. Halbuki bizi yetiştiren insanlar, iki yanımızdan da sorumlu.
Manyakça gibi görünen çok akıllıca bir tekniği anlatacağım bu yazıda size. Hem Substack’te paylaştığım not, hem Twitter’da paylaştığım tweet sonrasında çok sayıda insan benden tuttuğum bu aylık tabloların şablonunu istedi. Şablonu vermekle kalmayacağım, bu tabloları neden tutmanız gerektiğini, nasıl tutacağınızı ve hatta benim takip ettiklerimden bahsedip, sizin de hangi verileri takip edebileceğinizi örneklendireceğim. Çayınızı kahvenizi koymanızla ilgilenmiyorum, başlıyoruz. …
Chris Williamson, son podcast’inde kendi “yıllık kişisel değerlendirmesinden” sorularını paylaşmış, kendimizce cevaplayalım diye. Kapsamlı ve güzel bir değerlendirme şablonu olduğu için, ben de şablonu alıp, yanıtlarımı bir blog yazısı olarak paylaşmaya karar verdim. Gerçek bir röportaj olmadı yani 😂 ama teknik olarak Chris sordu, ben cevapladım, ne var? Gereksiz veya fazla özel bazı soruları atladım. Bence güzel …
Dikkat ekonomisi diye bir kavram var. (“Attention economy” kavramını ben “ilgi ekonomisi” diye çevirirdim ama yaygın kullanım “dikkat ekonomisi”.) Bilgi çağında dikkatimizi (ilgimizi) sınırlı bir kaynak olarak ele alan şirketler, bizdeki bu kıt kaynağı alıp/çalıp ellerindeki enformasyonu yayarak trilyon dolarlık şirket değerlerine ulaşıyorlar. Yeni bir şey söylemiyorum, özellikle bilişim sektörüyle uzaktan yakından alakalı çoğu insanın …
Şu tweet’im 9,5 milyondan fazla (devamındaki tweet’lerle 14,5 milyondan fazla) görüntüleme, 53 binden fazla yer işareti, 36 binden fazla beğeni, 3100’den fazla retweet ve alıntıya ulaştı, 10 binden fazla da takipçi getirdi. Ve Twitter algoritması beni bu yüzden CEZALANDIRIYOR. Anlatayım. Twitter (veya asla alışamadığım yeni ismiyle X), malumunuz, popüler bir sosyal ağ. Ve popülerliğini de popüler …
Canım geçen gün tost istedi. Ama öyle ekşi mayalı ekmekli, red cheddar’lı, avokado püreli, himalaya tuzlu tosttan istemedim. Kantin tostu istedi canım. Birinci sınıfın ilk günü. Barış denen şımarık velet, “TOST İSTİYOM!” diye babasını darlıyor. Babası, canım benim, gidip kantinden bir tane çift kaşarlı tost alıyor. Barış denen şımarık velet, tostu beğenmiyor. “BEN İKİ TANE …