Muharrem İnce hakkında önemli sorular, bariz cevaplar

Birkaç haftadır, sanki çok önemli bir siyasi analistmişim gibi, Muharrem İnce hakkında sorular alıyorum. İstifasını da sunduğuna göre, gelen soruları gruplayarak yanıtlayabilirim, düşüncelerimi paylaşabilirim diye düşündüm.

Not: İnce’nin sosyal medya ekibinin şaşırtıcı derecede aktif olduğunu biliyorum. Bu yazıyı yayınladıktan sonra, o ekibin organize edeceği bir linç kampanyası yürütüleceğini de düşünüyorum… hatta buna güveniyorum: Lütfen yazıyı bol bol kötüleyerek paylaşın ki, yayılabildiği kadar yayılsın. (Yazıyı beğenenler de paylaşırsa çok sevinirim; sadece linç yoluyla yayılırsa üzülürüm.)

Bir not daha: İnce’nin kuracağı partinin adının Memleket Partisi olacağı tahmin ediliyor, bu yüzden ben de bu ismi kullandım. Partisi kurulduğunda farklı bir isimle karşılaşırsak, bu yazıda Memleket Partisi isminin geçtiği yerleri ve bu notu güncelleyeceğim. Olur da unutursam, bu sayfadan bana ulaşarak beni uyarabilirsiniz.

Muharrem İnce’nin amacı ne?

Ona göre amacı, iktidar olmak. Karşıtlarına göre amacı, muhalefeti bölmek. Benim gördüğümse şu: Muharrem İnce’nin TEK amacı, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oyu partisinin değil, kendisinin aldığını göstermek.

Çok mu cesur bir iddia oldu? Katılmıyorum: 11 Şubat 2021’de katıldığı HaberTürk yayını bunu çok net bir biçimde gösteriyor. Muharrem İnce, 2018’deki seçim başarısını saplantı haline getirmiş ve baştan sona bütün başarının kendisine ait olduğu sanrısına kapılmış. Adaylığının açıklandığı ilk günden, İsmail Küçükkaya’ya “adam kazandı 😥” mesajını attığı seçim akşamına kadar ve hattâ sonrasında yaşananlara kadar her adımda kendisinin ne kadar haklı ve güçlü olduğunu, CHP yönetiminin onu hep engellemeye çalıştığını anlatmış.

“Ben yüzde 30’u geçince ayarları bozuldu” diye bir lafı var mesela, çok acayip. Erdoğan’ın karşısına CHP’den aday olarak herhangi bir aday koysak yine benzer bir oya ulaşacağını bilmiyor olamaz. Kaldı ki 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan, “herhangi bir aday” tanımına çok yakın Ekmeleddin İhsanoğlu da %38 civarı oy aldı. (İhsanoğlu elbette MHP’den de oy aldı, %38’in dörtte biri MHP’den gelmiştir. Onu çıkardık, kaldı mı 30?)

Ayrıca Avrasya Anket’in başkanı Kemal Özkiraz da, seçimlerden önce CHP’nin Avrasya’ya yaptırdığı araştırmada bu oy oranının öngörüldüğünü yazdı:

Bütün bu gerçeklere rağmen İnce, %30’luk oyu CHP veya İyi Parti seçmeninden değil, tamamen kendisine hayran olan 15 milyon kişiden aldığını düşünüyor. Kuracağı partiyle gireceği ilk seçimde de bu oy sayısını hedefleyerek, o partinin lideri, tek adamı olarak en az 15 milyon oy alacağına kendisini inandırmış durumda.

Muharrem İnce haklı mı?

“Haklıyken haksız duruma düşüyorsun.” diye bir söz vardır; bir tartışma sırasında haklı olmasına rağmen söylediği sözler veya o sözleri söyleme şekli yüzünden tartışmayı kaybedenlere söylenir. Muharrem İnce de, Cumhuriyet Halk Partisi’nin üyesiyken, milletvekiliyken, genel başkan adayıyken, Cumhurbaşkanı adayıyken savunduğu bazı argümanlarında haklı olmasına rağmen Memleket Hareketi ve Memleket Partisi serüveni yüzünden bütünüyle haksız duruma düşmüş oldu.

Bir Atatürkçü olarak, İnce’nin ön plana çıkardığı Canan Kaftancıoğlu’nun ideolojisinden ben de hoşnut değilim. Onun yanında Sezgin Tanrıkulu veya benzer ideolojilere sahip kişilerin de CHP çatısı altında siyaset yapması %100 içime sinmiyor. Her ne kadar bu tarz idelojilerin HDP gibi terör örgütlerine yakın partilerde coşturulması yerine CHP içinde “kontrol altında tutulması” fikri mantıklı gelse de, tekrar söylüyorum, yüzde yüz içime sinen bir yaklaşım değil bu.

Ama Muharrem İnce, üst üste yaptığı hatalarla baştan aşağı haksız çıkmayı başardı:

Genel başkan adayı olup kaybetmek: İnce de, Kılıçdaroğlu gibi, Meclis’te yıldızı parlayan isimlerden. Özellikle 2010’lu yılların başlarında hem sosyal medyada, hem klasik medyada çok takdir gören Meclis konuşmaları yapmış ve dikkatleri üstüne çekmişti. Yalnız sonrasında biraz fazla gaza gelip, 2014 yazında CHP grup başkanvekilliğinden istifa ederek birkaç ay sonra yapılacak olan CHP kurultayında genel başkanlığa adaylığını koymuştu.

Bir daha genel başkan adayı olmayı denemek, olamamak: 2015 Haziran seçimlerinde AKP ilk defa hükümet kuramama tehlikesi yaşamış, CHP de MHP’ye koalisyon teklifinde bulunmuştu (hatta HDP bile bu koalisyona dışarıdan destek vereceğini söylemişti). MHP, bugüne kadar hâlâ pek anlaşılamayan bir manevrayla erken seçim istemiş, sonrasında da AKP’nin yanına geçerek İyi Parti’nin doğuşu ve yükselişine ön ayak olmuştu. O dönemde Muharrem İnce de “Bu böyle olmaz, CHP’yi de yenilemeliyiz!” diye yola çıkmış ama olağanüstü kurultay için yeterli imzayı bile toplayamamıştı.

CHP’ye başkan olamayınca kendi partisini kurmak: Ben 2014’te genel başkan adayı olup, oy kullanan 1181 delegenin 415’inin oyunu alsam “O zaman bana destek verecek delegelerin sayısını artırayım ki bir sonraki kurultayda başkanlık koltuğuna oturabileyim.” derim. Eğer %35 oy alabileceğim bir ortamdaysam, “partide demokrasi yok” diye ağlamadan o oy oranını %50’nin üstüne çıkarmaya çalışırım. Ama 7 yıl boyunca partide yükselemezsem de kendi partimi kurmam; benden lider olmayacağını anlarım ve bana oy veren seçmenime verebileceğim katkımı veririm.

Özetle; İnce eğer parti içinde kendi savunduğu değerler adına mücadele etseydi bugün yeterli sayıda delegeyle CHP genel başkanı olur ve desteğimizi de alırdı. Onun yerine yalnızca CHP’yi kötüleyerek oy oranını artırmaya çalışan bir hareket başlatarak hem haksız çıkmış, hem de başarısızlığını bilmem kaçıncı defa tescillemiş oldu.

Memleket Partisi ne kadar oy alır?

Bu soruyu cevaplamak için, Memleket Partisi’nin hedef kitlesini belirlemeliyiz.

İnce maalesef CHP seçmenine “ya benimsin ya da kara toprağın” diye bakıyor. Obsesif bir şekilde CHP’yi kötüleyerek CHP seçmeninden oy almaya çalışması, baştan kaybettiğini bize gösteriyor ama kendisi bunu görmüyor veya benim göremediğim, görmek istemediğim başka amaçları var.

İnce’nin AKP seçmenini hedeflediğini de sanmıyorum. AKP seçmenine karşı iyi bir sınav veremediğini 2018 seçimlerinde zaten gösterdi; kendi de bunu görmüş olmalı ki AKP karşıtlığı yerine CHP karşıtlığı üzerinden destek toplamaya çalışıyor.

MHP seçmeninin tercihi olması mümkün değil zira MHP seçmeni, Bahçeli ne derse onu yapan bir kitleye dönüşmüş durumda (bunu yapmayanlar zaten İyi Parti’ye gidiyor) ve Bahçeli’nin de kimi lider olarak gördüğünü biliyoruz.

İyi Parti seçmeni? “Olmaz” diyemedim. İyi Parti seçmeni son derece bilinçli olmasına rağmen ufak bir seçmen kitlesi Muharrem İnce’yi Akşener’den daha iyi bir aday olarak görebilir. (Nitekim 2018’de de o kitle Akşener yerine İnce’ye oy verdi.)

HDP? Sanmam. Saadet? Olmaz. Deva? Saçma olur. Gelecek? Mümkün değil. Büyük Birlik? Güldürmeyin. Vatan Partisi? KESİNLİKLE. İnce’nin en kolay etkileyebileceği seçmenler bence Vatan Partisi’nin seçmen kitlesi içinde.

Sonuç olarak İnce’nin hedef kitlesi, CHP, İyi Parti ve Vatan Partisi seçmenlerinin ufak bir kesiminden meydana gelecektir. %5’i geçerse öpsün başına koysun, o kitleyi pamuklara sarsın.

Muharrem İnce’nin bu yaptıkları kime yarıyor?

Klişedir ama doğru lâftır: Bir olayın kime/neye yarayacağını görürsen, olayın failini de görürsün. Memleket Hareketi konusunda bu klişeyi uygulayamayız, onu söyleyeyim. Sırf heyecan olsun diye bahsettim.

İyi de, Muharrem İnce’nin hareketinin, partisinin doğuracağı sonuçları az çok biliyoruz: Birlikten doğan kuvvetini artıran muhalefetin zararına, her geçen gün biraz daha heyecan ve oy kaybeden iktidarın yararına işleyecek bu süreç. Eğer İnce, “CHP yönetiminin tümü kripto Tayyipçi” gibi kapıları kapatan, gemileri yakan boş lâflar etmeseydi, en azından muhalefet bloğunun güçleneceğini düşünebilirdik ama İnce’nin CHP’yle, İyi Parti’yle veya Millet İttifakı’yla bir araya geleceğini sanmıyorum.

Sonuç?

Yanılır mıyım? Yanılabilirim. Dediğim gibi, siyasi analiz yeteneğim kötüdür. Ama her ne kadar İnce “Cumhur İttifakı’na kesinlikle katılmam” dese de, biliyoruz ki Erdoğan’ın yakın çevresi yiğit gazetecilerle, soylu siyasetçilerle dolu ve İnce de rahatlıkla orada bir iş bulabilir.

Daha gerçekçi bir tahmin yaparsam da, şöyle bir kehanet sallarım:

  • Erdoğan ve Bahçeli, bir anayasa değişikliğiyle seçim barajını %7 civarına çekecek ama ittifaklara katılan her partinin bu oy oranını tutturması şartını koşacak.
  • İnce de bir sonraki seçimde medyada bol bol pompalanarak, muhalefetten %6 civarında bir oyu koparacak ama bu oy oranıyla baraj altında kalacak.
  • Bu sayede Erdoğan bir seçim daha kazanacak.

Ta 2002 yılında Cem Uzan benzer bir iş becererek MHP’den ve DYP’den ciddi oranda oy kopardı; hem kendi partisi hem de bu iki parti baraj altında kaldı; AKP %34,28 oyla Meclis’te %66 temsil oranıyla siyaset arenasına giriş yaptı.

Sıkıysa “bu sefer olmaz” deyin.

Barış Ünver
15 Şubat 2021

Yazıyı beğendiniz mi? Beğendiyseniz, yeni yazılardan epostayla haberdar olmak için Beyn'in eposta abonesi olabilirsiniz.