Neden gündem yazıları yazmıyorum?

Aylardır e-posta kutum dolup taşıyor, binlerce insan aynı soruyu soruyor… Şaka şaka, eski okurlarımdan ikisi aynı soruyu sorunca, bu konu hakkında yazmaya karar verdim. Sorular şöyle geldi:

Abi bayadır siyaset yazmiyosun kitaba felsefeye daldin artik yazmicak misin veya daha mi az yazacaksin??

Hakan, 31 Mayıs 2021

Sevgili Barış,
Geçenlerde eski bir yazına denk gelince, seni 5 yıldan uzun süredir takip ettiğimi hesap ettim. Eski yazılarına göz gezdirdiğim zaman görüyorum ki, eskiden gündem yorumlarına daha fazla özen gösterirken şimdilerde daha genel konulara değiniyorsun. Özel bir sebebi var mı? Bir dava sürecinden geçtiğini biliyorum, kazanmıştın, onunla mı ilgili yoksa? Son zamanlarda gündem çok dolu, umarım bunları da yorumlarsın.

Esma, 2 Haziran 2021

Yanıtlarıma geçmeden önce bir şey söylemek istiyorum: Okurlardan, özellikle eski okurlarımdan böyle mesajlar gelince mutlu oluyorum valla, yalan yok. Düzenli olarak okunmak, başkalarının akıllarında yer edinmek güzel bir şey. Bu sayfadan Beyn’e abone olup, bu sayfadan bana mesajlar yazabilirsiniz.

Gelelim cevaplarıma… Biraz daha genişleterek, soruların içinde yer almayan soruları yazacağım.

Korkuyor muyum?

İlk akla gelen bu olsa gerek, çünkü her ne kadar 2010 yılında Erdoğan’ın açtırdığı davadan beraat etmiş olsam da, dava sürecinde yerleşen otokontrol mekanizması, beraatimden sonra kalkıp gitmedi. Öyle ki, geçen yıllar içinde Beyn’e yazma hevesim gitgide azaldı; neredeyse Beyn’e hiç yazı yazmadığım yıllar oldu. Özetle, dava süreci yazma alışkanlığımı kesinlikle etkiledi. Geçen yıl aldığım kararlar neticesinde bu yıl haftada 1 yazı ortalamayla gitmeye kendimi zorlamam, bu alışkanlığımı geri kazanma çabamın bir sonucu. Nazar değmesin.

Ama bugün gündem hakkında bir yazı yazmamamın sebebini “korku” olarak düşünmem, düşünemem. Başka bir şey var.

Sıkıldım mı?

Evet, bu. Siyaset konuşmaktan sıkıldım. Daha doğrusu, gündem hakkında konuşmaktan sıkıldım. Daha da doğrusu, gündem hakkında yazmaktan sıkıldım.

Esma Hanım’ın bana yazdığı şey çok doğru: Gündem çok dolu. Haftalık gündemi geçtim, günlük gündem bile birden fazla maddeyle değişebiliyor. Öyle saçma sapan bir durumdayız ki, benim bu yazıyı yayınladığım akşam bütün Bakanlar Kurulu değişse, birazcık şaşırıp yatağa gireceğiz, uyuyacağız.

Ülkenin en güçlü suç örgütlerinden birinin başındaki adam yurt dışından video çekip iktidardaki herkese (“abisine” bile) savaş açtığını gösteriyor ve biz bu adamın videolarını, Netflix’e yeni bölümleri düşen bir diziyi takip eder gibi heyecanla takip ediyoruz.

Eski enerjim ve hevesim olsa, her gündem maddesi için ayrı ayrı yazılar yazardım. Üzerinde çalıştığım işler, projelerim olmasa, günde birden fazla yazıyla gündemde ne varsa yorumlar, Beyn’in okur sayısını da muhtemelen 5’e katlardım.

Türkiye böyle yoğun gündemleri hak etmiyor. Bu kadar yoğun ve hepsi birbirinden etkileyici gelişmeler ve skandallar, benim gibi herkeste bir nebze uyuşukluk yapıyor, bundan eminim. Susurluk skandalının patladığı zamanları, Kayıp Trilyon davasının yarattığı etkiyi falan hatırlayın; bugün neredeyse ayda bir benzer skandalları takip ediyoruz ve, üzgünüm, alıştık bu duruma.

Muhalefeti bile suçlamıyorum çünkü AKP’nin en büyük başarısı olduğunu düşündüğüm 2010 ve 2017 referandumları sayesinde muhalefetin eli-kolu neredeyse tamamen bağlanmış durumda.

Sonuç

Sıkıldım ve sıkıldığımı yazmak istedim; yazının başında alıntıladığım iki soru buna vesile oldu. Biraz iç dökümüne dönen bu yazı için Hakan ve Esma’ya teşekkür ederim. Sevgiler.

Barış Ünver
06 Haziran 2021