Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Yine 9 buçukta kalktım, annemin de yardımıyla. Hazırlanıp çıktım, yolda bir poğaça alıp yedim.
  • 10 buçukta Ömer, Yuşa, Erdem, Yasemin ve Tezel'le buluştum. Beraber Halkevi'nden kalkan Aquapark servisine bindik.
  • Günün Olayı: Şu Karamürsel Aquapark'taydık, tüm gün! Çok uzun süredir bu kadar eğlenmemiştim, çok iyi geldi. Kafam da rahatladı - hatta biraz fazla rahatlamış olmalı ki kafam hala zonkluyor, beynim azıcık yer değiştirdi galiba. Neyse; çocuk gibi kaydıraklardan kayıp eğlendik tüm gün. Sıralama da yapayım, tam olsun: Sırayla en beğendiğim kaydıraklar turuncu, yeşil, kırmızı, mavi ve sarı oldu :D.
  • Akşam 6 servisiyle İzmit'e geri döndük. Omuzlarım hafif yanmış, onu fark ettim.
  • Eve döndükten 5-10 dakika sonra uyuyakalmışım.
  • Akşam yemeğinden sonra Cnbc-E'de bir filme takıldım, onu izledim. Adı Man of the House'mış. Beğendim.
  • O bittikten sonra duş aldım.
  • Şimdi de Siyaset Meydanı'nı izliyorum, bitince yatacağım. İyi geceler.

Bugün ne öğrendim?

İstediğimde hala çocuk gibi eğlenebiliyormuşum, onu fark ettim :). Kimileri bu özelliğimi "çocukluk" olarak tanımlayabilir ama bence çocuklukla alakası yok ve inanılmaz güzel bir şey. İçinizdeki çocuğu öldürmeyin :).

Yorum yapılmamış - Yorumla 
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 9 buçukta kalktım. Sonra kendimle gurur duydum :).
  • Sonra o gurur yerini vicdan azabına bıraktı çünkü akşamüstüne kadar uyukladım durdum. 4 buçukta da dolmuşa binip Yahyakaptan'a gittim, Erdem'le buluştum.
  • Günün Olayı: Bit pazarındaydık! Son derece dağınık düzenli son derece dağınık tezgahlarda fütursuzca dolaşıp kimisi cillop gibi, kimisi dökülen (ve muhtemelen bir kısmı çalıntı) sürüyle mala baktık 1 buçuk saat boyunca. İnsan 1 liraya elektrikli diş fırçası bulur mu? Ben buldum, hem de Braun marka :). Hemen iğrenmeyin, başlığı değiştirilebiliyor :D. Oradayken deneme imkanım olmadı ama sonradan evde çalıştığını görünce çok sevindim; 40 liralık diş fırçasının başlıksızını (ve pil bölümü çatlaklısını) 1 liraya almış oldum! :D
  • Oradan benim evin yakınlarındaki bir PlayStation kafeye geçtik, PES oynadık. Cık, gene yenildim.
  • 3 maç oynayıp bıraktık, ayrıldık. Eve uğrayıp tekrar dışarı çıktım ve Şirinyalı'ya geçtim.
  • Akşam boyu oradaydım, akşam yemeğini de orada yedim. 1'e kadar oradaydık.
  • Sonra annem, babam ve ben eve döndük. Sonra da yattım zaten.

Bugün ne öğrendim?

Bit pazarı denen hadisenin ne kadar muhteşem bir şey olduğunu keşfettim! :) İlk bit pazarı deneyimimdi ve hayatımda ilk kez bir alışverişten böylesine zevk aldım. Cidden çok iyi yav!

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Ne yazık ki 1'de kalktım.
  • Öğle yemeğimi Kayseri Sofrası'nda yedim. Özlemişim yağlama yemeğini :).
  • Akşama kadar da evdeydim.
  • Akşam ablam, babam ve annem döndüğünde Outlet Center'a gittik. DeFacto'dan bana bir adet kapri (Diz altında biten şortlara "kapri" diyorlar, değil mi?) ve bir de şort mayo aldık.
  • Oradayken Erdem aramıştı, oradan hemen Acısu Parkı'na geçip Erdem, Tezel ve Ömer'le buluştum. Hepsini de çok özlemişim :).
  • Eve döndüğümde saat 12'ye geliyordu. 2'ye kadar falan oturdum, sonra yattım.

Bugün ne öğrendim?

İzmit'i epey özlemişim, onu fark ettim.

Yorum yapılmamış - Yorumla 
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 8 buçukta uyandım.
  • Kahvaltımı ettim, internette gezindim, çantamı hazırladım ve dışarı çıkıp AŞTİ'ye gittim. 11'de kalkan İzmit Seyahat otobüsüyle İzmit'e doğru yola çıktım. Yol ilk yarısında uyudum, ikinci yarısında da AKP ve CHP'nin Gerçek Yüzü adlı kitabımı okumaya devam ettim.
  • Günün Olayı: Saat 3'ü 20 geçe İzmit'e, 4'e çeyrek kala da eve vardım. Evde, İtalya'dan dönmüş olan canım ablam vardı. Hasret giderdik :). Akşam da annemle babam geldi, onlarla da hasret giderdik :).
  • Akşam yemeğimiz lahmacun oldu. Sonra da annemlerin misafirleri geldi. 12'yi çeyrek geçeye kadar onlarla sohbet ettik, ailecek.
  • Sonra da o sohbetten aldığım gazla babamla ticaret hakkında sohbet ettik uzun süre (1 saat falan).
  • Özeti yazıp yatacağım. Kitap da okuyacaktım ama vazgeçtim, uykum var. İyi geceler.

Bugün ne öğrendim?

Babamın korkunç bir ticari zekası ve yeteneği olduğunu öğrendim. Sonra da anlattığı bir hikayeden hayatımın önemli bir kısmını hatırladım: Babam zamanında ailecek sıfır noktasındayken büyük bir cesaretle büyük bir işe atılmıştı. İyi bir miktar borca girerek geri dönüşüm işine girmişti ve SEKA kapandığı için kepenk indirmek zorunda kalmadan hemen önce İzmit'te 18 ayrı şirketten toplam 50 ton geri dönüştürülebilecek malzeme işlemeye başlamıştı. Zaten özetteki sondan ikinci maddede bahsettiğim gazı bu hikayeyi bu şekilde dinlediğimde aldım :). Büyüksün baba.

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 8 buçuğa doğru kalktım. Kahvaltımı edip hemen yola koyuldum ve Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ne gittim.
  • Günün Olayı: Son 4 finalime de girip çıktım. Bu sefer "Günün Olayı" başlığını kırmızı yaptım çünkü bir tanesi ve en önemlilerinden biri olan matematik finalim iyi geçmedi. Çan eğrisinden kurtardım kurtardım, olmadı bütünlemeye kalacağım. (Diğerleri iyiydi.)
  • Bu arada bir sürü arkadaş edindim :). Oğuzcan, Çağrı, Filiz, Gamze, Mehmet Can, Çağatay, Kenan, Akif, Serkan, Erkan ve Ahmet adlı sınıf arkadaşlarımla gün boyu birlikteydik. (Bu arada insanın sınıf arkadaşlarıyla ikinci dönemin sonunda tanışması ne garipliktir yav...)
  • Finallerden sonra önce Anıtkabir'i ziyaret edelim dedik; şehir dışından gelen arkadaşlardan bazıları Anıtkabir'i gezme fırsatını henüz bulamamışlar diye. Filiz -sağ olsun- bir tur rehberi de ayarlamış bize. Anıtkabir'i kaç kere gezmişsem de hiçbirinde böylesinde zevk almamıştım. Tur rehberi eşliğinde gezmenin önemini kavramış oldum :).
  • Oradan da Bahçelievler'in 7. Cadde'sine geçtik, Friend's diye bir bara oturduk. Ben böyle fena bir yer görmedim be! Bir salata için insan 1 saat 15 dakika bekletilir mi? Bir salata için 1 saat 15 dakika beklettikten sonra "Tek sipariş verilmedi arkadaşım." diye delikanlı savunması yapar mı bir garson? Friend's'te yapılıyormuş. Yemedim salatayı, tam geldiğinde "Siparişi iptal ettim." dedim. Akşama kadar da 10 küsur kişi oradaydık; kimseye belli etmek istemedim ama feci bozum olmuştum ve o "...arkadaşım."la biten delikanlı savunmasını duyduktan sonra her an oradan gitmek istedim.
  • Çok şükür sonra kalktık, bir kafeye oturduk. (Kafenin adını hatırlamıyorum.) Bu sefer de orada söyleyemeyeceğim (burada da söyleyemeyeceğim) bir işim aklıma geldiğinden ötürü oradan biraz erken ayrılmam gerekti. Arkadaşlarımla vedalaşıp eve dönmek zorunda kaldım.
  • 9 buçukta evden çıkıp AŞTİ'ye gittim; Oğuzcan'la Kenan'ı yolcu ettim. Sonra eve döndüm.
  • Gece 3 buçuğa kadar bilgisayar başındaydım. 3 buçukta da yattım, uyudum.

Bugün ne öğrendim?

  • Sınıf arkadaşlarımla daha önceden tanışmamamın ÇOK büyük bir kayıp olduğunu öğrendim. Hepsine buradan selam olsun :).
  • Mehmet Can, Çağrı ve Kenan'ın birer Beyn okuru olduğunu öğrendim, acayip mutlu oldum :D.
  • Kafamın matematiğe bir türlü basmadığını kabul ettim. Artık korkmuyorum, söylüyorum: BEN MATEMATİKTEN ANLAMIYORUM! Hey!
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Sabah 6 buçukta uyandım. Üç gündür öğlen 1'de uyanıyorken bugün 6 buçukta uyanmam ilginç ve komik oldu tabii. Sonra kargalarla beraber kahvaltı ettik. Şaka.
  • 7'de evden çıkıp AŞTİ'den, sınıf arkadaşım Oğuzcan'ı aldım. Beraber yakındaki Bahar Cafe Bistro'da kahvaltı edelim dedik. "Usta olmadığı için" kahvaltı tabağının olmaması birinci acayiplikti, ikinci acayiplikse garsonun şu zavallı Barış'a bir bardak çayı çok görmesi oldu! Garson, tezgahta çaycının hazır ettiği (bir de sanırım üstüne hapşırdığı) çayı getirmeyip ısrarla boş masaları düzenlemeye devam edince sinirlenip kalktım, tezgaha gidip kendim aldım çayı. (Şimdi böyle yazınca her şeyi ayağına bekleyen pis biri gibi oldum ama öyle değil. Lütfen.) Garson da hemen arkamdan yetişip "Biz çayı getirirdik?" deyince sinirden gülümseyerek yerime döndüm. Şimdi sırf bu garson yüzünden millet "bahar cafe bistro" diye arattığında bu sayfayı görecek ve Bahar Cafe Bistro'nun nasıl bir yer olduğu hakkında kötü bir izlenimi okuyacaklar. Oh olsun. Bahar Cafe Bistro.
  • Kahvaltılarımızı (poğaça ve sandviç) bitirdikten sonra yürüyerek Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ne gittik.
  • Günün Olayı: Saat 9 buçukta 5 tane finale başladık! "Günün Olayı" başlığının yeşil oluşundan, finallerin çoğunun iyi geçtiğini anlayabilirsiniz :).
  • Finallerden çıkınca önce arkadaşlarla biraz sohbet ettik, sonra ben eve döndüm. Dediğim gibi önceki günlerden sabah kalkmaya alışık olmadığımdan dolayı yattım uyudum.
  • 5'te geri kalktım. Matematik çalışmam gerekiyordu; Balıkçım'a gidip Ömer'le matematik çalıştık. İntegral konusunu çalıştık. Bir de balık şiş yedim orada. Haliyle harikaydı :).
  • Eve döndükten sonra da Kelime Oyunu'nu izledim biraz. Sonra matematik çalışmaya devam etmek üzere bilgisayar başına geçtim.
  • Çok fazla çalışamadım ama yeterli geldi galiba. Kafama girmiyor ki lanet olası ders? Hey ahbap, senin sorunun ne biliyor musun?
  • Avrasya TV'nin internet sitesinin canlı yayın adresinden Nihat Genç'i (Veryansın) izlemeye başladım. Neden sonra Kanal D'ye, Disko Kralı'na geçtim. Utandım biraz kendimden çünkü Nihat Genç o kadar iyi konuşurken Okan Bayülgen'e geçince kendimi apolitik hissettim.
  • Şimdi de yatayım diyorum, malum, yarın 4 finalim daha var :). İyi geceler.

Bugün ne öğrendim?

  • Nihat Genç'in ağzından yakın tarihimizde yapılan darbeleri dinledim. Adam haklı: Yapılan her darbe bu "Amerikancı", "İslamcı", daha da kalıplara sığdırırsak (ki hiç sevmem) sağcı kesime yarıyor.
  • İntegral de öğrendim... sayılır.
  • Bahar Cafe Bistro'ya bir daha gitmemem gerektiğini de öğrendim.

27 Haziran 2009'u 28 Haziran 2009'a bağlayan gecenin Disko Kralı'nda çıkan Malumat-ı Furuş soruları. Bu seferkiler daha da yarıcıydı :D.

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Lan... Yine 1!
  • Lan... Yine evdeydim!
  • Lan... Yine çıkıp Ziraat Bankası'na gittim, fatura yatırmaya çalıştım! Neyse ki bu sefer yatırabildim.
  • Lan... Yine Lezzet Piknik'te patates kızartmalı ekmek yedim! Yalnız bu sefer eve dönüp yemek istedim, öylesi işime geldi.
  • Eve döndükten sonra bilgisayar başına geçtim. Saat tam 6'da Persepolis adlı Fransız animasyon filmine başladım. İran'daki Humeyni ihtilalini ve o değişim sonrası İranlı bir kızın yaşadıklarını anlatmış. Güzel bir filmdi, herkese tavsiye ederim.
  • Akşam boyu da bilgisayar başındaydım. Bir ara babaannemle yemek üzere dondurma almaya çıktım.
  • Şimdi yatıyorum, yarın 9 buçuktan itibaren 5 finale birden gireceğim. Bana şans dileyin :).

Bugün ne öğrendim?

  • Bir Fransız gözünden Humeyni ihtilalini öğrendim.
  • Fransızlığın batılılığın adeta bir simgesi olmasına rağmen Fransızların batılılığı nasıl güzel bir biçimde kötüleyebileceğini gördüm.
  • Ülkenin gündemini 2 haftadır işgal eden sözde belgenin üstünde tarih falan yazmadığını, buna karşın Taraf gazetesinin yaptığı haberde "Nisan 2009’da Deniz Piyade Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanan" gibi bir ifade kullandığını öğrendim. Millet daha Taraf'ı gerçek gazete sansın. En az o belge kadar sahte bir gazete bu Taraf.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Yine 1'de kalktım. Çok fena, çok...
  • 4 buçuğa kadar bilgisayar başındaydım, 4 buçukta dışarı çıktım. Fatura yatıracaktım ama Ziraat Bankası'nda bir arıza varmış (yine), yatıramadım.
  • Lezzet Piknik'e geçip yemek yedim. Son zamanlarda sürekli patates kızartmalı ekmek yiyorum. Çok doyurucu ve 2 buçuk lira fiyatı var, gayet uygun :). (Reklamları izlediniz, ehehe.)
  • Sonrasında eve döndüm. Ders çalıştım biraz, sonra da internette oyalandım.
  • Erkenden yatayım dedim. Yattığımda sabah ezanı okunuyordu :).

Bugün ne öğrendim?

Bugün bir şey öğrenmedim :).

Kelime OyunuKanal 1'de böyle bir yarışma var, görmüşsünüzdür. İnanılmaz eğlenceli ve aynı zamanda eğitici bir yarışma. Kutu açarak veya yapılan yemeklere çamur atarak, karşındakinin saçını başını yolduğun yarışmalardan değil yani. İnsanlara bilgileriyle kazanma şansını sunan bir yarışma yani.

Ayrıca yarışmanın inanılmaz bir izleyici kitlesi var. Öyle olmalı çünkü en başta saat 6'da yayına başlayıp 7'de biten bu program; bu ay içerisinde önce 7'ye alındı, sonra ise "prime-time" denilen 8'de (genellikle 8'i çeyrek geçe) yayına girmeye başladı. Üstelik reklam süresi de uzadı; artık 1 saatlik program 1 saat 15 dakikada bitiyor.

Fakat gelin görün ki bu yarışmanın yapımcıları inanılmaz derecede cimri - yani öyle olmalılar. Neden mi? Çünkü verilen adam gibi bir ödül yok! Günün birincisi oldun mu cumartesi günü haftanın birincisi olmak için yarışıyorsun, cumartesi de haftanın birincisi olduktan sonra ayın birincisi olmak için o ayın son pazar günü mü ne tekrar yarışmak zorundasın! Peki ayın birincisi olursan aldığın ödül ne? Aldığın puan kadar! Yarışmada teorik olarak alabileceğin en yüksek puan 9.800 ki iyi yarışmacılar ancak 6.000-7.500 arası puan alabiliyorlar. (Yarışma tarihinde 8.000 sınırını geçen ancak birkaç kişi var, onu da ayrıca belirteyim.) Teorik puandan gidelim, özetleyelim: Programın aylık ödül masrafı 9.800 lirayı aşmıyor.
» Yazının tamamı için tıkla

Bilgisayar Kursu
Buraya reklam verin

İnternet ve Blog Yazarları Derneği
 
Yukarı Çık XHTML CSS WordPress