14 Mart 2010 tarihli günümün özeti
15.03.10
Yine 12 buçukta uyandım.- Kızılay'a gidip Ece'mle buluştum. 2 gibi Koliba Cafe'ye gittik.
- Masaları düzenletip gelecek arkadaşları beklemeye başladık. İlk Yasin geldi.
- Günün Olayı: İnternet ve Blog Yazarları Derneği'nin Mart 2010 buluşmasını gerçekleştirdik. Buradan okuyabilirsiniz ama buluşmadan bir (aslında) kare olarak yandaki resme tıklayabilirsiniz: Gün özetlerimle dalga geçtiler :(. (Yok be, acayip eğlenceliydi.)
- Buluşmayı 6 civarında bitirdik. Ece'mi otobüsüne bindirip eve döndüm.
- Akşamım, her zamanki gibi, boş geçti. Bu akşamları doldurmanın bir yolunu bulmam lazım. Ders çalışabilirim mesela.
- Ve yine gece 2-3 gibi yattım.
İBYD Mart 2010 buluşması
15.03.10
Uzun bir süreden sonra böyle keyifli bir buluşma yapmak acayip mutlu etti beni :).
Buluşmaya 3'te, 3-4 arkadaşla beraber başladık. 3 buçuğa gelene kadar 10 kişiyi, 4'e gelene kadar da 15 kişiyi geçtik. Toplamda 19 kişi saydım ama 2 kişi fotoğrafta yok, bir arkadaş da katılımcı listesine adını yazmamış.
Katılanların Listesi
- Adem Filtekin
- Ahmet Alp Balkan
- Ahmet Çakıroğlu
- Ali Orhun Akkirman
- Ayşegül Temizyürek
- Barış Ünver
- Ece Tezcan
- Gülşah K.
- Halis Kaya
- Hamdi Kavak
- Hüseyin Mert
- Mehmet Haki Kaya
- Musa Ülker
- Mücahit Yılmaz
- Özlem Bahar
- Özlem Kılınçarslan
- Yasin Yanardağ
- Yücel Karaca
Neler yaptık?
En önemlisi, 4 gibi yaptığımız "konuk yazarlık çekilişi"ydi. Önce başkalarının bloglarında yazmak isteyenleri (11 kişi) bir kağıda listeledik, sonra da başkalarından yazı kabul edecek blog yazarlarına (8 kıişi) listeden rastgele birisini seçtirdik. Örneğin ben Yücel'in bir yazısını kabul edeceğim ve Ali'nin bloguna bir yazı yazacağım :).
Bunun haricinde çeşitli konularda konuştuk. Blog Ödülleri mesela. Benim de katıldığım genel kanı, halkoylamasının anlamsızlığıydı. Orada belirtmesem de, İBYD'den bir jüri üyesi istenmemesi de bana aynı şekilde anlamsız geldi. Yine de bu konu tartışılır tabii.
Buluşmanın geri kalanında, her zamanki gibi geyik muhabbeti vardı :). 6 gibi de dağıldık.
Fotoğraflar
Tüm fotoğrafları buraya tekrar yüklemek istemedim çünkü şurada zaten var; oradan bakabilirsiniz.
Sonuç
"Keyifli" kelimesine azıcık kıl olsam da hakikaten keyifli bir buluşma oldu :). Gelen arkadaşlara çok teşekkür ederim.
| Adem Filtekin |
| Ahmet Alp Balkan |
| Ahmet Çakıroğlu |
| Ali Orhun Akkirman |
| Ayşegül Temizyürek |
| Barış Ünver |
| Ece Tezcan |
| Gülşah K. |
| Halis Kaya |
| Hamdi Kavak |
| Hüseyin Mert |
| Mehmet Haki Kaya |
| Musa Ülker |
| Mücahit Yılmaz |
| Özlem Bahar |
| Özlem Kılınçarslan |
| Yasin Yanardağ |
| Yücel Karaca |
13 Mart 2010 tarihli günümün özeti
15.03.10- 12 buçuk gibi kalkıp giyindim ve dışarı çıktım.
- CEPA AVM'ye gittim, Ece'mle buluştum.
- Bir alışveriş merkezinde buluşmayı kim yönlendirir? :) Yemek haricinde Ece'min peşindeydim :D. Mağazaları gezdik, ODTÜ'nün açtığı standlara baktık, yemek yedik...
- 4 buçukta ayrıldık. Ben yürüyerek AŞTİ'ye, oradan da metroyla Kızılay'a geçtim, ATİ Eğitim Kurumları'na gittim.
- Akşam eve dönüp yemek yedikten sonra pek bir şey yaptım denemez. Oturdum, tembel tembel bilgisayar başında durdum.
- Gece de yattım işte. Kaçta yattığımı hatırlamıyorum ama muhtemelen 2-3 civarıdır.
12 Mart 2010 tarihli günümün özeti
13.03.10Pek hatırlamak istemeyeceğim bir gün oldu bu.
- 12'ye 5 kala kalktım ve hemen üstümü değiştirip Kızılay'a, hep gittiğim kursa gittim.
- Öğrencimle başladığım ders, dershanenin ortağının (Adını-soyadını vermeye lüzum görmüyorum ama daha önceleri "abi" diye hitap ederdim. Şimdi sorsanız, çok daha farklı bir şekle dönüştü hitabım.) bana daha önceden duyduğunu düşündüğüm kininden ötürü önce öğrencimi, sonra beni kovması dolayısıyla yarım kaldı. (N'oldu peki? Adamın sorumsuz ve kindar davranışı yüzünden kursun adı kirlendi.) Neyse ki oradan ATİ Eğitim Kurumları'na geçip dersi tamamlama fırsatımız oldu.
- Dersten sonra kendimi sokağa attım. Öfkem geçsin, yaşadığım şoku atlatayım diye epey yürüdüm. Öylesine yürüdüm yani. Kurtuluş'a, Kredi ve Yurtlar Kurumu'na gittim mesela; üniversite kredisi borcumu tekrar sorgulattım. 4 haneli sonucu öğrenince keyfim biraz daha kaçtı.
- Kurtuluş Parkı'na girip çekirdek aldım ve bir banka oturdum, uslu uslu müzik dinledim. Sakinleştim.
- ATİ'ye dönüp, orada unuttuğum çantamı aldım ve eve döndüm.
- Günüm kötü geçtiği için maalesef bir tek ben etkilenmedim. Babaanneme de, Ece'me de yersiz yere çıkıştım birer kere. Sonra özür diledim.
- Kurtuluş Parkı kısmı hariç, kötü bir gündü.
Bugün ne öğrendim?
- Kindarlığın nasıl fena sonuçlar doğurabileceğini gördüm. Gün bitti, sinirim geçti ve şimdi sadece "Yazıklar olsun." diyebiliyorum. Bir zamanlar çok saygı duyduğum bir insanın böyle çocukça bir davranışta bulunması... Yazıklar olsun.
- Üniversite kredisi borcumu da öğrendim. O daha fena koydu aslında.
Yarının eylem planı
- Beyn'e gün özeti haricinde bir yazı yazacağım.
- Yeni bir site açacağım. Belki buradan da duyururum :).
11 Mart 2010 tarihli günümün özeti
13.03.10- Yine sabah 9'da kalktım. Kalkar kalkmaz kahvaltımı ettim, bilgisayar başına geçtim.
- 12'de evden çıktım. Önce Lezzet Piknik'ten ekmek arası patates kızartmasıyla kola aldım, sonra onu yiyerek Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ne gittim.
- Günün Olayı: Üniversitenin konferans salonunda TTnet'in Geleceğini Netleştir isimli etkinliğine katıldım. Birer cümlelik maddelerle anlatayım:
- Konferans salonuna 12 buçukta vardım ama meğer etkinlik 1 buçukta başlıyormuş :). Ben de dün aldığım Zeka'yı okumaya devam ettim.
- Konferans, Ali Servet Eyüpoğlu'nun "Teknoloji Dünyası Yeni Liderlerini Arıyor" isimli, sosyal medya konulu sunumuyla başladı. 1 saatlik bu sunuma öğrendiğim en önemli şey, sosyal medyanın benim tahminimden çok çok daha önemli bir şey olduğu oldu. Sunumda gösterilen şu video ile fena gaza geldim. (Sunumda gösterilen video bunun biraz kırpılmışıydı.)
- Ardından Erdal Usluer'in özgeçmiş hazırlamayla ilgili sunumu vardı. En çok notu bu sunumda aldım.
- Ondan sonra Muhammed Alpkent'in beden diliyle ilgili sunumunu izledik. En eğlencelisi sunum da buydu :).
- Son olarak da, yakından da tanıdığım Abdülkadir Özbek'in hafıza teknikleri ve beynin işleyişiyle ilgili sunumunu izledik. Daha önce de izlemiştim (iki defa), bilmediğim bir şey yoktu ama bildiklerimi de unuttuğumu fark ettim :).
- Etkinlik bitip eve döndükten sonra haberleri izledim, yemek yedim ve bilgisayar başına geçtim.
- Gün boyu etkinlikte olduğum için biraz yorulmuştum, erkenden (1 gibi) yattım.
Bugün ne öğrendim?
- Yukarıda yazdığımı tekrar edeceğim ama; sosyal medyanın benim tahminimden çok çok daha önemli bir şey olduğunu öğrendim.
- Bir de akşam boyu felaket dolu haberleri ve herkesin ağladığı, kavga ettiği, birbirini aldattığı gerizekalı dizileri izledikten sonra insanımızın sırf psikolojik olarak değil, fiziksel olarak da yamulduğunu öğrendim.
10 Mart 2010 tarihli günümün özeti
13.03.10- 9'da uyandım.
- 10 civarı Makromarket'e gittim, ne zamandır yokluğunu hissettiğim ama başka yerde bulamadığım Aynes Tick Tack'lerden aldım. Bir de "Zeka: Beyin Nasıl Çalışır? Nasıl Düşünür?" diye bir kitap gördüm (yazarı Jeff Hawkins), onu aldım. Dönerken Tick Tack'lerden bir tanesini içtim.
- Önceki günkü tembelliğim yüzünden bugün biraz utanıp daha az tembellik ettim, daha çok okudum. Ama hakikaten çok fazla okudum. Ne okudum? Bol bol köşe yazısı okudum, özel haber okudum (Avaz Türk ve OdaTV haberleri), teknoloji haberleri okudum... Bir de yeni aldığım kitabı okudum. Adı biraz garipti ama orijinal adını (On Intelligence) araştırınca epey sağlam bir tez olduğunu gördüm. Zevkle okuyorum.
- Tabii sabahtan akşama kadar okumadım. Arada oyun da oynadım, ders de çalıştım, Pokémon izledim... Evet, çocukluğumun çizgi dizisini buldum, onu izlemeye başladım :).
- Gece erken yatayım dedim ama yattığımda saat 3 buçuk, uyumak üzere olduğumdaysa 5 olmuştu.
İBYD Mart 2010 buluşması
10.03.10
Dernek olarak geçen ay bir buluşma düzenleyememiştik fakat bu sefer ayın ortasında düzenleyeceğiz, işi sağlama aldık :). Bir de bu sefer Likemind buluşmalarında olduğu gibi herkesi serbest bırakmak yerine, serbest bir tanışma faslının ardından bloglar ve blog yazarlığı hakkında sohbet edeceğiz. Mesela Blog Ödülleri yaklaşıyor, onu konuşalım istiyorum.
Blog yazarı olsanız da, olmasanız da gelin. Yazarlığa ilgi duymanız yeterli :).
Tarih: 14 Mart 2010
Saat: 15.00 - 18.00
Yer: Koliba Cafe (Karanfil 2 Sk. 38/A, Kızılay)
Harita ve Yol Tarifi: http://u.nu/29qf7
Facebook etkinlik sayfası: http://u.nu/556h7
09 Mart 2010 tarihli günümün özeti
10.03.10- Bu sefer epey geç uyandım.
- Beyn, dün bahsettiğim sorun yüzünden akşamüstüne kadar kapalıydı. Sonra -çok şükür- açıldı.
- Bugün de tembellik ettim, sonra tembelliğimi kendimce örtbas etmek üzere bol bol yazı okuyup biraz da ders çalıştım. Fena olmadı aslında.
- Akşam Teke Tek'i izleyecektim, kaçırdım.
- Sonra tekrarını izleyeyim dedim, onu da kaçırdım.
- Saat 2 buçuk, yatayım artık. İyi geceler.
08 Mart 2010 tarihli günümün özeti
10.03.10- 11 gibi uyandım.
- Yine evdeydim ama bu sefer sadece tembellik etmedim, oturup ders de çalıştım :).
- Ama tembellik yaptım yine, maalesef. Two and a Half Men'den bölümler izledim, Worms World Party oynadım...
- Bu arada savunmamı da yapayım: Ben internette çoğunlukla yazılar okuyorum. Gündem olur, din olur, mizah olur, teknik bilgi olur... Yani tembelim diyorsam o kadar da değil be :). Şimdi aklıma geldi: Gün içinde okuduğum her şeyi yine gün özetine eklesem nasıl olur? En azından sonraları eski özetlere bakıp "O zamanlar ne kadar tembelmişim be!" demem :D.
- "28 Şubat Oyunu" başlıklı yazımı yayımladım.
- Günün Olayı: Beyn kapandı :D. Gerçekten kapanmadı tabii; Alastyr sunucularındaki bir sorundan ötürü Beyn akşam boyu kapalıydı. Dolayısıyla gün özetini de yazamadım.
28 Şubat Oyunu
08.03.10
Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, sokaklarda “Darbeye Hayır” gösterileri yapılıyor, maskeli demokratlar her fırsatta 28 Şubat sövgüsü yapıyor, ama şu ana kadar 28 Şubat döneminin tek bir ismi hakkında bile herhangi bir soruşturma yapılmadı, suçlamada bulunulmadı. Bu tuhaf değil mi? Gerçekliği saptanmamış planlarla onlarca subay tutuklanırken, sokaklarda tank yürütenlere bir şey olmuyor.
(Can Ataklı'nın yazısının tamamını buradan okuyabilirsiniz.)
Epeydir kendi kendime soruyordum, "Bu kadar darbe planı var ama gerçekleşen ordu müdahalelerinin sorumlularına neden bir şey yapılmıyor?" diye. Kenan Evren'e dokunan yok, Çevik Bir'e dokunan yok, Yaşar Büyükanıt'a dokunan yok... Mesela Balyoz Darbe Planı sırasında görevde olduğu söylenen Hilmi Özkök'e falan da toz kondurulmuyor. Halkı bırakın, birçok gazetecinin bile muhtemelen ilk kez duyduğu isimler; darbe planlarının merkezine oturtuluveriyor. Gerçek darbeciler resim falan yaparken bazı "taraf"lardan otuz tane darbeci asker ismi duyuyoruz.
Daha ilginç şeyler de var. Mesela güya 1980 darbesi sonrası aranan ama aslen 1980 darbesinin sonucunda büyüyen Fethullah Gülen'in, 28 Şubat sürecini de övdüğünü görüyoruz:
"Türkiye’de sistem, demokrasi açısından bir darboğazdan geçti denebilir. Türkiye bir kaostan çıktı, hemen birdenbire mutlak hayra açılması düşünülemez. Askeriyenin müdahalesi oldu. Biraz askeriyenin isteğiyle o çizgide bir hükümet kuruldu. Bunda başkalarının oyunları da oldu. Bunlar demokrasinin hâkim olduğu, olunmasının istendiği bir ülkede sevimli şeyler değildi, olmaması gerekli şeylerdi. Fakat tıpkı bir kangren olmuştu... Buna neşter vurma manasında bir şey yapıldı. Birdenbire böyle kaoslu bir durumdan, nizama, intizama, ahenge geçilmesi elbette pek mümkün değil. Fakat şu anda bir uçurumdan geriye dönülmüştür."
(1997 yılında Milliyet'te gazetecilik yapan Yasemin Çongar'ın Fethullah Gülen'le yaptığı röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz.)
Daha da ilginci, 28 Şubat sürecinde adı en çok duyulan "asker"lerden biri olan Çevik Bir'in, Recep Tayyip Erdoğan'a danışmanlık yapmakta olduğu iddiası var:
» Yazının tamamı için tıkla

Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, sokaklarda “Darbeye Hayır” gösterileri yapılıyor, maskeli demokratlar her fırsatta 28 Şubat sövgüsü yapıyor, ama şu ana kadar 28 Şubat döneminin tek bir ismi hakkında bile herhangi bir soruşturma yapılmadı, suçlamada bulunulmadı. Bu tuhaf değil mi? Gerçekliği saptanmamış planlarla onlarca subay tutuklanırken, sokaklarda tank yürütenlere bir şey olmuyor.



