Şu aralar ortam iyice gerildiği için ve -basının da katkısıyla- halkın büyük kısmı bu gergin ortamda politikacılar kadar gaza geldiği için fark etmiyoruz ama, emin olun, hayatımızın komedilerinden birini yaşıyoruz.
Halkoylamasından "evet" de çıkabilir, "hayır" da çıkabilir. Çekişme hala sürüyor. "Evet"çi siyasetçiler "evet" çıkacağından, "hayır"cı siyasetçiler "hayır" çıkacağından emin ve hala hiçbirinde bir boşvermişlik belirtisi yok.
Bu arada bayramımız da rezil olacak, şimdiden uyandırayım. Bayram ziyaretlerinin aşağı-yukarı tamamında "Eee, referandumda ne kullanacaksın kayınço?" tarzı muhabbetler yapılacak. Bayramlık ağızlar açılmazsa, kavgalar çıkmazsa iyidir. (Ama çıkacak.)
"Hayatımızın komedilerinden birini yaşıyoruz." dedim, açıklayayım, halkoylamasından çok sonra neler olacağını da anlatayım:
01 Eylül 2010 tarihli günümün özeti
02.09.10- 9'u çeyrek geçe uyandım. Gerçekten.
- Bugün oruçlu değildim.
- Dışarı çıktım, kahvaltı amaçlı süt, poğaça (sade) ve açma (patatesli) aldım.
- Eve dönünce Family Guy eşliğinde kahvaltımı ettim.
- Öğleden sonra 3 gibi evden çıkıp önce dün ayakkabımı verdiğim tamirciden ayakkabımı aldım, sonra eve dönüp, tamir edilen ayakkabılarımı giyip tekrar dışarı çıktım, Gazi Üniversitesi'ne gittim.
- Günün Olayı: Mezuniyet işlemlerimi hallettim. Saat 4'te Gazi'ye varmış olmama rağmen büyük bir hızla (ve büyük bir telaşla) ana kampüs içinde ve dışında toplam 7-8 yer arasında mekik dokuyarak, 1 saat 15 dakika içerisinde tüm işlerimi hallederek "mezuniyet işlemlerini halletme Dünya rekoru"nu kırdım (sanırım) :). Akbank denen kötü bankanın Gazi içerisindeki şubesinde yarım saat beklemiş olmasaydım işlemleri rahatlıkla 1 saatin altında bitirirdim ama olsun, sonuçta bitirdim ve mutluyum :). En geç 3 hafta içinde diplomamı alabilecekmişim.
- Yalnız eve döndüğümde yorgunluktan öldüğümü ve öğle yemeği yemeyi unuttuğumu fark ettim.
- Akşamım sakin, sessiz ve Worms Reloaded ile geçti.
- Bir de netbook'lar için işletim sistemi araştırmasına giriştim. Üç işletim sistemi ilgimi çekti: Birincisi Ubuntu Netbook Edition, ikincisi Moblin, üçüncüsü de Jolicloud. Sanırım Ubuntu Netbook Edition'u favori olarak belirledim ama Jolicloud da çok güzel gözüküyor.
- Sporumu yaptım, duşumu da alıp 2 buçuğa doğru yatmayı planlıyorum. İyi geceler.
Bugün ne öğrendim?
Akbank şubelerinde (Tamam genelleme yapmayayım, sadece Gazi Üniversitesi içindeki şubede) kocaman harflerle "exi26" tabelasını koyarak 26 yaş altına hitap ettiklerini belirtmelerine rağmen, dalga geçer gibi 30-40 yaşındaki Akbank kartı sahibi adamlara öncelik verdiklerini öğrendim. Tamam, kartı olana öncelik sağlanması güzel bir şey ve birçok bankada bu uygulama var ama gençlere hitap ettiğinizi iddia ediyorsanız, kartlılara olan önceliğinizi gençlere hitap ettiğiniz şubelerde kaldıracaksınız. Oldu mu güzel kardeşim?
Nihat Doğan'dan halkoylaması şarkısı
01.09.10"Hani Benim Recebim" şarkısından sonra, yoğun istek üzerine Nihat Doğan'ın halkoylaması şarkısını da koyuyorum. Özellikle "rap" yaptığı kısımlarda gözlerim doldu (veya gözümden yaş geldi). Buyursunlar:
http://www.dailymotion.com/videoxeays2- 3'te uyandım. Dün 5'te uyursam, bugün tabii 3'te uyanırım!
- 4 gibi evden çıktım. Önce Lezzet Piknik'te öğle yemeği (akşamüstü yemeği?) yedim, sonra 6. Cadde üzerindeki bir ayakkabıcıya ayakkabılarımı verdim. Sonra da...
- Günün Olayı: ...hamama gittim! Bi' güzel kese yaptırdım. En fazla 2 günde bir banyo yapıyor olmama rağmen resmen yarım kilo kir çıktı. Ayrıca hamamdan çıktıktan sonra derimle nefes alabildiğimi keşfettim.
- İftardan önce ve sonra biraz Worms Reloaded oynadım.
- İftardan sonra çıkıp ANKAmall'a gittim. Amacım, Philips Bodygroom denen aleti bulmaktı ve buldum da (Electroworld'de, 100 liraya). Bir de Mudo'dan 2 tane tişört aldım.
- Eve döndükten sonra bilgisayar başına geçtim. Hala bilgisayar başındayım. Yarım saat sonra yatmayı planlıyorum ama 1 saat sonra da olabilir. Bilemiyorum. İyi geceler.
- Günün Olayı: Saat 10'a 10 kala uyandım!
- Pazartesiler tatil olsa bile pazartesiliğinden bir şey kaybettirmiyor :). Sessiz, sakin, tatil bir pazartesiydi.
- Bugün oruçlu değildim.
- Kahvaltıda yemek için poğaça falan alırken Enis aradı. Trenle Ankara'ya gelmiş, uçakla memleketine geçmeden görüşelim istemiş. Onunla buluştuk.
- 12 gibi onu AŞTİ'nin oradaki havalimanı otobüslerine bıraktıktan sonra eve döndüm.
- Eve dönerken Zafer Bayramı'nı nasıl duyurmuşlar diye bir Hürriyet, bir HaberTürk, bir de Taraf gazetesi aldım. Sonra bir de internetten Vakit gazetesine baktım. Yorumu siz yapın; aynen şöyleler:
- HaberTürk: "Zaferin 88. Yılı Kutlu Olsun" (Klasik bir Zafer Bayramı kutlaması. Altında yazanlar da güzel.)
- Hürriyet: "Cumhuriyet Yandaşıyız" (Yine Zafer Bayramı hakkında. Güzel, anlamlı bir manşet olmuş.)
- Taraf: "Aslan Paşanın Suçlu Kuklaları" (Taraf'ın klasiklerinden, orduya hakaret eden bir haber)
- Vakit: "Dön Dede Dönelim" (Vakit'in klasiklerinden, Alevi'lere hakaret eden bir haber)
- Akşamüstü 4'e doğru biraz kestireyim dedim. 4'ü yirmi geçe kalkınca, (nasıl olduysa) saat 2'de uyuduğumu hatırladım ve boş yere panik yaptım.
- İftardan sonra ama 9 buçuğa doğru Kentpark Alışveriş Merkezi'ne gittim, bi' güzel gezdim orayı.
- Akşam Orçun'la bol bol Worms Reloaded oynadık.
- Yalnız nasıl olduysa gece 4'e kadar uykum gelmedi. Hatta yattıktan sonra da uyuyup uyandım falan... Zor uyuyabildim.
- 1 gibi uyandım.
- Bugün oruçlu değildim.
- Sakin (boş, tembel) bir pazar günüydü. Oyun oynayarak (Worms Reloaded) ve gazete okuyarak (Hürriyet ve Akşam) geçirdim.
- Akşam, iftardan sonra Kızılay'a gittim, LCW'ya girdim.
- Günün Olayı: Yıllar sonra üstüme tam oturan ve kemersiz giyebileceğim bir kot pantolon aldım :). Bir de spor bir ceket ve birkaç çift çorap aldım. (Bu arada pantolonun model numarasını buraya not edeyim: 0K0493Z8/311)
- Eve döndükten sonra da kayda değer bir şey olmadı, saat 2'de yatmış olmam dışında.
Taraf olmamak da bir taraftır
29.08.10
Sevgili Başbakanımız çıkmış, oyunun rengini açıklamayan TÜSİAD'a atfen "Taraf olmayan bertaraf olur." diyor. Hatta bir cümle öncesinden daha farklı bir dille uyarıyor, "Eğer bu değişiklikleri beğenmiyorsan çık, 'hayır' de." diyor. (Cümlenin içerisine "sıkıysa" kelimesini yerleştirsek, anlamı da bozulmaz hani.)
Başbakan içinden geldiği gibi konuşan bir insan, bu yönü benim çok hoşuma gider. Yine de, içinden geldiği gibi konuşması, içinden geçenler "iyi" olmadığında olumlu bir anlam ifade etmiyor, maalesef. Zaten o yüzden basında "Başbakan prompter'dan konuşmadığı her zaman gaf yapıyor." gibisinden bir algı oluşmuş durumda.
Başbakan'ın, Taraf denen gazeteye slogan olacak o lafı ederken atladığı nokta, tarafsızlığın da bir taraf olduğu gerçeği. Gerçekten de birçok durumda tarafsız kalmak da bir seçimdir, bir haktır. Hele hele oylamaların gizlice yapıldığı bir ortamda, oylarının rengini açıklayanların gazına gelip, oyunu belli etmek istemeyen veya oy vermek istemeyen insanlardan zorla bir seçim yapmalarını istemek, "ahlâksız bir teklif" olarak nitelendirilebilir.
- Maalesef 2 buçukta uyandım.
- Bugün oruçlu değildim.
- Gerçi oruçlu değildim ama ne su içtim, ne bir şey yedim. (İhtiyaç duymadım bu sefer.) Tabii niyet etmediğim için bugünü oruçlu geçirmiş sayılamam.
- Gün boyu evdeydim; yapacak bir şeyim yoktu. Ben de iki film birden izledim.
- İlki yeni bir filmdi: The Bounty Hunter. Kalktıktan hemen sonra, öğlen 3 civarında izledim. Jennifer Aniston'a hayran (hasta) olduğum için izledim ama beklediğimden daha eğlenceli bir film çıktı. Saçma bir senaryoydu ama güzel bir filmdi.
- İkinci filmi akşam yemeğinden hemen sonra izledim: Office Space. 1999 yapımı bu film de öteki kadar saçma ama ötekinden daha eğlenceliydi :). İlginçtir, burada da Jennifer Aniston oynuyormuş :D.
- İki film arasında, akşam üstü bir vakitte Worms Reloaded'da tüm tek kişilik "campaign" bölümlerini bitirdim, gururlandım :).
- Office Space'ten sonra da LCW'ya gittim (tekrar). Aynı pantolonu sordum ama ürünün bana uygun bedeni hala gelmemiş. Ürün diğer mağazalarda (Kızılay'da falan) var mı diye sordurdum, varmış. Ürünün model numarasını not aldım; en kısa zamanda gidip alacağım.
- Akşamımın geri kalanında pek bir şey yapmadım. (Biraz daha Worms oynadım, haber okudum, makaleler okudum falan...)
- Sahurdan sonra da yattım, uyudum.
- 1'e doğru uyandım.
- Bugün oruçlu değildim.
- 2 gibi çıkıp ATİ Eğitim Kurumları'na gittim. Bilgisayarlarını halledeceğim bir sınıf vardı ama sınıfta akşama kadar ders olduğu için sınıfa giremedim. Onun yerine 1-2 saat etrafta dolandım.
- Günün Olayı: Mezun oldum! :) Daha doğrusu stajımın onaylandığını ve mezuniyet işlemlerine başlayabileceğimi öğrendim. Artık öğrenci değilim, sertifikalı işsiz oldum artık :).
- ATİ'den Liderlik Okulu'na geçtim, Erkut'u görmeye. (Akay Caddesi'nde yeni bir yer açtılar.)
- Akşam 10'a kadar oradaydım; oradaki arkadaşlarla bol bol sohbet ettik.
- Sonra eve döndüm. Bahçelievler durağında metrodan indikten sonra 4. Cadde'ye geçip oradaki bir pideciden ramazan pidesi yaptırdım, eve öyle döndüm.
- Kuzen Boğaç abi de bizdeydi bu akşam. Worms Reloaded oynarken sohbet ettik.
- Visitors dizisinin ilk sezonunu izlemeyi bitirdim. İyi, hoş, güzel ama iki sorum var:
- Bu uzaylıların her türlü teknolojileri var da, gemileri içerisinde bir tane bile güvenlik kamerası yok mu?
- Bu uzaylılar -gemideki gizli konuşmaları dahil- neden hiçbir zaman kendi dillerinde konuşmadılar? Konuştular da biz İngilizce dublaj mı izledik yoksa? :D
Hani Benim Recebim
28.08.10CHP'nin hazırlattığı halkoylaması şarkısını pek beğendim, buraya da koyayım dedim. Aşağıdaki oynatıcıda dinleyebilir veya buraya sağ tıklayıp "Farklı Kaydet" diyerek bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz. Buyursunlar:



