Hayalleri hedefleştirmek

Hayatınızın geri kalanında ne yapmak istiyorsunuz? (Buna net bir cevabınız yoksa yazıyı sakın okumayın falan demeyeceğim ama, yani, olmalı be abi.) Eğer siz de aklı başında, hayatta sürüklenmek yerine bir şeyler yapmayı düşünen insanlar arasındaysanız, hedefleriniz veya hiç değilse hayalleriniz vardır. Hayaller ve hedefleri ayırt etmenin en kolay yolu herhalde onları gerçekleştirmeye ne kadar yakın olduğumuzu düşünmektir: Gerçekleştirmek için aktif olarak çaba sarf ettiğimiz şeyleri “hedef”, gerçekleştirmeyi istediğimiz ama pek de yakın olmadığımız şeyleri “hayal” diye tanımlarız.

Ama şöyle bir durum var: Hayallerimizi “hayal” olarak tanımladığımız sürece, onları gerçekleştirme ihtimalimiz azalıyor. Bunu engellemenin de (aklıma gelen) tek yolu, hayalleri “hedef” olarak yeniden tanımlamak için çaba göstermek.

Elbette bütün hayallerimizi hedefleştirmek mümkün değil — özellikle hayalci biriyseniz. Ama eğer hayal ettiğimiz hayata gerçekten ulaşmak istiyorsak, yani hayal olarak kalmasını istemiyorsak, o zaman harekete geçmemiz şart.

Bu konuda aklımda yer edinen üç fikri sizinle paylaşmak istiyorum.

Hedefi SMART metoduyla tanımlamak

Amerikalıların şöyle bir takıntısı var: Her haltı, bir kelimenin baş harfleriyle gösterebilecekleri başlıklarla özetlemeyi seviyorlar. SMART metodu da öyle bir şey:

  1. Belirli – Specific
  2. Ölçülebilir – Measurable
  3. Başarılabilir – Achievable
  4. Alakalı – Relevant
  5. Zamanlı – Time-based

(Bu kısmın başlığına “Hedefi BÖBAZ metoduyla tanımlamak” yazsam garip olacaktı.)

Diyelim ki yazılımcı olmak istiyorsunuz… “Yazılımcı olacağım.” bir hedef değildir, bir hayaldir. Onu hedefleştirmek istiyorsak, bu metottaki beş kriteri kullanmalıyız:

  • Yazılımın bin farklı türü var: Mobil uygulama mı geliştireceksin, web sitesi mi tasarlayacaksın, bilgisayar programı mı yazacaksın yoksa robot mu programlayacaksın? “Yazılımcı olacağım.” deme, “Mobil uygulama geliştiricisi olacağım.” de. Böylece belirli bir hedefin olur. (Yazılımcı arkadaşlara not: Evet, mobil uygulama geliştirmek bir yazılımcının nihai hedefi olmak zorunda değildir. Ama olabilir de. Yazılımcı adayımız hele bi’ mobil uygulama geliştiricisi olsun, gerisine bakarız.)
  • Ne zaman kendine “Mobil uygulama geliştiricisi oldum.” diyeceksin? Hedefine ulaştığını anlayabileceğin bir ölçüme ihtiyacın var. Yazılımcı olma örneğinde hedefi ölçülebilir kılmak için “JavaScript dilini, React kütüphanesini, GitHub ekosistemini ve şunu bunu öğreneceğim.” diyebilirsin. (Daha basit bir hedef olarak “kilo verme”yi düşünürsek, “X kiloya ineceğim.” şeklinde bir sayı belirlemek de o hedefin ölçülebilir olmasını sağlar.)
  • Hayal belirlerken genellikle kendimize sınır koymayız ama o hayali hedefleştireceksek, biraz daha alçaktan uçmakta fayda var. Müstakbel yazılımcımız, “İlk mobil uygulamamı geliştirip Play Store ve App Store’a kabul ettireceğim.” derse, başarılabilir bir hedef belirlemiş olur.
  • Alakalı hedef belirlemeyi çoğu zaman atlarız çünkü hedefimiz zaten bizimle alakalıdır, daha ne olacak? Şu olacak: Bu hedefe ulaştığımızda hayatımızın geldiği nokta bizi bambaşka birine dönüştürürse, o hedefe ulaşmak düşündüğümüz keyfi vermeyebilir. Bu yüzden hedefi belirlerken, hayatımızın geleceği noktayı öngörmek çok önemli olacaktır. Mesela seyahat etmeyi seven biriyseniz, TÜBİTAK’ta veya Trendyol’da bir mobil uygulama geliştiricisi olmak size yaramaz; serbest çalışan (freelance) bir mobil uygulama geliştiricisi olmak istediğinizi fark etmelisiniz.
  • Cyril Northcote Parkinson diye bir adam var, 1955 yılında Economist dergisine yazdığı bir hiciv yazısında hiç de komik olmayan müthiş bir “yasa” çıkartıyor: “Bir iş, daima, bitirilmesi için kendisine ayrılan sürenin hepsini kapsayacak şekilde uzar.” Sonradan Parkinson Yasası olarak anılmaya başlayan bu yasayla, zamanlı hedef belirlemenin önemini vurgulayabilirim: Ne zaman yazılımcı olarak hayatına devam edeceğini belirlemeyen birisi asla yazılımcı olamaz ama hedefini 1 yıl sonrasına koyan birisi, 1 yıl sonra yazılımcı olabilir. (Parkinson Yasası’nı düşünüp 1 ay gibi bir hedef koyarsanız yine çuvallayabilirsiniz, o yüzden gerçekçi olmaya dikkat edin.)

Eğer hedefinizi bu kriterlere uygun şekilde tek bir cümlede yazabilirseniz, ne güzel. Yazamazsanız da sorun değil; kimse “bu kriterlere uygun hedefinizi tek cümlede yazın” demedi. Diyenleri de tersleyin, engelleyin, savcılığa verin.

Hedefi her an hatırlamak

Aslında bunu alt başlık olarak yazmaya pek gerek yok… diyeceğim ama çok gerekli bir adım bu.

Özellikle bir önceki kısımda belirlediğimiz “SMART” hedef tanımını her zaman görebileceğimiz bir yerde (veya yerlerde) tutmak, o hedefi her zaman kendimize hatırlatmak için elzem bir adım olacak.

Diyelim ki Yeni Zelanda’ya taşınmak istiyorsunuz — tabii bu hedefinizi SMART metoduyla netleştirip “1 yıl içinde yeterli birikimi yapıp, işimden istifa edeceğim ve Yeni Zelanda’ya taşınacağım.” dediniz. Bu hedefi kendinize hatırlatmak için birçok farklı yöntem kullanabilirsiniz:

  • Yatak odanızın duvarına bu hedefinizi yazabilir ve her sabah kalktığınızda güne hedefinizi (sesli bir şekilde) okuyarak başlayabilirsiniz.
  • Telefonunuzun veya bilgisayarınızın duvar kağıdına hedefinizi bir bütün olarak veya parça parça yazabilir, Yeni Zelanda’yla ilgili görseller kullanabilirsiniz.
  • Yeni Zelanda’ya ait sanatsal ve kültürel öğeleri hayatınıza daha fazla dâhil edebilirsiniz. Saçma gelebilir ama haftada bir defa Yeni Zelanda’ya özgü bir yemek yapmak hem tat olarak o ülkeyi çağrıştıracak, hem de o yemeği yapabildiğinizi göreceğiniz için size özgüven aşılayacaktır.
  • Yeni Zelanda’dan bir arkadaş edinmek bile çok işe yarayacaktır.

Aklıma bu örnekler geldi ama elbette sizin aklınıza, sizin hedefinizle ilgili daha güzel örnekler gelecektir.

Hedefi küçük parçalara bölmek

Muazzam bir hayalimizi hedefleştirirken zaten bir nebze ufaltırız (bkz. hedefi başarılabilir kılmak) ancak o hedef hâlâ gözümüzde büyüyebilir. Bunu önlemek için de o hedefi daha küçük parçalara bölüp, her parçayı tamamladığımızda motivasyonumuzu tekrar tekrar yükseltebiliriz.

Bu sefer tek örnekten değil, birçok örnekten gidelim.

Kilo vermek: 6 ayda 10 kilo vermek zordur ama günde 50 gram veya haftada 350 gram vermeyi hedeflemek, nihai hedefi daha ulaşılabilir kılar.

Kitap okumak: “Kitap okumaya hiç vaktim yok ühühü” diye ağlayanlara uyuz oluyorum çünkü günde 1 sayfa okuyanlar yılda 1 kitap okumuş oluyor. Tuvalete bir kitap koysanız her gün 10 sayfa, her yıl 10 kitap fazladan okumuş olursunuz. Yılda 3 kitap okuyan biri “Her yıl 50 kitap okuyacağım.” derse o hedefe ulaşamaz ama “Günde 50 sayfa okuyacağım.” derse haftada 1 kitap bitirebilir.

Birikim yapmak: Herkesin kazancı aynı olmayabilir ama hiçbir şey yapmadan “100 bin lira biriktireceğim.” diyen insan kendine yazık eder. Ama şu bir gerçek ki, gerçekten çok sıkışık değilseniz elinize geçen paranın %90’ı her zaman için size yeter. O zaman kazancınızın %10’unu bloke ederek biriktirmek, hedefinize ufak ufak ilerlemenize yardımcı olabilir. Yanlış mıyım? Yanlışsam söyleyin.

Sonuç

Hayallere ulaşmayı şart görmeyiz ama hedefler ulaşmamız gereken şeylerdir; bu yüzden bazı şeyleri hayal olarak bırakmak bize rahatlık verir ama bilenler bilmeyenlere anlatsın: Hayatlarımız konfor alanlarımızın dışına çıktıkça iyiye gidiyor.

Hayaller iyi hissettirdiği için hayallerde kalır ama onları net, ulaşılabilir hedeflere dönüştürürsek ve konfor alanımızın dışına çıkmayı kabul edersek, hedeflerimiz için attığımız her adımın motivasyonu hayallerimizden de iyi hissettirir.

Daha fazla aforizma kasmadan bitiriyorum yazıyı. Sevgiler.

Barış Ünver
30 Nisan 2021