Öğleden önce 3 saat, öğleden sonra 3 saat

Öğleden önce 3 saat, öğleden sonra 3 saat

Genel olarak, düzenli bir biçimde çalışmaya alışkın bir bünyem yok. Diğer bir deyişle, çalışkan biri değilim. Şaka şaka, çalışmakta sıkıntım yok. Sorunum, çalışmaya başlama kısmında.

Ciddiyim: Çalışmaya başladığımda saatlerce çalışabiliyorum, ama çalışmaya oturana kadar oyalanabildiğim kadar oyalanma eğilimim var. Gerçi bu yazıda o sorunu değil, çalışma düzeni sorununu çözmek için geliştirdiğim fikrimi anlatacağım.

Günlük Ritüeller

İki defa okuduğum ve en az 3-5 defa daha okumak istediğim bir kitabım var: Günlük Ritüeller. Mason Currey adlı bir yazarın blog olarak yazmaya başladığı, sonra yazılar çok ilgi görünce kitaba çevirdiği bir eseri. Özetle, 1500’lerden beri yaşamış olan yaratıcı insanların (bilim insanı, mucit, yazar, ressam, müzisyen vesaire) günlük ritüellerini kısa kısa anlatıyor. Okunması kolay olduğu gibi ufuk açan detaylara da sahip olan bir kitap.

Bu kitapta birçok yaratıcı insanın ortak olarak (ama elbette birbirinden habersiz) sürdürdüğü bir ritüel var: Öğleden önce ve öğleden sonra çalışmak. Kimi öğleden önce işlerini bitirmeyi seviyor, kimi akşamüstüne kadar çalışıyor, kimisi hem öğleden önce, hem öğleden sonra kısa kısa çalışıyor. (Sabahlamayı sevenler falan da var ama azınlıktalar.) Birkaç yaratıcı da, öğleden önce ve öğleden sonra üçer saat çalışmayı tercih ediyor.

Kitabı ilk okuduğumda -nedense- dikkat etmemiş olsam da, ikinci okuyuşumda (geçen ayın son haftası) bu çalışma düzeni fena halde ilgimi çekti. Ama bu çalışma düzenini daha da kolaylaştırmak adına, bu düzene Pomodoro tekniği ile bir ekleme daha yapmayı düşünüyorum.

Pomodoro tekniği ve benim düzenlemem

Bilen bilir, Pomodoro tekniği çok basit bir çalışma düzenini öneren bir tekniktir: 25 dakika çalış, 5 dakika dinlen. Yarımşar saatlik bu çalışma düzeni, ortalama bir insanın dikkat eşiğine en uygun düzen olarak kabul ediliyor. (Bilimsel bir geçerliliği var mı, bilmiyorum.) Bazıları, 25 dakikalık 3 döngüden sonra 30 dakikalık bir “uzun mola” koyuyor ki o da mantıklı.

Benim aklımdaki, bu Pomodoro tekniğiyle biraz oynayarak o 3 saatlik bölümlere uydurmak. Kafamda şöyle bir şey var:

  • 10 dakika çalış, 5 dakika dinlen. (Çalışmaya başlama sıkıntısı için ideal bir başlangıç.)
  • 25 dakika çalış, 5 dakika dinlen. (Klasik Pomodoro.)
  • 45 dakika çalış, 15 dakika dinlen. (Çünkü konstanrasyon gerektiği zaman daha uzun bir süre çalışmak daha uygun olabiliyor.)
  • 45 dakika çalış, 15 dakika dinlen. (Aynısı.)
  • 45 dakika çalış ve çalışmayı bitir. (Çünkü 3 saat oldu.)

Sonuç

Faydası olur mu, olmaz mı bilemem. Beyn’in en çok okunan yazılarından biri olan “Uyku nasıl düzene sokulur?” yazısını yazdıktan kısa bir süre sonra sorunlu bir uyku düzenine geri dönmüştüm, hala da düzeltemedim. Ama bu tutarsa, yani çalışma düzenimi rayına oturtabilirsem, bunun bana uykumu düzene sokmak kadar (belki daha da fazla) faydası dokunacak.

Deneyip göreceğim.

Not: Herkesin ritüeli farklıdır, herkes için geçerli tek bir reçete yoktur. Bu yazıda uygulamaya başlayacağımı söylediğim bu ritüelin herkes için uygun olacağını kesinlikle söylemiyorum. Önerim, herkesin kendi ritüelini keşfetmesi için kendi hayatı üzerinde deneyler yapmasıdır.

Barış ÜnverBarış Ünver: Web geliştirici, yazar. Beyn'in kurucusu. Siyasi gelişmeleri yakından takip eder. Amatör olarak siyasetle ve tiyatroyla ilgilenmektedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular