Sarıgül’ün CHP’ye gelişini bekleten kim?
Son günlerde, Sarıgül ve CHP arasındaki flört yine yükselişe geçti. Peki, iki tarafın da kazançlı çıkabileceği bu “bağ” neden bir türlü kurulamıyor? Benim bu konuda bir teorim var.
Kafamdaki her şeyin bileşkesi!
Son günlerde, Sarıgül ve CHP arasındaki flört yine yükselişe geçti. Peki, iki tarafın da kazançlı çıkabileceği bu “bağ” neden bir türlü kurulamıyor? Benim bu konuda bir teorim var.
15 yıldan uzun süredir beni ekran başına bağlayan, 15 yıldan uzun süredir beğenerek izlediğim Okan Bayülgen’i, 15 yıldan uzun bir sürenin ardından gözümde bitiren bir videoya şahit oldum bugün.
Son zamanlarda; kadın, erkek, genç, yaşlı, küçük, büyük, ihtiyar, kızlar, delikanlılar ve sevimli çocukların bile “aşk” konusundaki yorumları birbirine benzemeye başladı: Aşk diye bir şey yokmuş, aşka inanmamak gerekiyormuş, aşk bir yanılsamaymış falan… Bu yazıda, yaratılan bu algının bir “koruma kalkanından” ibaret olduğunu anlatacağım.
Demek ki neymiş? Özellikle seçerek toparlamadığın bir topluluğa konuşma yapmadan önce, hele hele bu konuşmayı dünyanın izlediği bir canlı yayında yapmadan önce iki defa düşünmek gerekiyormuş.
Ülkemizde, birbirine açıkça “gıcık olan” güç odakları var. Dışarıdan müdahale eden yabancı güç odaklarının da pek sevdiği bu çekişme yüzünden hangi “güç odağı” iktidara gelirse gelsin, bu çekişme devam ettiği müddetçe ülke tökezleyerek ilerlemeye mahkûm. Mühim ve vahim olan, bu “rövanş zihniyeti” sona ermediği sürece ülkenin hiçbir şekilde kalkınamayacağı gerçeği.
Geçen ayın en çok konuşulması gereken, ancak basında çok az yer bulan bir araştırma var: Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi Türkiye Siyasal Durum Araştırması. 27 ilden 1275 kişinin katıldığı bu araştırmanın bir özetini yapmak, elimden geldiğince nesnel kalmaya çalışarak sizlerle paylaşmak istedim.