Beyn Bülteni #30 — Sutskever, senkronisite, seyyah, kısa bir kıssa

Otuzuncu Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Bu bültende haftamın ne kadar boş geçtiğini fark ediyorum, günümüzün Oppenheimer’ı ve Jung’un “tevafuk” konsepti üzerine videolar gösteriyorum, uzun bir gezi yazısıyla kısa bir kıssa paylaşıyorum.

Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 18 kişiye teşekkür edeyim ve bültene başlayayım. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım!

Yazının her bölümünde ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.

🗨️ Haftanın dökümü

🔸 Ne ara 30 bülteni devirdik ya? ❤️ Okuyan herkese, özellikle düzenli okuyan herkese 30 bin kez teşekkür ederim, umarım okuduğunuz anlarda hayatlarınıza birer zerre de olsa tat katabiliyorumdur.

🔸 Önceki bültende, bu hafta The Odyssey filmini inceleyeceğim bir yazı yayınlayacağıma dair söz vermiştim… tutamadım. Film üzerine daha fazla düşünmem gerekti, yorumlarımı geliştirmek için zamana ihtiyaç duydum. Yine de beni kınayın, kendime geleyim.

🔸 Parti grup toplantılarının özetlerini okur veya toplantı videolarını hızlandırarak dinlerdim. Salı günü nadiren yaptığım bir şeyi yaptım ve baştan sona canlı yayında dinledim Özgür Özel’i.

🔸 İlginç bir şey fark ettim: Haftamın güzel geçtiğini düşünüyordum ama bültenin bu bölümü için haftaya dönüp baktığımda epey boş geçtiğini görüyorum. Bazen iyi hissetmek için hiçbir şey yapmamak gerekiyor demek.

▶️ İzlenesi video: Sutskever

Haftanın izlenesi videosu, yapay zekânın dâhi adamı Ilya Sutskever’in hikâyesi:

Bebar Bilim’in videoda yaptığı benzetme epey isabetli: Ilya, Oppenheimer gibi, dehasına rağmen sonunu çok iyi düşünmeden yapay zekânın bugünkü hâlinin temel taşlarını yerleştiren kişi olarak bugünkü felaket senaryolarının birincil sorumlularından biri oldu. Oppenheimer gibi bir pişmanlık veya vicdan azabı yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz, öyle bir yorumu yok. Umarım yaşıyordur.

📻 Dinlenesi podcast: Senkronisite

Yürürken dinlemelik podcast olarak da, bir süredir yaptığım Jung araştırmalarım sırasında karşıma çıkan ilginç isimli bir beyefendinin senkronisite konusundaki yorumlarını göndermek istiyorum size:

Aslında “synchronicity” kelimesinin “tevafuk” diye çok isabetli bir karşılığı var ama spiritüel hatta dinî bir tınısı olduğu için ben de Hervé Bey gibi “senkronisite” kelimesini kullanmayı tercih ediyorum. Gerçekten çok ilginç bir konu.

📜 Okunası yazı: Seyyahların seyyahı

Bu haftanın okunası yazısı, en meşhur seyyahlardan bile daha fazla gezen bir seyyah…tan yola çıkan bir gezi yazısı:

İbn Battuta’ya Bir Mektup: Yolculuk İnsanı Neden Değiştirir?

Fas’ta Fes adında şehir adı da neden verilmiş? Hikayesi ilginç! Fas’ın normalde adı Mağreb’dir. Bu ad İngilizce’ye “Morocco”, Fransızcaya da “Maroc” olarak geçmiş. Fas [birkaç] kez farklı başkente sahip olmuş. Böylece farklı dünya dilleri Fas’ın o zamanki başkentine göre artık nasıl denk geldiyse başkent adı ile adlandırır olmuşlar ve zamanla o dilde Fas’ın adı öyle kalmış. Türkçe için bu “Fes” başkent iken vaki olmuş olacak ki devletin adı Fas kalmış. Elbette biri oturup hangi ülkeye ne ad verelim diye komisyon filan kurmamıştır ama duyduğum buydu.

— Dr. Suat Atan

İbn Battuta’yı ilk defa Dr. Suat ATAN hocamın yazısıyla gördüm. Gezginlerin, kâşiflerin hayatlarını çok bilmezdim ama modern öncesi tarihte herkesten daha fazla yol kateden birisini hiç duymamış olmak da şaşırttı.

Yazının seyyahtan çok, Suat Bey’in gezisi hakkında olduğunu söylemiştim. Dolu dolu bir yazı olmuş, okumanızı öneririm. Özellikle Amazigh topluluğunun kullandıkları özel alfabe çok ilginç geldi.

🤔 Düşünülesi

Haftanın düşünülesi sözü, kısa bir kıssa:

“Bir adam baltasını kaybetti. Komşusunun oğlundan şüphelendi. Yürüyüşüne baktı; tam bir balta hırsızı gibi. Yüzüne baktı; balta hırsızı gibi. Konuşmasına baktı; balta hırsızı gibi. Tavırlarına baktı; tam bir balta hırsızına benziyordu. Bir süre sonra baltasını bir çukurda buldu. Ertesi gün komşusunun oğlunu tekrar görünce onda balta çalmış birine benzeyen hiçbir şey göremedi.” — Lieh Tzu

Kıssaya, Sinan Canan’ın “İnsanın Fabrika Ayarları” isimli kitabında rast geldim, kaynağını araştırıp burada paylaşmak istedim. Kıssada olumsuz bir duygudan (şüpheden) bahsediliyor ama birçok duygu (aşk, keder, heyecan, korku, huşu vb.) yaşadıklarımızı bize farklı şekillerde gösterecek şekilde etkiliyor.

❓ Sorulası

Bültenin sonuna geldik! Bülteni şu soruyla kapatalım, bültenin son bölümünü siz yazın:

Bu hafta gördüğünüz en acayip rüyayı anlatır mısınız?

Ben rüyalarımı çok hızlı unuturum ama bu hafta şöyle saçma bir şey gördüm: Yeni bir iş kuruyorum ve kredi kartıyla ödeme almam gerekiyor ama deneme yapmak için kimse (arkadaşlarım bile) kredi kartını kullanmama izin vermiyor. İşi kapatmaya karar veriyorum. Eheheh.

Yanıtlarınızı ve yazı boyunca aldığınız notları merakla bekliyorum. Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
26 Temmuz 2026

Beyn'de yayınlanan yeni yazıları epostayla alabilir,
yazıyı eposta kutunuzdan çıkmadan okuyabilirsiniz.
Abone olmak için tıklayın: beyn.substack.com