Beyn Bülteni #36 — Vampire Survivors, Parsel Melih, sanata sürüklenmiş çocuk

Otuz altıncı Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Bu bültende size bir işaret veriyorum, beynimizin saçmalamalarını anlatan bir abiye gönderiyorum ve yağmanın yasallaşması üzerine bir alıntı paylaşıyorum.

Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 11 kişiye teşekkür edeyim ve bültene başlayayım. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım!

Yazının her bölümünde ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.

🗨️ Haftanın dökümü

🔸 Bu haftanın yazı görseli olarak ilginç bir tabelayı paylaşmak istedim: “ARADIĞIN İŞARET BU” yazıyor. Tabii İngilizcede “sign” kelimesi hem “tabela” hem “işaret” anlamına geldiği için Türkçeye çevirince anlamı biraz kayboluyor ama olsun, siz yine de bu görseli (ve bu bülteni) aradığınız işaret olarak kabul edin!

🔸 Ne zamandır bir yerimi sakatlamıyordum! 😂 Salı günü spor salonunda boynumu bir şekilde zorlamışım, spordan sonra fark ettim. O günden beri yatarken, kalkarken, otururken, yürürken ağrı kendini belli ediyor. Canımı sıkacak kadar kötü bir ağrı olmasa da, olmamasını tercih ederdim.

🔸 Vampire Survivors oyununa sardım yine. Sürekli yeni özellikleri açılan ve genişleyen oyunları seviyorum, sonsuza kadar oynayabilirmişim gibi geliyor. The Binding of Isaac ve Noita gibi Vampire Survivors da yüzlerce saat oynayıştan sonra bile yeni özellikleri açılabilen, böylece sıkmadan kendini oynatabilen bir oyun. Vampire Survivors’ta henüz 57. saatimdeyim ama Noita’ya ayırdığım 462 saat veya The Binding of Isaac serisine ayırdığım 688 saat gibi bu oyun da epey ömrümü çalacak gibi. (Süreleri görünce yadırgadınız mı? Sosyal medyada geçirdiğiniz zamanı telefonunuzun “Dijital Denge” ayarlarından kontrol edip Instagram’a, Twitter’a, TikTok’a vb. her yıl kaç yüz saat harcadığınızı bi’ hesaplayın derim.)

🔸 Babamın evinin tadilatı bitiyor, tatil vaktimiz yaklaşıyor… Bodrum, bekle bizi!

▶️ İzlenesi video: Parsel Melih 😈

BirGün TV, bize enfes bir özet videosu hazırlamış: Melih Gökçek hayatımıza ne zaman girdi (ve neden bir türlü çıkmıyor), bu süreçte neler yaptı, neler yapmadı falan, neredeyse her şey var. “Neredeyse” diyorum çünkü bana göre en büyük skandal videoya eklenmemiş. Onu da Murat Ağırel çıtlatsın.

🎧 Dinlenesi müzik: Sanata sürüklenmiş çocuk

Başlığı, videoya gelen bir yorumdan arakladım 😂 ama ilk aklıma gelen başlık “Yerli ve milli Estas” şeklindeydi. Ta üçüncü bültende paylaştığım Estas Tonne’nin müziğine çok benzeyen bir tınısı var Wubba Lubba’nın—tabii Arda Umurhan, bu sound’ı gitarla değil bağlamayla yakalıyor. İsmini eşimden öğrendiğim “şelpe” tekniğini de tüm bağlama virtüözleri kadar iyi kullandığını görüyoruz. Gelecekteki icralarında, bağlamanın komalarını da kullanması dileğiyle.

📻 Dinlenesi podcast: Beynimizin saçmalamaları

Akşam yürüyüşlerinizden birinde kulaklığınızı takın, nörobilimci Dr. Kerem Dündar’ın “Olmaz Öyle Saçma Beyin” serisindeki bu sohbetini dinleye dinleye yürüyün. Öteleme (procrastination) tuzağına düşmemizin sebebi beynin hangi parçasıymış, zekânın ilişkilere zarar verme ihtimali neymiş, dürtüsellikle aşırı düşünme (overthinking) arasında nasıl bir bağlantı varmış… Son zamanlarda dinlediğim en faydalı podcast’lerden biri oldu.

📜 Okunası yazı: Nasıl yardım istenir?

Bu haftanın okunası yazısı Ender Ahmet Yurt’tan geliyor:

Yardım İstemek ve Kendine Güven

Peki tanımadıklarımıza soru sormak neden bu kadar zor? Bunun farklı nedenleri var. Bence en önemlisi: reddedilme ve utanç korkusu. Muhtemelen soruyu soracağınız kişi sizden daha bilgili ve soru sormadan önce ya ben yetersizim, kimim ki bu insanın zamanını alıyorum bu basit şey için diye düşünüp vazgeçiyoruz. Aslında o kişiyi tanımadığımız için onu ve durumunu bilmiyoruz, o da bizi bilmiyor. Bu belirsizlikte bir dengesizlik yatıyor ve anlamsız düşüncelere bizi itiyor.

— Ender Ahmet Yurt

Substack’te hesabı olmasına karşın yazılarını burada değil Ghost altyapılı sitesinde yayınlamasına biraz içerlesem de, Ender’in yazılarını okumaktan çok keyif alıyorum. Ender bu yazıda aslında iş yaşamında başkalarından yardım isteme konusuna odaklansa da, yazı içinde günlük yaşamda da kullanabileceğimiz tavsiyeler bulabilirsiniz. Haddim olmadan kaynak yapacağım; benim “Aptalca sorular sormanın güzelliği” başlıklı yazımı da Ender’in yazısından sonra okuyabilirsiniz.

🤔 Düşünülesi

Bültenin sonuna geldik! Bülteni şu düşünülesi sözle kapatmak istiyorum:

“Yağma bir topluluğun geçim kaynağı haline geldiğinde, çok geçmeden buna cevaz veren yasalar ve onu yücelten bir ahlak inşa ederler.” — Frédéric Bastiat

Frédéric Bastiat isimli ekonomistin Sophismes économiques (Ekonomik Safsatalar) isimli kitabındaki bu alıntıya, eksik bir çeviriyle, Twitter’da denk gelmiştim. Biraz araştırıp orijinal alıntıya ulaşınca çevirisini de yaptırıp (Gemini bu konuda çok iyi) paylaşmak istedim. Bazı şeyler yüzyıllar geçse değişmiyor demek. Kültür, din, millet fark etmiyor.

Yorumlarınızı bekliyorum, son söz sizin olsun. Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
06 Eylül 2026

Beyn'de yayınlanan yeni yazıları epostayla alabilir,
yazıyı eposta kutunuzdan çıkmadan okuyabilirsiniz.