Otuz yedinci Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Bu bülten biraz kısa oldu, idare edin lütfen! ❤️
Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 18 kişiye teşekkür edeyim ve bültene başlayayım. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım!
Yazının her bölümünde ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.
🗨️ Haftanın dökümü
🔸 Tatile geldik! Bodrum’un en güzel yerlerinden birine geldik, yerleştik, yılın stresini atmaya başladık. Bu sefer bülteni kısa kesmemin sebebi de bu.
🔸 Tatil vesilesiyle, arabamızla beşinci uzun yol tecrübemizi de edinmiş olduk. (Bilmeyenlere not: 37 yaşında ilk defa araba kullanmaya başladım, çok zevkliymiş, herkese tavsiye ederim! 😂) İlk uzun yolculuğumuz Ankara-İstanbul arasıydı; sonra Çorum’a, Bartın’a ve İzmit’e gidip geldik, bu da beşinci oldu. Hatta bu yolculuğu aslında Ankara-İzmir (cuma) ve İzmir-Bodrum (cumartesi) diye düşünürsek altı uzun yol bile diyebiliriz. Diyebilir miyiz? Bence diyebiliriz.
🔸 Neredeyse her yıl (genellikle ağustos-eylül aylarında) birer defa mide üşütmesi geçiriyorum. Önceki yıllardan idmanlı olduğum için bu yıl midem beni uyardıkça verdim probiyotiği, verdim nane çayını, verdim bulantı hapını… şimdilik iyi gidiyor.
🔸 9 Eylül’de Burcu’yla evliliğimizin üçüncü seneidevriyemizi kutladık. (“Seneidevriye” kelimesini babaannemden öğrenmiştim, hâlâ severek kullanırım.) Geçen gün de yazdım, buraya da yazayım: Doğru insanı bulmak değil, doğru bir insan olmaya çabalamak önemli; bu şekilde doğru olmaya çalışan birine rastlarsınız ve böylece iki doğru insan birbirini bulmuş olur. Seviyorum bu kızı!
▶️ İzlenesi
Çıkarın kâğıtları, fırçaları, makasları falan, san’at yapacağız!
Çoğu gayet kolay uygulanabilecek 8 farklı teknikle çok tatlı eserler yapmış video sahibi. Özellikle birinci ve dördüncü teknikleri çok beğendim, yapasım geldi. Size önerip kendim unutacak değilim tabii.
🎧 Dinlenesi
Dinlenesi müzik köşemizde bugün Kuan’ın güzel bir parçası var:
Kuan’ı bilmeyenler çok şey kaçırıyor, özgün ve enfes bir müzik grubu. Ekşi’de gördüğüm bir iddiaya göre enstrümanlarını kendileri yapıyorlarmış. Bu parçayı da Ömer Hayyam’a ait olan (veya ona ait olduğu düşünülen) iki rubaisini birleştirerek icra etmişler. Beğenirseniz diğer eserlerini de (özellikle “Pirlere Niyaz Ederiz”) dinleyin derim.
🤔 Düşünülesi
Bültenin sonuna geldik! Bülteni şu düşünülesi sözle kapatmak istiyorum:
“Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor ama hiçbir şeyin değerini bilmiyor.” — Oscar Wilde
(“Günümüz” dediği de 1800’lerin sonları ha. Hiçbir şey değişmemiş.)
Yorumlarınızı bekliyorum, son söz sizin olsun. Haftaya görüşürüz!






