Beyn Bülteni #38 — Güze sitem, herkesle ilişkiler, İstanbul’un sahibi

Otuz sekizinci Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 20 kişiye teşekkür edeyim ve bültene başlayayım. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım!

Yazının her bölümünde ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.

🗨️ Haftanın dökümü

🔸 Tatile boyun sakatlığıyla başladım, boyun sakatlığıyla devam ediyorum, boyun sakatlığıyla bitireceğim gibi görünüyor. Aslında sebebi o kadar kötü değil: Her gün en az 30 dakika (çoğu gün 60 dakika) yüzüyorum ve her akşam en az 1 buçuk saat plaj voleybolu oynuyorum. (Her gün 10 bin adım atmayı da ihmal etmiyorum.) Bir yandan günde 3 saate yakın spor yapmış oluyorum, diğer yandan vücut dinlenmeye vakit bulamıyor, sakatlıklar da iyileşemiyor. Olsun, ne zamandır vücudumu böyle zorlamıyordum.

🔸 Decathlon’da satılan, yüzün tamamını kaplayan deniz maskeleri var ya, hah, onlardan vardı bende ama tatile çıkmadan önce bulamadım. Zaten yeni modelini almayı düşündüğüm için “Bodrum’da alırım” dedim. Perşembe günü Muğla’daki tek Decathlon’a gittiğimizde acı gerçekle karşılaştım: Stok kalmamış! Normalde moralimi bu kadar bozmamam gerekirdi ama çocuk gibi üzüldüm, şansıma kızdım.

🔸 Tatilde “idle” oyunlara sardım ama bağımlılık olmasın diye bir yöntem de geliştirdim: Oyuna başlıyorum, bir süre oynuyorum, hafif sıkılıp “n’apıyorum ben abi” der gibi olduğumda aniden oyunu kapatıp siliyorum. “Idle” oyun oynayanlar bilir, o “n’apıyorum abi ben” anlarını kaçırdığın zaman oyun seni içine çeker de çeker, üstelik oyunu oynadıkça geldiğin noktadan, kazandığın puandan daha zor vazgeçersin.

🔸 Çok az insanın yapabildiği bir şeyi yapabildiğim için şükretmem gerektiğinin farkındayım. Allah bana, bize bunları nasip etti diye tatili kendime hak görüp, bir maske alamadığım için veya boynum tutulduğu için üzülmemeliyim. Şükretmeliyim.

🎧 Dinlenesi müzik: Güz

Bugün piyanoda Ece Dağıstan’ı, vokalde Güvenç Dağüstün’ü konuk ediyoruz:

Nâzım Hikmet bu şiiri sonbahara yazmış. Geç kalan sevdiğine sitem etmiş biraz.

Günler gitgide kısalıyor,
yağmurlar başlamak üzre.
Kapım ardına kadar açık bekledi seni.
Niye böyle geç kaldın?

Soframda yeşil biber, tuz, ekmek.
Testimde sana sakladığım şarabı
içtim yarıya kadar bir başıma
seni bekleyerek.
Niye böyle geç kaldın?

Fakat işte ballı meyveler
dallarında olgun, diri duruyor.
Koparılmadan düşeceklerdi toprağa
biraz daha gecikseydin eğer…

— Nâzım Hikmet Ran

Nâzım’ın duygularını sözlere bu kadar iyi dökebilmesi süper güç gibi geliyor bana. Sanırım beste Fazıl Say’a ait; o da sözlerdeki duyguları, sevgiyi ve sitemi notalara aktarırken harika bir iş çıkarmış.

📻 Dinlenesi podcast: Herkesle ilişkiler

Yürürken dinlemelik podcast olarak da, Onlar TV’de Şule Aydın’a konuk olan Uzman Psikolog Serdar Vatansever’in videosunu paylaşmak istiyorum:

İnsanın başkalarıyla ve kendisiyle olan ilişkilerini yorumlayan, sesiyle güven veren bu abimizi ilk defa dinliyorum, anlattıkları çok hoşuma gitti. Arkadaşlık ve duygusal ilişkiler kadar yalnızlıktan da bahsediyor, başkalarıyla iyi geçinmek gibi kendinle iyi geçinmeyi (yani öz şefkati) de anlatıyor. Depresyonun gerekliliği kısmı da çok ilginçti. Psikolojiyle biraz olsun ilgiliyseniz kaçırmayın, şimdi dinlemeyecekseniz bile sonra dinlemek üzere bir yerlere kaydedin.

📜 Okunası yazı: İstanbul’un sahibi

İstanbul’un sahibi kim?

O dükkâna epeydir devam ediyordum ama adamı daha önce hiç görmemiştim. “Kimdir” diye sordum berbere; “Haa o mu” dedi gülerek. “İstanbul’un sahibi o”. İyiden iyiye meraklanmıştım. “Ne demek İstanbul’un sahibi?” Berber ciddiyetle anlattı. “Abi şimdi Fatih İstanbul’u aldı ya, işte bu abinin ailesi o sırada buradaymış. Hatta bizimkiler gelmeden çok önce, yüzlerce yıl önce bile burada yaşıyorlarmış. Aynı semtte. Hiç kıpırdamamışlar yerlerinden. Hâlâ orada oturuyor bu abi. İstanbul’un en eskisi o yani, buralar hep onun sayılır.”

— Yenal Bilgici

🤔 Düşünülesi

Bültenin sonuna geldik! Bülteni şu düşünülesi sözle kapatmak istiyorum:

“Minnet yalnızca en büyük erdem değildir, diğer tüm erdemlerin annesidir.” — Marcus Tullius Cicero

Yorumlarınızı bekliyorum, son söz sizin olsun. Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
24 Eylül 2026

Beyn'de yayınlanan yeni yazıları epostayla alabilir,
yazıyı eposta kutunuzdan çıkmadan okuyabilirsiniz.