Beyn Bülteni #41 — Derek, bulaşık teli, Dönence, yesyese

Kırk birinci Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Bu bültende yeni telefonumun canımı sıktığını anlatıyorum, Türkiye’nin en ünlü şarkılarından birinin müzikal analizini paylaşıyorum ve “food noise” kavramına bir çeviri öneriyorum.

Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 24 kişiye teşekkür edeyim ve bültene başlayayım. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım!

Yazının her bölümünde ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.

🗨️ Haftanın dökümü

🔸 Kahve perhizim kısa sürdü, tam bir haftada bitirmeye karar verdim. “Niye la?” diye soracaksınız. Çünkü keyfim kaçtı efendim. Kahve benim keyfimi de yerinde tutuyormuş meğer. Enerjim çok düşmedi ama biraz düşmesi bile perhizi bitirmeme bahane oldu. En çirkin bağımlılığım kahve olsun, ne diyeyim? 😂

🔸 Birkaç hafta önce yeni akıllı telefon almıştım, Samsung Galaxy A57. Telefondan biraz memnunum, biraz değilim. Bataryası fena değil, bir buçuk gün falan dayanıyor ama yeni bir telefona göre zayıf da denebilir. Ekranı yeterince parlak değil, güneş altında maksimum parlaklığa rağmen ekranı okuyamadığım oluyor. Fotoğraf kalitesi gayet iyi; beni geçtim, fotoğraf çekiminde çok seçici olan eşim bile beğeniyor. Bazen yavaş tepki verdiğini fark ediyorum, özellikle iki uygulama arasında geçiş yaparken. Yalnız benim en çok canımı sıkan tarafı, ekranının camının daha birkaç haftalık kullanımda kılcal çiziklerle dolmaya başlaması oldu. Önceki telefonum yine orta segment bir telefondu (Huawei P30) ve yedi yıllık kullanımıma rağmen böyle üzmemişti beni: Ekranı hâlâ sapasağlam, bataryası 24 saate yakın gidiyor (ilk aldığımda üç güne yakın giderdi) falan… Yeni telefonumdan bi’ tık pişmanım diyebilirim.

🔸 Yıl bitince bültenin birinci yılı da bitiyor, 26 Aralık’ta elli ikinci bülteni yayınlayacağım ve farklı bir şey sunmak istiyorum. Aklımda çok fazla video içeren bir “dev bülten” yayınlamak var ama ters de tepebilir, içerik yoğunluğu artarken içerik kalitesi seyrelebilir. Bültenin okurlarına da danışmak istedim: Sizce elli ikinci bültene ne(ler) yakışır?

🔸 Saçma güzel bir tesadüf vesilesiyle yazar, yazılımcı, müzisyen, girişimci ve podcast’çi Derek Sivers’la buluşuyorum bugün (11 Ekim). Bir saat kadar oturup sohbet edeceğiz, herhangi bir gündem veya plan olmadan. Sitesinin /met sayfasında daha önceki gezilerinde görüştüğü yüzlerce insan hakkında aldığı notları okuyabilirsiniz. Kitaplarını da okuyabilirsiniz hatta: /a /m /n /h /u

▶️ İzlenesi video: Bulaşık telli ressam

Fırça, bulaşık teli, tarak, kürdan, pamuk topu… Sanatla eşleştirmediğimiz eşyalarla sanat yapma fikri çok hoşuma gittiği için paylaşıyorum. 10 dakikalığına kendinizi videoya bırakın. İyi gelebilir.

🎧 Dinlenesi müzik: Dönence’nin evi

Müzik teorisi bilgisi olmayanlara müzik teorisini anlatabilen insanlara hayranım. Bu haftanın “dinlenesi müzik” köşesinde de Türkiye’nin en meşhur şarkılarından birini olduğu gibi paylaşmak yerine, şarkının müzikal analizini dinlemenizi istedim.

📻 Dinlenesi podcast: Hayatımızı kısaltan hatalar

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, özellikle takip ettiğim birisi değil. Elbette bu benim eksiğim zira Müftüoğlu’nun bilgi birikiminden hepimizin faydalanması gerekiyor. Bu videoda da o birikimin zekâtının özeti var diyebilirim. İster izleyin, ister yürürken dinleyin.

📜 Okunası yazı: Yesyese

Substack’in yeni değerlerinden diyetisyen Fatma Gönen’in “food noise” üzerine yazdıklarını okumalısınız:

Aklımızdaki Yemekler

Yemek fiziksel olarak önümüzde olmadığı halde zihnimizde yer kaplıyor. Gün içinde ne yiyeceğimizi planlamak, yediklerimizi değerlendirmek, bir sonraki öğünü beklemek ya da kendimize koyduğumuz kuralları düşünmek de yemeğe ayırdığımız zihinsel alanın bir parçası.

“Aç değilim ama sürekli yemek düşünüyorum.”

Son yıllarda bu deneyimi anlatmak için food noise ifadesi kullanılmaya başladı. Henüz bağımsız bir klinik tanım değil; daha çok yiyeceklerle ilgili ısrarlı ve zihni meşgul eden düşünceleri anlatmak için kullanılan bir kavram.

— Fatma Gönen

Yazıdan ilhamla, Türkçesi (henüz) olmayan “food noise” kavramına (“vesvese”ye benzettiğim için) “yesyese” çevirisini öneriyorum. Tabii ki tutmayacak ama olsun, düşünürken eğlendim.

🤔 Düşünülesi

Bültenin sonuna geldik! Bülteni Derek Sivers’ın son kitabı Useful Not True’nun temel taşı olan aforizmayla kapatayım dedim:

“Doğru, faydalının düşmanıdır.” — Derek Sivers

Yorumlarınızı bekliyorum, son söz sizin olsun. Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
11 Ekim 2026

Beyn'de yayınlanan yeni yazıları epostayla alabilir,
yazıyı eposta kutunuzdan çıkmadan okuyabilirsiniz.

Yorum yapın