Kırk beşinci Beyn Bülteni’ne hoş geldiniz! Bu bültende beni yadırgamanızı istiyorum, Anadolu’nun Halloween’lerini paylaşıyorum, hayatınızın müzik türünü soruyorum.
Önceki bülteni okumadıysanız, buraya tıklayıp okuyabilirsiniz.
🗨️ Haftanın dökümü
🔸 Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 28 kişiye teşekkür ederim! ❤️
🔸 Yıllardır “hoş geldiniz” yerine “hoşgeldiniz” yazardım çünkü TDK aksini söylese bile birleşik yazımın daha doğru olduğunu düşünürdüm… ama artık pes ettim, ayrı yazmaya karar verdim. Önceki 44 bülteni de düzeltmem lazım, pöfff…
🔸 Galatasaray taraftarı olduğumu biliyorsunuz (bülteni okuyorsanız). Bu hafta da Stuttgart maçını rahat bir oyunla kazandığımızda haklı olarak gururlandım. Sonraki gün Fenerbahçe’nin Liverpool maçında geriden gelişini izleyince ekstra gururlandım. Futbol konusunda gururlu bir hafta oldu, güzel bir hafta oldu.
🔸 Geçen hafta, yazmakta olduğum kitabı yıl sonuna kadar bitireceğimi söylemiştim ya… bu hafta dosyayı açmadım bile. Lütfen beni yadırgar mısınız? Belki her gün bakmam gereken işe hafta boyunca hiç bakmadım.
🔸 Kırk üçüncü bültende sizinle Altın Gün konserini paylaştığımdan beri Altın Gün’ün albümlerini yeniden dinlemeye başladım. Gruba ilk rastladığımda dinlediğim albümlerini tekrar tekrar dinledikçe fark ettim ki çalışırken veya bir şeyler okurken Altın Gün’ün arkada çalması neredeyse hiç dikkatimi dağıtmıyor. Arka plan müziğini asla küçümsemeyin.
🎞️ İzlenesi film: Perfect Days (2023)
(Türkçe altyazılı fragmanı buradan izleyebilirsiniz. MUBI fragman videosunun başka sitelere gömülmesine izin vermediği için yukarıya orijinal fragman videosunu koymak zorunda kaldım.)
Hiçbir şeyin olmadığı bir film izlemek ister misiniz? Bence istemezsiniz—yani içinizden “Bir film izleyeyim, filmde hiçbir şey olmasın.” diye bir istek gelmez. Merak etmeyin, Perfect Days de öyle bir film değil zaten (ama öyle sanılıyor). Filmde görünürde gerçekten hiçbir şey olmuyor; sabah süpürge sesine uyanıp dişlerini fırçalayan, bitkilerine su verdikten sonra işe giden, sabahtan akşama kadar tuvalet temizleyen, akşam bisikletle gezip yemek yiyen, gece birkaç sayfa kitap okuyup uykuya dalan birini izliyoruz. Bunları izlerken (ve doğal olarak biraz sıkılırken) adamın yaşadığı huzuru fark etmeye başlıyoruz. Sonra filmde ufak tefek şeyler oluyor; filmlerde izlemeye alışkın olduğumuz hikâye gelişimlerini falan görüyoruz. Sonra film bitiyor.
Filmde hayatın küçücük detaylarından alınan keyfi, huzuru fark ediyoruz ya, hah, filmin aşırı sakinliği ve yavaşlığıyla bunu fark ettiğimizde filmin değerini daha iyi anlıyoruz.
Filmde adamın, Hirayama’nın geçmişi anlatılmıyor ama bir inceleme videosundan öğrendiğime göre, filmi yazıp yöneten Wim Wenders, Hirayama’nın geçmişinin 5 sayfalık bir öyküsünü yazıp başrol oyuncusu Kōji Yakusho’ya okutmuş. “Spoiler” kategorisine gireceği için anlatmayacağım ama filmi izlerseniz o inceleme videosunu da izlemenizi (veya bana özelden sormanızı) öneririm.
▶️ İzlenesi video: Yeşilçam’da Yıldız Savaşları
İlk bültenler haricinde bültenlere kısa video koymadım ve her daim AI ile hazırlanan çalışmaları burada paylaşmaktan kaçındım, yine kaçınacağım ama bir tane istisna yapmak zorundayım. Yeşilçam’ın ruhunu, stilini, repliklerini, seslerini ve ses efektlerini bu kadar iyi yakalayabilen bir video görmedim.
🎧 Dinlenesi & izlenesi müzik: GIF’lerce
10 yıl kadar önce izlediğim 12 yıllık bir video klibe yıllar sonra tekrar denk gelince “Aaa,” dedim, “bunu bültende paylaşmazsam olmaz.” Şarkı zaten güzel, beğenirseniz dinlersiniz (bütün albümü de dinlemenizi öneririm) ama klip çok orijinal: GIF’lerden oluşuyor klip. Tekrar tekrar dönen, bildiğim kadarıyla tamamına yakını klip için çekilmiş görüntüler bir süre sonra şarkı sözlerine eşlik etmeye başlıyor (ki şarkının sözleri de ayrı güzel). Video kliplerin özenle hazırlandığı, özgün fikirlerle ortaya çıkan video kliplerin zamanının geçmesine üzülüyorum.
(Not: Bülteni yayınlamadan önce videoyu tekrar açtım ve fark ettim ki Rob Cantor 12 yıl sonra ikinci stüdyo albümünü çıkartıyormuş. Herhalde algoritma bu sebeple düşürdü önüme.)
📻 Dinlenesi podcast: Ponzi dersi
Son ayların gündemi, AKP’nin yaşadığı (ve bize yaşattığı) belki en büyük skandal olan fon soruşturmasında “Ponzi” diye bir kelime geçip duruyor (hatta soruşturmanın gayriresmî adı “Fonzi” oldu). Aposto da bu konuda güzel bir anlatım hazırlamış, Ponzi’nin tarihçesini anlatmış.
📜 Okunası yazı: Bocuk, Coraz, Kalandar
Bu haftanın okunası yazısı, Cadılar Bayramı günü tanıştığım Ozan’ın Cadılar Bayramı’nın Anadolu kültüründeki yansımaları üzerine:
Elin cadısı, bayramı bir kenarda dursun. Bizde ne var?
İnsanın kışın gelişini kutlarken benzer temalardan feyz alması aslında nerede olursak olalım pek de farklı olmadığımızın çok güzel bir göstergesi diye düşünüyorum. Baharı da oyunlarla, evliliklerle ve hediyelerle kutluyor bir sürü toplum. Bu zıtlık insana dair çok güzel şeyleri gösteriyor.
— İbrahim Ozan Ceberut
Ellerine sağlık, İbrahim Ozan Ceberut!
❓Sorulası
Bu haftanın sorusu: “Hayatınız bir şarkı olsa, türü ne olurdu?” Yanıtlamak isterseniz Substack’e bekleriz.
Ben, benim hayatımın rock türünde çalınacağını düşünüyorum ama nasıl açıklayacağımı şu an bilmiyorum. Siz kendi hayatınızın müzik türünü açıklayabilecek gibiyseniz, yorumlara beklerim.
🤔 Düşünülesi
Bültenin sonuna geldik! Bülteni şu düşünülesi sözle kapatmak istiyorum:
“Bir mahkemede iki taraf da gerçeği bilir. Asıl yargılanan hâkimdir.” — Jagjivan Ram Midha
Bültenin son sözü, sizin yazacağınız bir yorum olsun. Haftaya görüşürüz!






