Beyn Bülteni #43 — Algosöylem, Kanuni Hakan, gezi rotası

Kırk üçüncü Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Bu bültende bol metaforlu bir kısa film izliyoruz, sihirli bir enstrüman çalan biriyle söyleşiyoruz, yeni bir bülten keşfediyoruz.

Önceki bülteni okumadıysanız, buraya tıklayıp okuyabilirsiniz.

🗨️ Kısa kısa

🔸 Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 19 kişiye teşekkür ederim! ❤️

🔸 Yazmayı bu kadar seven biri olarak, bu kadar uzun süredir bir şeyler yazamamak canımı çok sıkıyor. İşin kötüsü yazar tıkanıklığı (“writer’s block”) diye tabir edilen sıkıntıdan da muzdarip hissetmiyorum; yazmaya ayırabileceğim vakti başka şeylere ayırmayı tercih ediyorum, o kadar. Ne yapmalı?

🔸 George Orwell’in “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” romanında “yenisöylem (newspeak)” diye bir kavram var; özetle, düşünce suçlarını yok etmek için uydurulan bir resmi dil. İbretlik bir hikâye olarak bu kitabı okuyoruz ama bu “yenisöylem”in bir benzerini günümüzde sosyal medyada kullandığımızı fark eden var mı? “Algoritma beni saklamasın” diye bazı kelimeleri kullanmaktan kaçınırken belli başlı sözcükleri veya kalıpları kullanarak daha fazla görünür olacağını düşünenler var. “Algosöylem” diyelim buna. Birinin veya bir şeyin ölümünden bahsederken “öl*m” yazanı da gördüm, şaraptan bahsederken “fermente üzüm suyu” gibi saçma bir ifade kullananı da gördüm. (Şaraptan bahsedemeyen arkadaşı önce hükümetten korkuyor sanmıştım ama bazı sosyal ağlarda içkiden bahsetmek gerçekten de algoritmanın seni gizlemesinin sebeplerinden biriymiş.) Siyasi iktidarların kölesi olmayı eleştirirken algoritmaların (veya onları yazan şirketlerin) köleliğini yapmak çok acıklı değil mi?

🔸 Yıllık planlarımı yeni yıla 3 ay kala başlatanlardandım. Sonra yıllık plan yapmaktan vazgeçip, çeyreklik planlar yapmaya başladım—hatta bunun üzerine bir yazı da yayınladım. Sonra çeyreklik planları da bıraktım, daha gevşek bırakacak şekilde yıllık planlara geri döndüm. Sonra onları da bıraktım. Sanırım en iyisi 100 yıllık planlar yapmak. (Evet, paragrafın sonunda ben de öfledim.)

▶️ İzlenesi video: Yiyen efendiler

Nassos Vakalis isimli bir yaratıcının 2014 yılından bir kısa film bu. Film, videonun açıklamasında yazılı 61 adet ödül almış. 10 dakikadan kısa olmasına rağmen belki 100’den fazla sembol, gönderme, mecaz, benzetme, alegori, ima, metafor, kinaye ve taşlama var (saymadım ama eminim). Videonun yorumlarında da bol bol tetkik, tahlil ve teşrih mevcut. 10 dakikanızı ayırın, izleyin derim.

(Videoyu bana tavsiye eden ablam Feyza Ünver’e teşekkürler.)

🎧 Dinlenesi müzik: Altın Gün konseri

KEXP isimli radyo kanalının tahminimden daha fazla önemi varmış: Yalnız ABD’de değil, dünya çapında milyonlarca takipçisi olan bu kanal, özenle seçtiği bağımsız sanatçıları dünyaya tanıtmak gibi bir misyon edinmiş. Ekşi’de gördüğüm “Radyo Eksen’in orijinali” yorumu da gayet açıklayıcı.

Altın Gün’ü yıllardır takip ederim. AI ile yapılan Anadolu müzikleri cover’larının meşhur olduğu dönemlerde, o “slop” müziklere inat herkese ısrarla tavsiye ederdim. Altın Gün’e daha önce denk gelmediyseniz, bu mini konsere ayıracağınız vakte değeceğine söz verebilirim.

📻 Dinlenesi podcast: Sihirli bir enstrüman

Kanun sesi bana “sihirli” gelir diyemem ama Türk Sanat Müziği’yle özdeşleşen çalgılar arasında favori çalgım olabilir. Kanuni Hakan Güngör’ün bu röportajını açarken kendisini değil, çalgısını tanıdığım için açtım ve kanuna pek vakit ayırılmasa da söyleşiyi açtığım için çok mutlu oldum. Yürürken veya arabada giderken dinlemelik bir şeyler arıyorsanız, siz de dinleyin.

📜 Okunası yazı: Keşfedeğer

Bu haftanın okunası yazısı, Substack’in yeni bültenlerinden Keşfedeğer Teknoloji Bülteni’nin 24. sayısı. Gazeteci Veyis Özen Ertuğ’a ait bu yeni bültenin yeterince tanıtılmadığını düşünüyorum, yayının şimdilik yalnızca 9 abonesi var (biri de benim). Haftanın teknolojik gelişmelerini kısa kısa haberleştiren, ufak ufak yorumlayan bu bültenin bir benzeri bildiğim kadarıyla Substack’te yok. Teknolojiyle ilgiliyseniz yazıyı okumanızı, beğenirseniz abone olmanızı öneririm.

❓Sorulası

Bu haftanın sorusu, aynı zamanda Substack’teki ilk anketim, gezmek üzerine:

İki saat sürecek bir gezi rotası seçeceksiniz, hangisini tercih ederdiniz?

🤔 Düşünülesi

Bülteni, sevdiğim yazarlardan Mark Manson’ın “Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı (The Subtle Art of Not Giving a Fuck)” isimli kitabından bir alıntıyla kapatmak istiyorum:

“Daha fazla pozitif deneyim arzulamak, özünde negatif bir deneyimdir. Ve (çelişkili bir biçimde) kişinin negatif deneyimini kabullenmesi, özünde pozitif bir deneyimdir.” — Mark Manson

Size her daim pozitif olmayı, kötü tecrübeleri geçiştirmeyi, unutmayı, yok saymayı öğütleyen bir yazıya veya videoya denk gelirseniz, Mark’ın sözlerini hatırlayın.

Bültenin sonuna geldik! Son söz, sizin yazacağınız bir yorum olsun. Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
25 Ekim 2026

Beyn'de yayınlanan yeni yazıları epostayla alabilir,
yazıyı eposta kutunuzdan çıkmadan okuyabilirsiniz.

Yorum yapın