Daha kısa, daha sık

Geçen gün bir yazı okudum. O yazı, bu yazıya atıfta bulunuyordu, onu da okudum. Uzun süre önce düşünüp sonra vazgeçtiğim bir şeydi; bu yazılara denk gelince  üzerine tekrar düşünmeye karar verdim.

Bu yıl daha fazla yazı yayınlamaya çalıştım. Elimde bolca yazı fikri vardı, hâlâ var, ama her hafta doyurucu bir yazı yazma hedefimden uzaklaşmaya başladım. Ocakta 6 yazı, şubatta 2, martta 3, nisanda 5, mayısta 3, haziranda 4, temmuzda 3, ağustosta 3 yazı yayınlamışım; eylül ayınıysa tek yazıyla bitirdim. Bu dengesizliğin sebebi ne sizce? Bence hedefimin “doyurucu yazılar yazmak” olması. Mükemmeliyetçi bir yapım yok ama yazılarımın iyi olması için haddinden fazla zaman harcıyorum ve kötü yazılar yazmayı da kendime yakıştıramıyorum.

Belki de iyi/kötü ayrımına bu kadar odaklanmamam lazım. Her yazım içime sinmesin, içime sinmeyen yazılarımı da yayınlamaktan çekinmeyeyim. Nitelik elbette önemli ama yazma işinde nicelik de niteliği artıran bir şey: Daha sık yazarsam, daha iyi yazabilirim.

Daha sık yazabilmek için, belli bir kelime alt limitim olmamalı. “500 kelime civarı”nın iyi bir hedef olduğunu düşünürüm; ilk başta bu hedefi koymaktan vazgeçmeliyim. İyi bir yazı, 100 kelimeden de meydana gelebilir. Peki, özellikle kısa yazmak nasıl olurdu? Siz görmüyorsunuz ama bu yazı iki kat daha uzundu, kısalttım. Bazen içimi döktükten sonra gereksiz cümleleri (hatta paragrafları) sildim çünkü yazıya bir şey katmıyorlardı.

Taslaklarımda hâlâ bitiremediğim, upuzun yazılarım var. Bundan sonra hep kısa yazacağımın garantisini de veremiyorum: Okuyanları sıkmadığım sürece, yazılarımda gevezelik etmek hoşuma gidiyor. Yine de bundan sonra daha kısa yazılar yayınlamak istiyorum.

Son olarak; en önemli yazıların da iyi hazırlanmış yazılar olduğunu biliyorum. Üstelik uzun hazırlıklarla yazdığım yazıları hazırlama sürecinin kendisinin de gelişimime katkısı oluyor. Bu yüzden “daha kısa, daha sık yazma” işini “uzun yazılarım” ile bir arada yazmayı da deneyebilirim. Zaten Beyn’in neredeyse 16 yıllık serüveni de böyle denemelerle ve yanılmalarla dolu.

Sevgiler.

Barış Ünver
04 Ekim 2021