Beyn Bülteni #19 — Uzun yol, Şebnem, Derinkuyu, idrak

On dokuzuncu Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Bu bültende Anneler Günü’nü kutluyoruz, defter imalatı zanaatını izliyoruz, Derinkuyu’nun gizemlerine kafa yoruyoruz ve şehirle köy hayatlarını kıyaslıyoruz.

Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 32 kişiye teşekkür edeyim ve bültene başlayayım. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım!

Yazının her bölümünde ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.

🗨️ İç dökümü

🔸 Tüm annelerin ve anne adaylarının Anneler Günü kutlu olsun! 💐 Kelimenin tam manasıyla siz olmasaydınız biz olmazdık, kimse olmazdı.

🔸 Dün İstanbul Substack buluşmasındaydım. Başak Bingüler’in efsane sunumuyla çok güzel bir sohbet ortamı oluşturduk, saatler aktı gitti, tabii ki yetmedi. Aylardır benim veya katılanların yazdıklarını okuyup “keşke gitseydim” diyorsanız daha fazla ertelemeyin, önümüzdeki Ankara ve İstanbul buluşmaları için şimdiden Kommunity’de Substack Türkiye’yi takibe alın. (Etkinliklerin kayıtları genellikle etkinlikten 1-2 hafta önce açılıyor.)

🔸 Haftanın başında çok görüşmediğim ama pek sevdiğim bir arkadaşımın beni her yerden sildiğini gördüm. En son lisedeyken yaşadığım türden bir tecrübeydi ama koskoca adamın bir ergen gibi davranmayacağını düşündüm, bilmeden ona karşı bir hata işlediğimi düşünüp üzüldüm, sebebini sorayım dedim, sordum. Cevap vermeye tenezzül etmeyince üzüntüm biraz geçti. 40 küsur yaşında adamsın, birini hayatından çıkartıyorsan sebebini bildirecek kadar olgun olman gerekir; mertçe konuşmak yerine bu yaşında “ghosting” işine girmek sana yakışmadı dostum. Eski dostum.

🔸 Dün sabah Burcu’yla ilk defa uzun yola çıktık, Anneler Günü için Ankara’dan İstanbul’a geldik. İkimiz de yeni şoförüz dolayısıyla yepyeni bir tecrübe oldu bizim için. İlk 100 kilometreyi Burcu sürdü, sonra bir o kadar ben sürdüm, sonra 60 kilometre civarı yine Burcu sürdü, yolun kalanı bendeydi. Daha erken araç kullanmamak en büyük “keşke”lerimden birine dönüşüyor.

🔸 Galatasaray şampiyon! Zor bir sezonu daha geride bıraktık: Şampiyonlar Ligi’nde üst klasman takımlarla müthiş çarpıştık (Gerek dibin dibini gören Türkiye ekonomisi, gerekse Arap sermayesiyle büyüyen Avrupa futbol sektörü yüzünden maalesef Avrupa futboluyla aramızdaki makas kapanmayacak şekilde açıldı.); ligde de defalarca tökezlememize rağmen mutlu sona ulaştık. Tebrikler!

🔸 Bu hafta da yeni yazı yayınlayamadım, tek bültenle haftayı kapatıyorum. Yazdım ama kurgusu hiç iyi olmadı, baştan yazmam gerekiyor. Affedin arkadaşlar.

📺 İzlenesi

İzlenesi videoların ilkinde, Türkçe rock’ı keşfeden bir yabancının tepkilerine gururlanalım:

Bu tarz “reaksiyon videoları” genellikle reaksiyon verdiği şeylerin hayran kitlelerinden etkileşim almaya yönelik oluyor. Bu video da muhtemelen bu amaçla çekilmiş (kanalın konsepti dünya müziklerine reaksiyon vermek üzerine) ama verdiği tepkilerin samimiyeti hoşuma gittiği ve biraz da koltuklarımı kabarttığı için paylaşmak istedim. Barış Manço ve Şebnem Ferah’a verdiği tepkiler çok iyi 😂

Haftanın izlenesi bir diğer videosu, belgesel tadında bir defter imalatı üzerine:

Bu tarz “nasıl üretiliyor” videoları çok hoşuma gidiyor. Hele işin içinde bir zanaat varsa o videoyu hipnotize olmuş gibi izliyorum. Bu videoyu da gözümü kırpmadan izledim valla.

🎧 Dinlenesi

Dinlenesi müzik köşemizde bugün, psikedelik müziğin Türkiye’deki kaliteli temsilcilerinden Elektro Hafiz var:

Çukur dizisini izlemedim ama izleyenler bu müziği tanır diye tahmin ediyorum. Türünden bağımsız olarak, yaptığı müziğe ciddi anlamda emek veren ve bunu gösteren insanlara müthiş saygı duyuyorum.

Yürürken dinlemelik podcast olarak da, Derinkuyu Yeraltı Şehri üzerine bir, öhm, yorum videosu sunmak istiyorum:

Anlatılan iddialar gerçekten ilginç geldi. Dümdüz bir çukur kazmanın bile ne kadar zahmetli olduğunu herkes bilirken, koskoca bir yeraltı şehrinin ne kadar uzun sürelerde yapılabileceğini tahayyül bile edemedim. Resmî anlatısı da gerçekten saçma geldi, üzerine araştırmaya değer bir konu gibi. Ziyaret de etmeyi düşünüyorum.

(Gerçeği Bul kanalının videolarında ağır bir yapay zekâ üretimi görsel kullanımı olduğu ve gereksiz yere dikkat dağıttığını düşündüğüm için, videoyu izlemek yerine dinlemenizi öneririm. Anlattığı şeylerle gösterdiği şeyler arasında bu kadar kalite farkı olması da kanala dair bir eleştirim olsun.)

📗 Okunası

Bu haftanın okunası yazıları olarak, mayıs ayında hayata gözlerini açan iki yepyeni Substack bültenine götürmek istiyorum sizi:

🔸 “Anne Bak İnternette Ne Buldum Vol.1” — Yeşim Özbirinci

🔸 “🎙️21.7 FM – Zemzem Tower Kütlesi, Hantavirüs, LP, Bursa Bülbülü, Nina Simone, Ötanazi” — Elif Ayşen Benli

Beyn Bülteni’nin bu iki bültene birden ilham olduğunu öğrenmek inanılmaz güzel hissettirdi. Hem Elif Ayşen Benli hem de Yesh’e teşekkür etmek istiyorum, atıfta bulunarak beni onore ettikleri için ❤️❤️.

🤔 Düşünülesi

Haftanın düşünülesi sözü, yapay zekâ üzerine çalışan en önemli kişiliklerden biri olan Andrej Karpathy’nin alıntıladığı bir tweet:

“Düşünmeyi delege edebilirsiniz ama idrakınızı delege edemezsiniz.” — Yacine B.

Yapay zekâ üzerine yazdım da yazdım da yazdım da yazdım, okuyanlar yapay zekâyı sevdiğimi ama yapay zekânın yanlış kullanımından nefret ettiğimi iyi bilir. “Nefret” kelimesini çok sık kullanmam; bu güçlü duygunun bu bağlamdaki sebeplerinin başında, yapay zekâyı gerçek zekânın taşeronu gibi kullanma saçmalığı geliyor. Ben düşünme işini de delege etmememiz gerektiğini düşünüyorum ama alıntıladığım cümle benimki gibi bir yorum değil—bir gerçeği dile getirmiş Yacine.

❓ Sorulası

Haftanın bültenini şu soruyla kapatalım:

Şehir hayatı mı, köy hayatı mı? Neden?

Benim bu soruya cevabım şehir olacak. Şehirden uzaklaştığımda rahatlasam bile, insanların az olduğu bir yerde yaşamayı (en azından bu yaşımda) isteyeceğimi sanmıyorum. İnsanları da çok sevdiğimden değil (😂) ama insansız bir ortamdaki eksikliği de net hissediyorum.

Bültenin sonuna geldik! Yazının başında rica ettiğim gibi notlar aldıysanız ve yazının altında yorum olarak paylaşmaya karar verdiyseniz, beni inanılmaz mutlu edersiniz. Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
10 Mayıs 2026

Beyn'de yayınlanan yeni yazıları epostayla alabilir,
yazıyı eposta kutunuzdan çıkmadan okuyabilirsiniz.
Abone olmak için tıklayın: beyn.substack.com