Otuz yedinci yaşımdan on bir not

Bugün benim doğum günüm. Hem sarho… yok yok, bilgisayar başına oturdum, yazı yazıyorum işte. “37 yılda aldığım 37 ders” gibi daha kallavi bir yazı yazmak istedim ama hayatımdan o kadar fazla ders çıkarmamış olabilirim. Onun yerine geçtiğimiz 365 günde yaşadıklarım üzerine 11 kısa not yazmaya karar verdim. Madem 37 yaşı bitirdim, niye 37 paragraf yazmıyorum? …

Tamamını Oku

Mutluluk bir yan üründür

Chris Williamson, Mayıs 2025’te yazdığı bir yazıda, mutluluğun iki engelinden biri olarak gördüğü “istek” olgusunu, Naval Ravikant’ın bir alıntısıyla açıklıyor: “Mutluluk, hiçbir şeyin eksik olmaması durumudur. Hiçbir şey eksik olmadığında, beyin kendini kapatır: Pişmanlık hissetmek için geçmişe gitmez, bir şeyler planlamak için geleceğe gitmez.” — Naval Ravikant Bu da çok güzel bir alıntı ama yazımızın konusu, …

Tamamını Oku

Algoritmalar ve sosyal medyanın ölümü

Geçenlerde şöyle bir aforizma salladım: Tabii ki hiç etkileşim almadı. Artık kabulleniyorum: Sosyal medyada görünür biri değilim. Eskiden üzülüyordum buna ama Twitter detoksumun ardından daha rahatım, eskisi gibi dertlenmiyorum. Neden? Sosyal medyanın sosyalliğini yitirdiğine ikna oldum, ondan. Sosyal ağları tanımak için eskilere gitmemiz gerekiyor. Ama çok eskilere, en eskilere, internette sosyalleştiğimiz proto-sosyal ağlara. Sosyal ağlarla özgürleştik… IRC protokolünü, mIRC programını hatırlayan …

Tamamını Oku

Hikâyelere neden ihtiyacımız var?

Sıkıcı bir kitaptan muhteşem bir sayfa getirdim sizlere. Çok beğendiğim Domingo Yayınevi’nden çıkan, çok da beğenmediğim Transandans kitabından bahsediyorum. Kitabın ismini “Aşkınlık” olarak da çevirebilirlermiş; insanlığın “biyolojik sınırlarını aşarak” gezegenin baskın türü haline geldiğini inceliyor kitap. Neyse. Kitabın seksen ikinci sayfası, şu cümleyle başlıyor: “Kayaların yanına gitme, tehlikeli” uyarısını hatırlama—dolayısıyla hayatta kalma—ihtimalimiz, “Kuzenim bir gün …

Tamamını Oku

Twitter detoksumdan aldığım dersler

Dikkat ekonomisi diye bir kavram var. (“Attention economy” kavramını ben “ilgi ekonomisi” diye çevirirdim ama yaygın kullanım “dikkat ekonomisi”.) Bilgi çağında dikkatimizi (ilgimizi) sınırlı bir kaynak olarak ele alan şirketler, bizdeki bu kıt kaynağı alıp/çalıp ellerindeki enformasyonu yayarak trilyon dolarlık şirket değerlerine ulaşıyorlar. Yeni bir şey söylemiyorum, özellikle bilişim sektörüyle uzaktan yakından alakalı çoğu insanın …

Tamamını Oku