Belki de “delikanlı” olmamak lazım

Belki de “delikanlı” olmamak lazım

Tayyip Erdoğan çok delikanlı adam. Valla bak. Esiyor, gürlüyor, zerre taviz vermiyor, önünde kimse duramıyor…

Sorun da bu işte: Önünde kimse duramıyor. Kimse onu görmek istemiyor artık. Bu öfke, bu asabiyet insanları sıkıyor (ya da korkutuyor) ve herkes yanından, yamacından uzaklaşıyor. Eski dostları bir noktadan sonra onun sağından, solundan ayrılıyor… hatta karşısına geçiyor. Abdüllatif Şener bunun ilk örneklerindendi, Fethullah Gülen ve Abdullah Gül de son örneklerinden.

Yanında kalan insanlar, kendisini kızdırmamak için olsa gerek, sözünden çıkmayan ve o ne derse yapan insanlar. Zaten yakınında kalanlar birer birer ondan uzaklaştıkça, sözünden çıkmayacak yakınlar arıyor. Bu durum öyle bir raddeye geldi ki, jölesiyle meşhur Yiğit Bulut’u aldı bu sefer yanına, başdanışman olarak. Peki, onun sözünden çıkmayan ve onu hiçbir şekilde eleştiremeyecek insanlardan oluşan bir çevrenin, Erdoğan’a ne gibi bir faydası dokunabilir? Faydadan çok zarar verdiği kesin zira övgü ve takdir elle tutulur bir yarar sağlamaz.

Hani keşke “Yapısı bu, huyu böyle, yapacak bir şey yok.” diyebilsek; onu da diyemiyoruz. Adam koskoca ülkeyi yönetiyor arkadaş! Taviz vermez tavrı, öfke dolu hitabeti, sözümona “delikanlılığı” yüzünden bütün komşularımızla irili ufaklı sorunlarımız var. Azerbaycan’la bile aramız limoni! Dış politika uzmanımız (?) Ahmet Davutoğlu’nun “komşularla sıfır sorun” kavramının çoktan çöktüğü günümüzde, Erdoğan’ın dış politika başdanışmanı İbrahim Kalın’ın “değerli yalnızlık” kavramını yedirmeye çalışıyorlar. Düşünün bunları.

Eskiden bir tek Yunanistan’la takışırdık, şimdi bölgedeki hiçbir ülkeyle anlaşamıyoruz; anlaşamamayı bırak, posta üzerine posta yiyoruz. En son Mısır’daki olaylar için “Mısır darbesinin ardında İsrail var.” diye bir laf ortaya attı; İsrail kaale bile almayıp “Bu üzerine yorum yapmaya değmeyecek o açıklamalardan biri.” diye dalgasını geçerken, Mısır’daki darbe hükümeti ise “Batılı bir ajandan vatanseverlik dersi almaya ihtiyacımız yok.” diye -kavgada bile söylenmeyecek- bir yanıt verdi. Başbakan’ı sevenler de, sevmeyenler de şu soruyu sormalı: Koskoca ülkenin Başbakan’ı bu laflara layık mıdır? “Bölgenin süper gücü” böyle mi olunur Allah aşkına?

Hadi tamam, bütün ülkelerle kavga edelim, ülkeyi dışarıya komple kapatalım, Kuzey Kore gibi bir şey olalım. E, içeride de huzur yok ki arkadaş? Ramazan ayında bile her Allah’ın günü, her iftarda öfke ve ayrımcılık akan konuşmalar, nutuklar dinledik. Gezi Parkı’nda insanlar ölüyorken polislerle yaptığı iftarda, sanki inadına dermiş gibi “Bugün polisimizle gurur duyuyoruz.” dedi. Komşusunu komşusuna gücendirmek istedi, “Tencere-tava çalan komşunu ihbar et!” çağrısı yaptı. Ülkeyi yöneten biri, ülkesinin insanlarını birbirine düşürmeye bu kadar uğraşır mı?

Bir de eğlenceli bir örnek vereyim: Google’da “tayyip erdoğan” diye arattığınızda en üstte, ilk öneri olarak çıkan arama terimi “tayyip erdoğan kızgın” şeklinde – yani Erdoğan’ın kızgın fotoğrafları öneriliyor:

Recep Tayyip Erdoğan'ın Google Görsel Arama sonuçları

Bir “lider”in internette en çok aratılan özelliği, öfkesiyse, buna ne yorum yapılır?

Yazıyı, bir soruyla bitireyim.

Recep Tayyip Erdoğan’dan önceki liderler (Ahmet Necdet Sezer ve Bülent Ecevit -niyeyse- başta olmak üzere) diğer dünya liderlerine öfkeyle yaklaşmadıkları için, onlara restler çekmedikleri için, uluslararası diplomasiye uygun davranışlar sergiledikleri için, “pısırık” ve “dış politikada etkisiz” olarak ilan ediliyor. Şimdiki liderimiz de beyzbol sopalı fotoğraflara maruz kalıyor, kınanıp duruyor, kaale alınmıyor ve hatta kendisiyle alenen dalga geçiliyor ama onu değil, şunu soracağım: Ülkemizin iç ve dış ilişkilerinde o zaman mı daha iyiydik, şimdi mi daha iyiyiz? Liderimiz “delikanlı” olduğunda mı daha başarılıyız, sakin olduğunda mı?

Yöneticinin delikanlı olması elbette göze daha hoş gözükür, insan yöneticisiyle gurur duyar falan… Ama gözle görülür bir fayda sağlamıyorsa ve hatta tam tersine ülkeye zarar veriyorsa, belki de delikanlı olmamak gerekir.

Sevgiler.

Barış ÜnverBarış Ünver: Web geliştirici, yazar. Beyn'in kurucusu. Siyasi gelişmeleri yakından takip eder. Amatör olarak siyasetle ve tiyatroyla ilgilenmektedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular