Beyn Bülteni #26 — Ölü Deniz, Nordik türkücüler, kozmik kibir, dikkat kıtlığı

Yirmi altıncı Beyn Bülteni’ne hoşgeldiniz! Bu bültene bir özeleştiriyle başlıyorum, müthiş komik videolarla devam ediyorum, epey düşündüren yazı ve alıntılarla bülteni bitiriyorum.

Beyn’e geçtiğimiz yedi günde abone olan 30 kişiye teşekkür edeyim ve bültene başlayayım. Önceki bülteni okumak isterseniz buraya tıklayın, sonra da yeni bültene başlayalım!

Yazının her bölümünde ufak ufak notlar alıp, yazının sonunda yorum olarak paylaşırsanız okumayı ve yanıtlamayı çok isterim.

🗨️ İç dökümü

🔸 İki hafta önce annemin ameliyatı başarılı geçmişti, bu hafta da babamın ameliyatı başarılı geçti! En kısa zamanda o da ayağa kalkacak inşallah.

🔸 Uzun süredir (2 ay olacak) beklediğim bir ödeme vardı. Gecikmesinin sebebini ayrıca yazacağım ancak geciktikçe kafayı taktığımı, gereksiz derecede gerildiğimi kabul ediyorum. Bu hafta nihayet o ödemeyi aldım ve… hayatımda hiçbir şey değişmedi. İki ay önce gelse çok sevinecektim, iki ay gecikince içimden sevinmek gelmedi. İki ay boyunca üzüldüğümle kaldım. Neyse.

🔸 Her hafta, haftalık yapılacaklar listesi hazırlıyorum. Sonra, o listenin en az yarısını tamamlıyorum. Sonra, sonraki haftanın listesini yaparken biten haftada tamamlamadığım görevleri başlayan haftanın listesine aktarıyorum. Sonra o listenin de en az yarısını tamamlıyorum. Böyle böyle aylarca sonraki haftaya ertelenen görevlerim var 😂 ama genel olarak haftalık yapılacaklar listeleri epey işime yarıyor.

🔸 Araba kullanma konusunda epey mesafe katettim (hem mecazen, hem gerçekten). Yalnız her seferinde yola çıkarken “ulan acaba iyi kullanabilecek miyim” hissi hasıl oluyor. 37 yaşında araba kullanmaya alışan ve her gün kullanmayan biri olarak her seferinde bu hisse kapılacakmışım gibi geliyor. Sizce?

📺 İzlenesi

Haftanın izlenesi filmi, Deniz Göktaş’ın hem ismiyle, hem dekoruyla kelle koltukta yaptığı müthiş stand-up gösterisi:

Deniz Göktaş’ı şubat sonunda izlemeye gitmiştik, inanılmaz iyi bir performansı vardı, karnımız ağrıya ağrıya çıkmıştık gösteriden. Bu gösterisi de gereksiz yere gündeme girdi, şakasını yaptığı tahammülsüzlükle karşılandı ama siz Beyn okurlarının IQ ve tahammül seviyeleri bu gösteriyi beğenerek izlemeye müsaittir diye düşünüyorum.

Haftanın izlenesi videosu da, bir üniversite hocasının, sınavını “başarıyla” geçen öğrencileriyle girdiği münakaşa ve sonrasında gelişenlerden oluşan bir komedi skeci (İngilizce):

Herkes İngilizce bilmek zorunda olmadığı için mümkün mertebe Türkçe veya Türkçe altyazılı işler paylaşıyorum ama bunu paylaşmayı da çok istedim. “Komedi skeci” desem de birçok kısa filme taş çıkaracak, derinlikli bir anlatısı var. Umarım beğenirsiniz.

🎮 Oynanası

Mini golf sever misiniz? Ben gerçek hayatta neredeyse hiç oynamadım ama oynadığımda çok sevmiştim, internette de oynamayı severim. Putt.day sitesinde de bütün dünyayla birlikte her gün bir parkur oynuyorsunuz.

Bu bültende nadiren oyun paylaşıyorum ama paylaştığımda da en eğlencelilerini size getirmeye çalışıyorum. Her hafta paylaşmamı ister misiniz? İsterseniz lütfen yorumlara yazın.

🎧 Dinlenesi

Dinlenesi müzik köşemizde bugün Nordik türkücüler var:

Heilung, yani “Şifa”, üç ülkeden (Danimarka, Almanya, Norveç) üyeleri olan bir deneysel müzik grubu. Alman ve Nors mitolojilerine ait temaları, metinleri kullanarak üretiyorlarmış eserlerini. Grubu aslında “Hakkerskaldyr” isimli eseriyle tanıdım ama burada “Krigsgaldr” isimli çalışmalarını paylaşmak istedim. Zaten hoşunuza giderse bağımlısı olacaksınız! 😎

Yürürken dinlemelik podcast olarak da, podcast sayılmaz gerçi, Türkiye A Millî erkek futbol takımımızın kısacık Dünya Kupası serüveninin kısacık bir yorumu var:

Ufuk Kaan Karacan’ın yorumlarını beğeniyorum. Kimseye eyvallahı olmadığı gibi kimseye de kin tutmaz, eleştirisini de övgüsünü de sakınmaz. L1 Üçgen kanalını da yıllardır takip ederim, bugüne kadar duruşuyla veya sözleriyle beni hayal kırıklığına uğratmadı. Bu videosunda da TFF’nin ve millî takımın neleri doğru, neleri yanlış yaptığının üzerinden geçmiş (“içinden geçmiş” de diyebiliriz).

📗 Okunası

Bu haftanın okunası yazısı, Kadriye Boz’un tependeki güce ve sürece güvenmek üzerine mini bir manifestosu:

🔸 “Sana İsabet Edecek Olana Kimse Engel Olamaz” — Kadriye Boz

Kontrol takıntımıza “kozmik kibir” dendiğini ilk defa bu yazıdan öğrendim. Müthiş.

🤔 Düşünülesi

Haftanın düşünülesi sözü, Nobel ödüllü ekonomist Herb Simon’ın efsanevi bir tespiti:

“Bilgi açısından zengin bir dünyada, bilgi bolluğu başka bir şeyin yokluğu anlamına gelir: bilginin tükettiği şey her neyse onun kıtlığı. Bilginin neyi tükettiği ise oldukça açıktır: alıcılarının dikkatini tüketir. Dolayısıyla, bilgi bolluğu bir dikkat yoksulluğu yaratır ve bu dikkati, onu tüketebilecek bilgi kaynaklarının aşırı bolluğu arasında verimli bir şekilde paylaştırma ihtiyacını doğurur.” — Herbert A. Simon

Güzel bir paragraf, iyi bir tespit olduğu kesin ama bu cümleleri 1971 tarihli bir konuşmasında kurmuş olması beni inanılmaz şaşırttı. Bilgisayar ağlarının daha emekleme aşamasında olduğu, en teknolojik iletişim cihazının faks makinesi falan olduğu bir dönemde “Paylaşılan bilgi miktarı çoğaldıkça dikkatimiz azalacak.” diyebilmek muazzam bir öngörü ister.

❓ Sorulası

Bülteni şu soruyla kapatalım:

Tek bir sanat eserinin orijinaline sahip olma hakkınız olsaydı, bu hangisi olurdu?

Bana sorarsanız; resme çok meraklı olmasam da, beni (niyeyse) çok etkileyen Yıldızlı Gece resmine sahip olmak isterdim galiba. Sebebini sormayın, cevap vermeye çalışırken saçmalarım.

Bültenin sonuna geldik! Yazının başında rica ettiğim gibi notlar aldıysanız ve yazının altında yorum olarak paylaşmaya karar verdiyseniz, beni inanılmaz mutlu edersiniz. Haftaya görüşürüz!

Barış Ünver
28 Haziran 2026

Beyn'de yayınlanan yeni yazıları epostayla alabilir,
yazıyı eposta kutunuzdan çıkmadan okuyabilirsiniz.
Abone olmak için tıklayın: beyn.substack.com