Dış güçlerden kimin korkması gerekir?

Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomik sıkıntılardır. Bunu görmek için alim olmaya, ekonomist olmaya gerek yok: Ekonomisi iyi olan bir Türkiye’de refah yükselir, insanların dertleri büyük ölçüde azalır, genel asabiyet seviyesi düşer ve diğer sorunlar daha çekilir hale gelir veya daha kolay konuşulabilir.

İkna olmadınız mı? Irkçı veya din istismarcısı terör örgütleri, iyi bir ekonomide yandaş bulmakta zorlanır. Eğitim sorunları, ekonomik sıkıntılar giderildiğinde kökten çözülebilir. Ekonomimiz iyi olduğunda enerjide dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak köklü projelere daha fazla kaynak ayırılabilir. Daha sayayım mı?

Neyse, konumuz bu değil zaten. Konumuz, genellikle ekonomik sıkıntıların arttığı dönemde sunulan bir argüman: “DIŞ GÜÇLER BÜYÜMEMİZİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR.”

Atatürk’ü önder edinmiş birisi olarak bu argüman bana çok, çok zayıf geliyor. Dış güçler bizi engellemeye çalışıyormuş. Eee?

O “dış güçler”in doğru dürüst tanımlanmaması da ayrı bir gariplik: Ya kimsenin bilgi sahibi olmadan her şeyini anlattığı Illuminati gibi örgütler söylenir, ya bütün dünyayı yöneten 7 veya 13 ailenin isimleri geçer, ya da bir bütün olarak Almanya zikredilir (çünkü 83 milyon Almanya vatandaşının en önemli işi bizi mahvetmektir, ilköğretim müfredatlarında “Türkiye’yi engellemek” diye ders vardır). Neyse, bunu da geçelim.

Yav, dış güçlerin işi zaten başkalarının iç işlerine karışmak, onların ekonomilerini bozmak değil midir? Eee, o zaman bu dış güçlere karşı bizim yöneticilerimiz ne iş yapar?

Benim önderim, Mustafa Kemal Atatürk, zamanında o dış güçlerin en net şekilde tanımlandığını gördü. Devlet devlet, ülke ülke isimleri belliydi. Hepsi açıkça bizim karşımızdaydı, hepsi açıkça bizim büyük devletimizi çökertmek ve bizi işe yaramaz, güdük kalmış bir millete dönüştürmek istiyordu. Atatürk o dış güçlere karşı bütün milleti örgütledi (ayırmadan, ötekileştirmeden, bölmeden yaptı bunu) ve milletimiz o dış güçleri dize getirdi. Sevr’i bize zorla imzalatan o dış güçlere biz de Lozan’ı imzalattık ve önce siyasi bağımsızlığımızı, ilerleyen yıllarda da ekonomik bağımsızlığımızı kazandık.

Bugünün önderleri, liderleri ne yapıyor? Bizi işe yaramaz, güdük kalmış bir millete dönüştürmek isteyen dış güçlere neden karşı gelemiyoruz? Neden o dış güçleri net bir şekilde tanımlayıp, onları dize getiremiyoruz? Bizim dış güçlere karşı dik durmamızı yine dış güçler mi engelliyor, yoksa bugün ülkemizi yönetenler mi dik duramıyor?

Benim görüşüm açık, net: Dış güçlerden şikayet edip hiçbir şey yapamayan bir yönetim, yönetemiyor demektir. “Hayır, şöyle dik duruyoruz” diyenlerin görüşlerine saygı duyarım, ama her şey ortada:

  • Paramızın değeri kalmadı.
  • İşçilerimizin yarısından fazlası asgari ücretle veya (kayıt dışı olarak) daha düşük ücretlerle çalıştırılıyor.
  • “Mega” diye markalanan (gerekli veya gereksiz) projeler birkaç yandaş firmaya, maliyetinin onlarca, bazen yüzlerce katı paralara yaptırılıyor ve hepsi bizim vergilerimiz tarafından ödeniyor.
  • Ha, bu arada vergilerimizin nereye harcandığı da bilinmiyor, devlet sırrı kapsamına giriyor ve bunu denetlemesi gereken kurumlar işlevsiz bırakılıyor.

Dış güçlerden önce, iç güçlerin ekonomimize nasıl etki ettiğine bakalım bence. İç güçlerden kastım, dahili bedhahlar. Kılıştar’ı diyorum Kılıştar’ı.

Sevgiler.

Barış Ünver
11 Ocak 2021