Sinirlendirmeyin başbakanı!

Başbakanımız yine sinirli bu aralar. Gündem olması gerektiği yere, ekonomiye döndü; ondandır diye tahmin ediyorum. Haftalardır saçma sapan kağıtlarla, cemaatçi askerleri sivil mahkemelerde yargılatmak için geceyarısı yapılan hinliklerle uğraşıyoruz. Bu sahte gündemlerden bunalmışken sonunda milletçe aç dolaştığımızı hatırladık ve asıl gündeme, başbakanımız tarafından ısrarla teğet geçtiği iddia edilen ekonomik krize döndük. Gerçi 1 hafta falan ancak konuşuruz bunu ama olsun, hazır gerçek gündeme dönmüşken azıcık keyfini çıkaralım.

Önce hikayeyi anlatalım: Türk-İş, hükümetin teklif ettiği %3,5-%4 maaş zammını yeterli bulmayıp demokratik haklarını kullanarak greve gideceklerini bildirdiler. Recep Tayyip Erdoğan da sanki bu eylem kendisine yapılmış bir hakaretmiş gibi (bir başka deyişle, her zamanki gibi) gardını aldı ve “…buyursunlar gitsinler.” dedi. Açıklama şöyle:

İşçilerle masadayız ve kendilerine diyoruz ki: Gelin bak etmeyin. Size 2009 için 3 4.5 yani ilk 6 ayda yüzde 3, ikinci 6 ayda yüzde 4.5 zam yapalım. Eğer yıl sonu itibarıyla bu yaptığımız zam enflasyonun altında kalırsa aradaki farkı size ödeyeceğiz, enflasyon farkını ödeyeceğiz.

Şu anda Ereğli Demir Çelik’te işçilerin maaşı yüzde 30 düşük olarak toplu sözleşme imzalandı. Macaristan’da sendikalarla yüzde 30 düşük sözleşme imzaladılar. Daha biz böyle düşük bir şey imzalamıyoruz sizinle. Tam aksine diyoruz ki: 3 4.5 olarak gelin bu işi imzalayalım. Eğer enflasyonun altında kalırsa aradaki farkı da vereceğiz. Çünkü sizi enflasyona ezdirmeyeceğiz, sözümüz bu.

Bunun da istismarını yapıyorlar. Şimdi de diyorlar ki efendim neymiş, ‘greve gideceğiz.’ Kusura bakmasınlar, eğer greve gideceklerse buyursunlar gitsinler. Gücümüz neyse bunu vereceğiz. Bana ait özel kasalarım yok.

Kaynak

Açıklamadan çıkan anlam şu:

Bakın millet %30 düşük sözleşme imzalıyorlar; biz gene lütfedip zam yapıyoruz. Ona da kızıyorsunuz, greve gidiyorsunuz. Giderseniz gidin; millet maaşlarını düşürürken siz zam istiyorsanız siz beni ilgilendirmezsiniz.

Başta belirttiğim gibi, başbakanımız yine sinirlenmiş. Bunun yanında bir de ekonomik krizin hakikaten “teğet geçtiğine” kendisini iyice inandırmış (veya kendi çevresine teğet geçtiği için ekonomik krizin şiddetinden hala bihaber) ve Macaristan‘daki ve Ereğli‘deki birer örnekten yola çıkarak işçilerin kendi maaşlarını düşürmelerini bekliyor. Macaristan‘daki krizi bilemem; Ereğli‘deki sözleşmenin de nasıl şartlarda imzalandığını bilmediğim için yorum yapamıyorum. Zorla imzalatılmış bile olabilir. Şu krizde milletin “Maaşımızı düşürün!” diyeceğini aklım almıyor çünkü.

Türk-İş de güzel bir hatırlatmayla yanıtını verdi:

Henüz ilgili bakanla görüşmelerimiz sürerken, Başbakan’dan gelen ‘vermiyorum, greve git’ yaklaşımı eğer bir restse biz bu resti de görürüz. Ama Başbakan’ın yaklaşımı talihsiz bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım kamu işçisinde kızgınlık ve öfkeye neden olmuştur. Başbakan bu yaklaşımıyla ‘çalışanları enflasyona ezdirmiyoruz’ söylemini kendi kendine tekzip etmiştir. Çünkü bizi sadece hakkımızı, yani enflasyondan doğan kayıplarımızın telafisini istiyoruz.

Kaynak

Başbakanımızın, bir başbakanda olması gereken sinirsel dayanıklılığa sahip olmadığını daha önce de söylemiştim. Bu yeni icraatı da bunun bir başka kanıtı oldu. Bir başbakandan beklenen, halkın şikayetlerini her zaman dinlemesi ve buna göre halkı memnun edecek icraatlarda bulunması iken Recep Tayyip Erdoğan herkese cevap vermeye çalışıyor; bu çok anlamsız. Herkesi memnun etmesi elbette ki mümkün değil fakat şikayetlere, eylem kararlarına ve benzer tepkilere sinirlenmesi hoş olmuyor.

Kendisine biraz daha sakin olmasını önermek istiyorum ama bana da kızar, bağırır diye de korkmuyor da değilim.

Barış ÜnverBarış Ünver: Web geliştirici, yazar. Beyn'in kurucusu. Siyasi gelişmeleri yakından takip eder. Amatör olarak siyasetle ve tiyatroyla ilgilenmektedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular