Sustun, sıra sana geldi

Sustun, sıra sana geldi

Yok yok, merak etmeyin, The Cemaat’i övecek değilim. Aksine; başından beri AKP’yle kol kola hareket eden, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarına açıkça destek verip alkış tutan, Türkan Saylan öl(dürül)düğünde ses etmeyen, Gezi eylemleri sırasında hitap ettiği kesimi biz eylemcilere karşı kışkırtan, öküz ölünce de birdenbire mağdur edebiyatına başlayan bu “çakma muhalif” gruba sempatim değil, antipatim arttı. Eskiden yerleri belliydi, şimdiyse yer değiştirip başından beri sütten çıkmış ak kaşık gibi davranmaları resmen kanıma dokunuyor.

Ama…

İşte bu “ama”, beni ve benim değerlerime sahip insanları, onlardan ayırıyor.

“Susma, sustukça sıra sana gelecek!” sloganı, ta 90’larda modaydı. O sırada ben çocuktum, sadece güzel bir ritme sahip olduğu için hoşuma gidiyordu ve çocuk aklımla o sloganı tekrarlıyordum. Anlamı da basitmiş ama çocukken pek kafam çalışmazdı, daha doğrusu siyasete pek (hiç) kafa yormazdım. Anladığım kadarıyla Fethullah Gülen ve cemaati de bu sloganın anlamını düşünmemişler.

Şimdi siyasetle daha çok ilgilendiğim için biliyorum: Cemaat her zaman güçlünün yanındaymış. 1980 darbesinden hemen sonra, Sızıntı dergisinde Fethullah Gülen’in Kenan Evren’e epey bir methiye döşemiş olduğunu okuyoruz. Milli Görüş’ün küllerinden AKP’yi doğuran, AKP’lilerin “mağdur kontenjanı”yla epey ekmeğini yediği 28 Şubat sürecinde de Gülen’in demeçlerini, videolarını, Zaman gazetesinin manşetini vs. internette bulabiliyoruz. Papa’yla görüşmeler, başından beri AKP’yle kanka olmalar falan, aynı hikayenin başka bölümleri.

Yalnız bu sefer Fethullah Gülen ve cemaati, onca yıllık tarihinde sanırım ilk defa, ciddi ciddi mağdur oluyor. Ergenekon’da yapılanların aynısı, Balyoz’da yapılanların aynısı, bir başka deyişle alkış tuttukları operasyonların aynısı, şu sıra kendilerine yapılıyor. Muazzam bir organize hareket, muazzam bir organizasyonla yok edilmeye çalışılıyor.

İşin “ama”sına geleyim:

Bu faşist operasyon da, cemaatin samimiyetsizliği kadar kanıma dokunuyor. Kabul edemiyorum, karşı çıkıyorum, itiraz ediyorum ve hatta lanet de ediyorum bu operasyona.

Siyasete karışan, dinî değerleri sömürerek ülke yönetimine karışmaya kalkışan bir cemaatin varlığını hiçbir zaman kabul edemem, ama ekonomik olarak beli kırılabilecek ve bu şekilde zayıflatılarak bitirilebilecek bir harekete bu şekilde sağlı sollu, tekme-tokat girişilmesini aklım almıyor.

AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın bu 14 Aralık Operasyonu’ndan kârlı çıkması mümkün değil. Toplumu sindirmeye kalkışan hiçbir hareket sürekli olmamıştır ama bu örneği de iyice acemicedir:

  • Mağduriyetin doruklarına çıkan cemaat ve haklının yanında, haksızın karşısında olan hakkaniyetli insanlar, AKP’den artık iyiden iyiye şüphelenmeye başlayan AKP’lileri saf değiştirmeye daha kolay ikna edecek,
  • Erdoğan’ın ülke yönetimindeki sertliği ve otokratlığın suyunu çıkarışı hem yurt içinde, hem yurt dışında her şekilde ve aklı başında herkes tarafından öfkeyle karşılanacak ve kınanacak,
  • Kendi oylarını korumaktan başka bir derdi olmayan, düşüşe geçtiği bariz bir biçimde görülen AKP’nin oyları bu sayede daha da düşecek.

Bunun yanında, şunu da düşünürken içim kan ağlıyor: Cemaat bu işin ekmeğini çoook yiyecek.

Canım arkadaşım, güzel abim, Allah’ın uzunu… 28 Şubat olmasaydı senin partin iş yapar mıydı, iktidara gelir miydi? Şimdi 28 Şubat’ın neredeyse karbon kopyasını Fethullah Gülen’e ve cemaatine uygulamanın mantığı nedir? Azıcık öngörülü olsana, 10 yıla kalmadan cemaatin siyasette büyük güç kazanma ihtimalini düşünmüyor musun?

Her neyse, şimdilik o korkuları bir kenara bırakacağım çünkü zaman, ezilenin yanında olmanın zamanı! Cemaatin yanında saf tutacak değilim ama araya biraz boşluk koyup, cemaatin biraz ötesinde ama cemaatle aynı tarafta yer alacak, bu faşist operasyona karşı çıkacağım.

Herkese de aynı şeyi öneriyorum.

Not: Yazı görseli olarak Fethullah Gülen’i kullanmak istedim ama normal bir fotoğrafı yerine, operasyona verdiği olası bir tepkiyi oluşturmaya çalıştım ve acayip içime sinen bir fotomontaj çalışması yaptım (Erdoğan’ın deyimiyle: “Fotoşok bunlar!”) Fotoğrafın orijinali burada, cemaatin hoşgörüsüne sığınıyorum efendim.

Barış ÜnverBarış Ünver: Web geliştirici, yazar. Beyn'in kurucusu. Siyasi gelişmeleri yakından takip eder. Amatör olarak siyasetle ve tiyatroyla ilgilenmektedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular